27 Temmuz 2015

Francis Scott Fitzgerald - Muhteşem Gatsby

Amerikan edebiyatının en iyi örneklerinden biri olan Francis Scott Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby romanı, yazarın deyimi ile “Caz Çağı”nın rüzgarlarını bize taşıyor.

1922 yılında yaşanan olaylar ve Jay Gatsby’nin hikayesini anlatan Nick Carraway (romandaki anlatıcı), anlatımına şu cümlelerle başlıyor:

“Henüz genç ve toy olduğum yıllarda babam, aklımdan hiç çıkmayacak bir öğüt vermişti bana.
“Birini eleştirmeye kalkıştığında," demişti, “bu dünyada herkesin senin sahip olduğun imkanlarla doğmadığını hatırla, yeter!" (s.15)



Kitabın ana karakteri Jay Gatsby, kimsenin gerçekten tanımadığı, ne iş yaptığını bilmediği ama herkesin verdiği partilere akın akın geldiği adam. Gatsby’nin partisine gelenler kendilerini onun hakkında dedikodu yapmaktan alamıyor. Hatta belki de onu çekiştirmekten zevk bile alıyor. Mirasa mı kondu, kaçakçılıktan mı zengin oldu diyenler var. Kesin adam öldürmüştür diyenler olduğu gibi...

Ancak bu kalabalık, partiler bitince Gatsby’yi de hızla unuttu. Amerikan toplumunun kitlesel tüketimi gibi Gatsby de adete hızla tüketildi ve unutuldu. Bu kitaptaki şu paragrafı akla getiriyor. Eve kasa kasa gelen malzemeler Amerikan endüstrisinin hızlı üretimi gibi yine hızla tüketiliyor ve kapı dışarı ediliyor.

“Her cuma New York'taki bir manavdan beş kasa portakal ve limon gelir, her Pazartesi de posası çıkmış bu portakal ve limonların ikiye bölünmüş kabuklarından oluşan piramit arka kapıya yığılırdı. Mutfakta, bir uşağın küçük bir düğmeye iki yüz kez basmasıyla yarım saat içinde iki yüz portakal sıkabilen bir makine vardı.” (s.51)

Kitaptaki diğer iki önemli karakter ise Tom Buchanan ve onun eşi Daisy Buchanan. Daisy aynı zamanda Nick’in kuzeni. Tom, zengin ve gösterişten hoşlanan biri. Bunu Nick’e evini gezdirirken görüyoruz. Bir metresi olan Tom, bunu çoğu zaman saklama ihtiyacı bile duymuyor. Tom ile ilgili kitapta geçen ilginç bir paragraf ise şöyle:

“Bu kitapların hepsi bilimsel,” diye diretti Tom, karısına göz ucuyla sabırsızca bakarak. “Kitabı yazan adam meseleyi çözmüş. Egemen ırk olan bizlerin dikkatli olması lazım yoksa diğer ırklar bütün kontrolü ele geçirecek."
“Onları yenmek zorundayız,” diye fısıldadı Daisy, kızgın güneşe doğru gözlerini kırpıştırarak. (s.26)

Daisy de kendini anlatırken, kızının doğduğu güne değiniyor ve o dönemde kadına bakış ile ilgili şu cümleleri sarf ediyor:

“Şimdi anlatınca duygularımı... neden böyle hissettiğimi anlayacaksın. Daha bir saat bile olmamıştı doğalı, Tom ise Tanrı bilir neredeydi. Ayıldığımda kendimi tamamen terk edilmiş hissettim ve hemen hemşireye çocuğun kız mı erkek mi olduğunu sordum. Kız olduğunu söylediğinde, kafamı öbür yana çevirip ağladım. 'Tamam' dedim, 'kız olması iyi. Umarım aptal olur, bir kızın hayatta olabileceği en iyi şey küçük, güzel bir aptal olmaktır.’” (s.29)

Yazar, Gatsby’nin hikayesinin Nick’e anlattırıyor. Peki bu ikisi nasıl tanıştı. Aslında komşular ve Gatsby, Nick’i partilerinden birine çağırıyor. Ancak Nick kendisini davet eden ev sahibini tanımıyor. Bu ana kadar:

