29 Aralık 2015

Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Yaban

Yaban, “ne bütün mânasiyle bir roman, ne bütün mânasiyle bir sanat ve edebiyat işidir”. (s. 14) Bu sözler yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na aittir. Yazar kendi eserini bu sözlerle açıklıyor.

Yaban, Kurtuluş Savaşı yıllarında bir Anadolu köyünde yaşanan acıları ve dolayısıyla da savaş sırasında bu toprakların gördüğü mezalimi, kıyımı bir nebze dile getiriyor. Yazar da o dönemde gördüklerini yıllar sonra bu romanı aracılığıyla aktardığını dile getiriyor. Bundan dolayı bu eserin tam anlamıyla bir edebiyat olmadığını da söylüyor:

20 Aralık 2015

Yusuf Atılgan - Anayurt Oteli

“Değişmez tek bir kesinlik vardı insan için: Ölüm.” (s. 135)

Yusuf Atılgan’ın “Anayurt Oteli” kitabındaki bu cümle aslında bir anlamda kitabı da özetliyor. Bir konak, sonradan otel olmuş. Daha önce konakta yaşayanlar bu dünyadan göçüp gitmişler. Şimdi konaklayanlar da otelde bir gün, bir kaç gün, bilemedin bir kaç hafta konaklar ve onlar da gidiyorlar. Aslında bu dünya da böyle bir yer. Kimsenin bu zamana kadar kalıcı olduğu görülmemiştir. Herkes gelip geçmiştir. Ağalar, beyler, hükümdarlar, krallar ve sultanlar.

30 Kasım 2015

John Steinbeck - Gazap Üzümleri

Büyük zorluklar, sıkıntılara rağmen hayat her zaman akar. Yaşam acılar, hüzünler içinde devam eder. Ölüm, doğum, hastalık, sevinç, üzüntü, endişe, arkadaşlık, kavga, çatışma ve anlaşmazlık, bunları önlemenin yolu yoktur. Eğer vakti gelmişse yaşanır.

John Steinbeck’in “Gazap Üzümleri”nde bunların hepsini ve daha fazlasını bulmak mümkün. Kitap, Joad ailesinin 1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı döneminde topraklarını terk etmek zorunda kalarak Kaliforniya’ya gitmelerini anlatıyor.

31 Ekim 2015

Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor

Amerikalı yazar Ernest Hemingway, “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” romanında bize İspanya İç Savaşı’ndan 4 günlük bir kesit sunuyor. İç savaşta “Cumhuriyetçiler” tarafında “Faşistlere” karşı gerillalarla savaşan bir Amerikalı Robert Jordan’ın hikayesi.

Kitapta anlatılanları anlamak için İspanya İç Savaşı’na kısa bir göz atmak gerekiyor. İspanya İç Savaşı, 1936'da bir grup milliyetçi generalin seçilmiş Cumhuriyetçi hükümet karşısında darbe düzenlemesi ile başlamış, 1939'da General Franco liderliğindeki milliyetçilerin zaferiyle sonuçlanmıştı. Savaşta 500 bin kişi ölmüştü. Savaşın sonunda zafere ulaşan ve iktidarını sağlamlaştıran General Franco'nun faşist rejimi 1975 yılında ölümüne dek sürdü.

11 Ekim 2015

Gabriel García Márquez - Yüzyıllık Yalnızlık

Her şeyin bir başlangıcı ve sonu var. Bu ister bir insan olsun, doğar, büyür ve ölür. İster bir aile olsun, gelişir, çoğalır ve sonunda ortadan kaybolur. İsterse de bir şehir ve kasaba olsun. Kurulur, gelişir, en parlar günlerini yaşar ve bir gün terk edilir, yok olur ve unutulur.

Tarihte böyle şehirleri çok gördük. Bir dönem ihtişamlı devletlere başkentlik yapmış, şimdi ise harabeleri arasında dolaştığımız ve antik kentler dediğimiz yerler.

26 Eylül 2015

Franz Kafka - Dava


Bir kitaba başlarken, bazı yazarlar bir giriş paragrafı ve ya bölümü ile başlıyor.  Anlatacağı kurmaca dünya ve çevresini betimleyen kısa ve ya uzun bir bölüm vardır bir çok romanın girişinde. Ancak Kafka’da bu girişleri göremezsiniz. Örneğin Dönüşüm’ün ilk cümlesini bilmeyen yoktur: “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” Gregor Samsa’nın kitabın sonuna kadar devam eden huzursuz düşlerini, dev bir böceğe dönüşmesini, adeta kitabın tamamını bu ilk cümlede bulabilirsiniz.

19 Eylül 2015

Thomas More - Utopia (Mina Urgan’ın İncelemesiyle)

Paranın, altının bir değeri ve önemi olmadığı bir yer düşünün. Mümkün mü? Şimdiye kadar öyle bir yer olmadı dünyada. Tamamen ütopik. Evet böyle bir yer olsa, ancak hayal ürünü olur ve olsa olsa Thomas More’un Utopia’sında olur.

İngiliz yazar, siyaset adamı ve hümanist Thomas More’un 1516 yılında yazdığı Utopia, hayali ancak mükemmel düzen ve topluma ulaşmış bir adayı anlatan kitaptır.

2 Eylül 2015

Jorge Luis Borges - Kum Kitabı

Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen Jorge Luis Borges’in Kum Kitabı isimli kitabı 13 öyküyü içeriyor. Öyküler arasında hangisi en iyisi sorusunun cevabı okura göre değişebilir. Ancak kitabın girişindeki Yazarın Notu kısmında Borges kendisinin en çok Kongre ve Kum Kitabı öykülerini çok sevdiğini bize aktarıyor. Tabii kitaba da bu öykülerden birinin adı verilmiş.

Kongre güzel bir öykü ancak kitaptaki ilk öykü olan Öteki ve son öykü Kum Kitabı ise benim en çok beğendiklerimin başında yer alır. Kongre en uzun öykü ancak kısa öyküler, gizem içerenler, gerilimli hikayeler de mevcut. Aslında her bir öyküye Borges ayrı bir tat katmış diyebilirim. Öykülerin girişleri ise okurken ayrı bir zevk veriyor. Hepsi sanki gerçek öyküymüş gibi... Son öyküde de Borges bu konuya şöyle değiniyor: “Bugünlerde, her uydurma öykünün gerçek olduğunu öne sürmek âdet oldu; benimki ama, gerçek.” (s. 92) İlginç bir hikaye girişi daha. Okurken bile “benimki ama, gerçek” derken yüzünüzde bir tebessüm oluşuyor.

Yazarın notu kısmında Borges kendisini etkileyen bir kaç yazardan şöyle bahsediyor:
“Bu kör alıştırmalarında, basit, zaman zaman günlük konuşma diline yakın üslupla fantastik bir olay örgüsünü birleştirerek, H. G. Wells örneğine sadık kalmaya çalıştım. Meraklı okur Wells’in adına, Swift'in ve 1838’de bize Arthur Gordon Pym’in Anlatısı'nın hayranlık uyandıran son bölümlerini bırakan Poe’nunkini de ekleyebilir.” (s. 7)

Kitapta son öyküden sonra ise bir sonsöz (sondeyiş) yer alıyor. Aslında önsöz yerine sonsöz yazmayı yeğlediğini belirtiyor yazar ve bunu da şu ilginç cümlelerle sonlandırıyor:
“Aceleyle kaleme alınan bu notların kitaba olan ilgiyi tüketmeyeceğini ve içerdiği düşlerin şu anda onu kapatmakta olanların konuksever hayal güçlerinde çoğalmayı sürdüreceğini umarım.

J.L.B.

Buenos Aires, 3 Şubat 1975” (s. 99)

Son olarak kitabı okurken ilginç gelen kısımlardan alıntılar şöyle: 

“... ve öbür kitapların arkasında gizli duran, Balkanlar'da cinsel gelenekler üzerine ciltsiz bir kitap.” (s. 10, Öteki)

“Bugün, işler kötü gidiyor. Rusya dünyayı ele geçirmekte; demokrasi boşinancıyla kösteklenen Amerika imparatorluk olmaya karar veremiyor.” (s. 12, Öteki)

“Taşralı yoksul bir genç için gazeteci olmak romantik bir yazgı olabilir; başkentli yoksul bir genç için bir sığırtmacın yazgısının romantik olabileceği gibi. Bugün kaba bir meslek görünen gazeteciliği istemiş olmam bana utanç vermiyor. Meslektaşım Fernàndez lrala’nın, gazetecinin yazdığının unutulup gittiğini, oysa isteğinin belleklerde ve zamanda iz bırakmak olduğunu söylediğini duymuştum.” (s. 24, Kongre)

“Yok etmede gizemli bir zevk vardır.” (s. 37, Kongre)

“Sözcükler, paylaşılmış bir hafıza gerektiren simgelerdir.” (s. 39, Kongre)

“Edwin’in ölümünden önce, belediye başkanı beni bürosuna çağırdı. Bölge papazı da yanındaydı. Küçük bir Katolik kilisesinin planlarını çizmemi istediler. Çalışmamın karşılığı iyi ödenecekti. Onlara hemen olumsuz yanıt verdim. Ben kendini Tanrı’ya adamış biriyim, putlar için tapınaklar kurma alçaklığını yapamam.” (s. 43, Başka Şeyler Daha Var)

“Başarısızlığımı önceden kestirmiştim ama bir şeyi öngörmekle, gerçekleştiğini görmek arasında fark var.” (s. 45, Başka Şeyler Daha Var)

“Biraz kendini beğenmişlikle yanıtladım:

– Basılı bir kitap. Bende ikibinden fazla var, doğal olarak bundan daha az değerli ve daha az eski.

Başlığı yüksek sesle okudun.

Gülmeye başladı.

– Kimse iki bin kitap okuyamaz. Dört yüzyıldır yaşıyorum da yarım düzineden fazla okumamışımdır. Zaten önemli olan okumak değil, yeniden okumaktır. Şimdi ortadan kalkan basımevi, insanlığın en beter afetlerinden biriydi, çünkü gereksiz metinleri başdöndürücü şekilde çoğaltmak yolundaydı.” (s. 71, Yorgun Bir Adamın Düş Ülkesi)

“Ateşi düşündüm, ama sonsuz bir kitabın yakılmasının da sonsuz olmasından ve yeryüzünü dumanıyla boğabilmesinden ürktüm.” (s. 96, Kum Kitabı)


Jorge Luis Borges
Kum Kitabı
Çev: Münir H. Göle
İletişim Yayıncılık
1988
103 sayfa

Not: Alıntılarında sayfa numaralarında sonra yer alan isimler, alıntının yer altığı öykünün ismidir.

21 Ağustos 2015

Antoine de Saint-Exupéry - Küçük Prens

Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens kitabı çocuk kitabı olarak basılıyor ve satılıyor. Ancak çocukların beğeneceği ve çok seveceği yerler olmakla birlikte, büyükler için de çok önemli nasihatler içeriyor kitap.

En başta büyüklerin “çok önemli” işlerle uğraşmaktan çocuklara vakit ayırmaması, onların yaptığı “küçük” şeyleri takdir etmemesi ve anlamaya çalışmamasını gösterebiliriz. Kitapta anlatıcı, küçüklüğünde fil yutmuş bir boa yılanı çizerek büyüklere gösterdiğini söylüyor. Ancak büyükler bunun şapka olduğunu düşünüyor. Daha sonra resmi daha da anlaşılır hale getiriyor. Ancak aldığı cevap resim yapmaya küstürüyor kendisini:

2 Ağustos 2015

Vincent van Gogh (1853 – 1890)


Vincent van Gogh, dünyanın en pahalı tabloları arasında eseri bulunan bir ressam. Van Gogh’un “Dr. Gachet’in Portresi” isimli eserini 1990 yılında Japon bir sanayici 82,5 milyon dolara (enflasyona göre fiyat düzeltildiğinde yaklaşık 150 milyon dolar yapıyor) almıştı [1]. Van Gogh’un milyon dolarla satılan daha bir çok eseri bulunuyor. Ancak Van Gogh’un hayatına bakıldığında, yaşamını sürdürmek için maddi olarak kardeşi Theo’ya bağımlı yaşadığı görülüyor.

27 Temmuz 2015

Francis Scott Fitzgerald - Muhteşem Gatsby

Amerikan edebiyatının en iyi örneklerinden biri olan Francis Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby romanı, yazarın deyimi ile “Caz Çağı”nın rüzgarlarını bize taşıyor.

1922 yılında yaşanan olaylar ve Jay Gatsby’nin hikayesini anlatan Nick Carraway (romandaki anlatıcı), anlatımına şu cümlelerle başlıyor:

“Henüz genç ve toy olduğum yıllarda babam, aklımdan hiç çıkmayacak bir öğüt vermişti bana.
“Birini eleştirmeye kalkıştığında," demişti, “bu dünyada herkesin senin sahip olduğun imkanlarla doğmadığını hatırla, yeter!" (s.15)

6 Temmuz 2015

H. G. Wells - Zaman Makinesi

Zaman yolculuğu şimdiye kadar bir çok bilim kurgu kitabı ve filminin konusu olmuştur. Ancak zaman yolculuğunun ilk defa bir makine aracılığı ile yapılmasını tasvir eden ilk eser Herbert George Wells’in Zaman Makinesi kitabıdır.

Zamanda yolculuk kavramı şu an bizim için çok bilindik bir bilim kurgu konusudur. Ancak Wells’in bu kitabı ve zaman yolculuğuna imkan sağlayan makinenin icadını konu alan kitabın ilk defa 1895 yılında basıldığını düşünürseniz o dönem için çok heyecan verici bir eser olmalı.

20 Mayıs 2015

Jean-Paul Sartre - Bulantı

Elimdeki 1981 baskılı kitabın arka kapağında şu ifade yer alıyor: “Geleneksel roman anlayışından ayrılan bu roman, Varoluşçu düşüncenin temel kitabıdır.”

Tabii kitaba başlamadan önce Sartre ve Varoluşçuluk ile ilgili bilgi edinmek kitabı anlamata yardımcı olacak. Baştan söyleyeyim, romanlarda hep karşılaştığımız bir öykü dizisi yok bu kitabın. İlk 50- 60 günlüğü yazan kişinin sokaklarda yürürken kafasında esen rüzgarları adeta günlüğüne dökmesi olarak görebilirsiniz.

11 Mayıs 2015

Edgar Allan Poe - Kuzgun ve Yazı Sanatının Felsefesi

Kitabın adı Kuzgun ve sadece 34 sayfa. Kitapta Kuzgun şiirinin Türkçe ve İngilizcesi ile birlikte Poe’nun bu şiiri nasıl yazdığını ve nasıl kurguladığını anlatan bir yazısı da eklenmiş.

Şiirin uzunluğundan, nakaratların ne olacağına kadar neyi nasıl seçtiğini Poe kendisi anlatıyor ve eserlerin nasıl yazıldığını yazarların anlatmamasının bir eksiklik olduğunu yazının başında belirtiyor.

2 Şubat 2015

William Shakespeare - Hamlet

Edebiyatçı olmanıza gerek yok. William Shakespeare ismini dünyada duymayan yoktur. Hatta o kadar duymuşuz ki, kitaplarını okumayan bile ya bir şekilde kitaplarından uyarlanan bir filmi izlemiş ya da bir eserini bir şekilde duymuştur. Peki, Shakespeare’i Shakespeare yapan nedir?

Bence en başta işlediği konular ve oyunlarında bahsettiği konuların zaman geçse de hiç değerini kaybetmemesi. Hamlet için de bu geçerli. Belki günümüzde krallıklar, imparatorluklar yok olmuş ya da sembolik hale gelmiştir ancak güç ve iktidar çekişmesi, bu uğurda yapılan çeşitli oyunlar, hileler, aldatmacalar, can yakmalar devam ediyor.

16 Ocak 2015

Vladimir Nabokov’a göre 20. yüzyılın “en iyi romanları”

Rus asıllı yazar Vladimir Nabokov, bir röportajı sırasında, gazetecilerin bazı kitapları “en iyi romanlar” diye adlandırmasına katılmadığını aktararak, kendi 20. yüzyılın en iyi romanları listesini ise şöyle olduğunu açıklıyor.

     1. James Joyce’un Ulysses
     2. Kafka’nın Dönüşüm
     3. Andrey Beli – St. Petersburg
     4. Proust’un Kayıp Zamanın İzinden’in ilk yarısı

12 Ocak 2015

Umberto Eco - Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti

Italo Calvino’nun “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” kitabını “anlatıda okurun varlığı” konusuna ayırdığını ve en güzel kitaplarından biri olduğunu ifade ederek başlıyor.

“Okur her zaman vardır, yalnızca öykü anlatmanın oluşturucu öğesi olarak değil, öykülerin oluşturucu öğesi olarak” (s.10.) diyen Eco, okurun sadece eseri okurken ortaya çıkmadığını yazarken de eseri kimin okuyacağına göre yazıldığına da dikkat çekiyor.

8 Ocak 2015

Arthur Gordon Pym'in seyahat güzergahı


Edgar Allan Poe’nun “Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü” kitabını okurken,  Pym’in gemiyle seyahat ettiği güzergahı daha iyi anlamak için haritada onun belirttiği yerleri bulmaya çalıştım.

Poe, kitapta bize koordinatlar vererek, Pym’in nerelerden geçtiğini söyleyerek sanki bize bir ipucu bırakıyor. Bu koordinatlar ile sık sık karşılaşırsınız. Kitabı okuyan kaç kişi bunu yapmıştı bilmem ancak ben haritada tam olarak yerlerinin  neresi olduğunu anlamak için verilen koordinatları sık sık Google Map’te kontrol ettim ve geminin geçtiği güzergahı belirlemeye çalıştım.