“Çok daha iyiyim,” dedim ve yeni tanışıma döndüm tekrar. “Bu davet bana biraz tuhaf geldi. Daha ev sahibini bile göremedim. Benim ev de şurada...” Elimi uzaktaki, görünmeyen bir çite doğru salladım. “Şu Gatsby denen kişi şoförüyle davetiye yolladı bana."
Bir an ne dediğimi anlayamamış gibi baktı yüzüme.
“Gatsby benim," dedi birden.
“Ne!'' diye bağırdım. “Ah, çok dilerim.”
“Biliyorsun sanmıştım dostum. Sanırım pek iyi bir ev sahibi değilim.”
Anlayışla gülümsedi-hayır, anlayıştan çok daha fazlası vardı tebessümünde. Hayatımız boyunca en fazla üç dört kez karşılaşabileceğiniz, insana sonsuz güven telkin eden o nadir tebessümlerdendi; sanki bir anlığına bütün dünyaya bakmış -ya da bakmış gibi görünen- ve sonra da kuvvetle sizin tarafınızda yer alıp. sizi kollayarak üzerinize yoğunlaşan bir gülümsemeydi bu. Sizi tam olarak anlaşılmak istediğiniz kadar anlıyor, size, kendinize inanmak istediğiniz biçimde inanıyor ve sizin tam da vermeyi umduğunuz ya da istediğiniz izlenimi edindiğini hissettirip içinizi rahatlatıyordu. Tam bu noktada gülümseme kayboldu-kendimi otuzlu yaşlarının başında, genç, zarif, konuşmasındaki resmi tonun neredeyse gülünç olma sınırında dolaştığı bir zorbaya bakarken buldum. Kendini tanıtmasından az önce kelimelerini büyük bir özenle seçerek konuştuğunu Fark etmiştim. (s.58-59)

Yine Gatsby tarif edilen bir bölümde kadın ve erkek ilişkisi ile ilgili “kızlar başlarını halinden memnun köpek yavruları gibi erkeklerin omuzlarına yasladılar” ifadeler de ilgi çekiyor:

Onda tekinsiz hiçbir şey göremiyordum. Hiç içki içmemesinin konuklarıyla arasındaki mesafeyi korumasını kolaylaştırdığını düşündüm, çünkü eğlencenin samimiyet dozu arttıkça o daha bir düzgün, ölçülü duruyor gibiydi. Dünya Caz Tarihi sona erince, kızlar başlarını halinden memnun köpek yavruları gibi erkeklerin omuzlarına yasladılar, şakacıktan bayılırmış gibi yapıp kendilerini geriye doğru erkeklerin kollarına ya da birinin tutacağını bilerek grupların içine bırakıveriyorlardı ama kimse kendini Gatsby'nin kucağına bırakmadı; kısa küt kesimli hiçbir baş Gatsby’nin omzuna yaslanmadı ve hep bir ağızdan şarkı söyleyen dördü çalgı gruplarının hiçbiri Garsby'e yanaşmadı. (s. 61)

Gatsby hayal kurmayı seviyor. Aslında belki de onu hayata tutunduran aşkına kavuşma hayalidir. Tabii, bunun için de çok çalışmalıdır. Yaşadığı malikane, sık sık verilen partilerin bir amacı vardır ancak kitabın sonlarına doğru bütün bunları elde etmek için çok çabaladığını itiraf ediyor. Bu çalışma azmini çok erken yaştan adet edinmiş ve kendine bir program yapmıştı. Bu programını da eski bir kitabın arka kapağına yazmıştı:

Kitabın arka kapağını açtı, görmem için bana doğru çevirdi. Sondaki boş sayfaya PROGRAM kelimesi yazılmış, yanına 12 Eylül 1906 tarihi atılmıştı. Altında da:

Yataktan kalk........................................................6.00
Ağırlık kaldır ve duvara tırman............................6.15-6.30
Elektrik vs. çalış...................................................7.15-8.15
İş...........................................................................8.30-16.30
Beyzbol ve diğer sporlar......................................16.30-17.00
Hitabet, hal ve duruş çalış...................................17.00-18.00
Gerekli icatlar üzerine çalış................................19.00-21.00
GENEL KARARLAR
Shafters'ta ya da .....'da (okunamayan bir isim) vakit öldürme.
Sigara içme ya da tütün çiğneme.
Gün aşırı yıkan.
Her hafta bir tane geliştirici bir kitap ya da dergi oku.
Her hafta 5 dolar (üzeri çizilmiş) üç dolar biriktir.
Annene ve babana daha iyi davran. (s.180)

Aslında Gatsby (gerçek adı James "Jimmy" Gatz), kendine hedef koyduğu şeyleri büyük ölçüde başardı. Zengin oldu, babasının onun hakkında söylediği sözlerden “Genel Kurallar”ın sonuncusunu da başarıyla uyguladığını görüyoruz. Ancak aşk ve sevdiği kıza kavuşma konusunda başarısız oldu.

Sonuç olarak Francis Scott Fitzgerald’in “Muhteşem Gatsby” eseri Amerikan edebiyatının en iyi yapıtlarından biri olarak nitelendiriliyor. Yazılmasından yaklaşık 90 yıl geçmesine rağmen anlattığı bir çok konu günümüz dünyasında da geçerliliğini koruyor. Hatta özellikle Gatsby’nin programı ve kuralları günümüz gençlerine iyi bir nasihat olabilecek nitelikte.

Francis Scott Fitzgerald
Muhteşem Gatsby
Çeviren: Müge Günay Güran
Pinhan Yayıncılık
Yılı: 2013
İstanbul
198 sayfa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder