31 Ekim 2015

Ernest Hemingway - Çanlar Kimin İçin Çalıyor

Amerikalı yazar Ernest Hemingway, “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” romanında bize İspanya İç Savaşı’ndan 4 günlük bir kesit sunuyor. İç savaşta “Cumhuriyetçiler” tarafında “Faşistlere” karşı gerillalarla savaşan bir Amerikalı Robert Jordan’ın hikayesi.

Kitapta anlatılanları anlamak için İspanya İç Savaşı’na kısa bir göz atmak gerekiyor. İspanya İç Savaşı, 1936'da bir grup milliyetçi generalin seçilmiş Cumhuriyetçi hükümet karşısında darbe düzenlemesi ile başlamış, 1939'da General Franco liderliğindeki milliyetçilerin zaferiyle sonuçlanmıştı. Savaşta 500 bin kişi ölmüştü. Savaşın sonunda zafere ulaşan ve iktidarını sağlamlaştıran General Franco'nun faşist rejimi 1975 yılında ölümüne dek sürdü.



İspanya İç Savaşı’nda her iki tarafı da destekleyenler oldu. Cumhuriyetçilere Sovyetler Birliği, Uluslararası Tugaylar (farklı ülkelerde gelen gönüllüler) ve Meksika destek verdi. Milliyetçileri ise Nazi Almanya’sı, İtalya ve Portekiz destekledi.

Kitapta Robert Jordan Amerika’dan Cumhuriyetçiler’i desteğe gelen gönüllülerdendir. Ayrıca yine Sovyetler Birliği tarafından destek için gelen karakterler ile karşılaşıyoruz: Pravda gazetesinden Karkov.

Kitabın konusuna dönersek, genç bir Amerikalı Robert Jordan, Uluslararası Tugaylar’a bağlı olarak İspanya İç Savaşı’na katılıyor. Cumhuriyetçi bir gerilla birliğine gönderilen Jordan’ın görevi ise Segovia şehrine büyük saldırı sırasında bir köprüyü patlatmaktır.

Jordan köprüyü patlatmak için geldiği dağlık bölgede bir gerilla grubuna katılır. Burada her çeşit insan vardır. Anselmo ona gerilla grubuna gelirken yol gösteren ihtiyar. Cumhuriyetçilere çok sadık biri. Robert Jordan’a avlanmayı sevdiğini ancak insan öldürmeyi sevmediğini söyler:

“Seviyor musun avlanmayı?”
“Hem de nasıl! Her şeyden çok. Köyümde herkes avlanır. Sen avlanmayı sevmez misin?
“Hayır” dedi Robert Jordan. “Hayvanları öldürmekten hoşlanmam.”
“Bense tam tersine” dedi yaşlı adam. “İnsanları öldürmekten hoşlanmam.” (s. 49)

Ancak yaşlı Anselmo daha sonra bunun tam tersi görüşlerde bulunur:
“Ben de böyle diyorum işte” dedi Anselmo. “Savaşı kazanmamız gerek diyorum.”
Sonra da anarşistleri, komünistleri ve iyi Cumhuriyetçiler dışında tüm bu canalla’yı kurşuna dizmeliyiz.” (s. 304)

Gerillanın lideri Pablo. Çok kurnaz ve her türlü durumdan kendini kurtarmayı biliyor. Pablo’nun kadını Pilar ise onun bu yeteneğini Robert Jordan’a çok iyi siyaset bilmesi şeklinde açıklıyor:
“Gördüğüm kadarıyla siyasetten pek anlamıyorsun Ingles, ne de gerilla savaşından. Siyasette ve bunda en önemli şey varlığını sürdürmektir.” (s. 302)

Pablo aynı zamanda son baskınlardan sonra eline bir kaç mülk geçince değişiyor. Savaşmaktan sonra rahatının bozulmamasını istiyor. Tabii edindiği atlarına bir şey olmamasını. Pilar da onun çok içmesinden şikayet ediyor.

“Benim için en önemli olan şey burada rahatımızın bozulmaması” dedi Pablo. “Burada, yanımdakilere ve kendime karşı sorumluluğum var.””
Anselmo, “Kendine. Evet” dedi. “Uzun zamandır kendine. Kendine ve atlarına. Atların olmadan önce bizimleydin. Şimdi sen de kapitalistin biri olup çıktın.” (s. 26)

Robert Jordan bir köprüyü patlatmak için geldiği bu gerilla grubunda tanıştığı ve Faşistlerin elinde işkence gören Maria isimli bir kıza aşık olur. Onunla gelecek hayalleri kurar.

Grubun diğer üyeleri ise Çingene Rafael, bozuk ağızlı Agustin ve Primitivo.

Savaşta gözyaşı ve acı hiç eksik olmamıştır. Tabii savaşlarda bir çok insan hayatını kaybeder her iki taraftan. Kimin kazanacağına bakılmaksızın. Kimin haklı ya da haksız olduğu göz önüne alınmadan. Bir çok insan ölür. İspanya İç Savaşı’nda da her iki taraftan ölenler, öldürülenleri anlatıyor Hemingway. Pilar, kendi kasabalarında nasıl askeri karargahı bastıklarını ve daha sonra “faşist” dedikleri insanları döverek uçuruma attıklarını anlatıyor. Bir yandan da insanlar “Yaşasın anarşi” sloganları atar.

Bunun tam tersi. Maria da faşistlerin nasıl anne ve babasını öldürdüğünü, kendisine de tecavüz ettiklerini anlatır Robert Jordan’a. Sonunda savaşı birileri kazanabilir, ancak her iki taraftan da çok sayıda insan ölür, acı çeker ve hayatı boyunca unutamayacağı izleri taşır. Ölünce ise tarafı, görüşü kalmaz.

“Öldüğün zaman ne hangi ulustan olduğun, ne de hangi siyasete bağlı olduğun anlaşılır.” (s. 254)

İster savaşlar, ister iç savaşlar ya da karanlık dönemlerden geçen ülkelerde insanlar sadece karşı görüştekiler tarafından öldürülmezler. Kitabın sonlarında Andre Marty isimli bir Fransız görüyoruz. Çok kuşkucu, havadan nem kapan biri olan Marty ise kendi tarafındaki adamları kurşuna dizmekle ün salmıştır.

Son olarak Sovyetler Birliği’nden savaşa gelen bir Rus gazeteciyi anlatalım. Savaşla ilgili haberleri ülkesine gönderir. Robert Jordan ile de arkadaştır. Karkov’un gazetecilik ile ilgili dikkatimi çeken sözleri ise şöyle:

“Pohpohlama” demişti Karkov. “Ben gazeteciyim. Ama tüm gazeteciler gibi edebiyat yapmak istiyorum.” (s. 261)

“Bilir misiniz ki, ben Sovyetler Birliği’ndeyken insanlar Azerbaycan’da bir kasabada herhangi bir adaletsizlik söz konusu olduğunda bana, Pravda’ya yazarlar. Bunu biliyor muydunuz? ‘Karkov bize yardım eder’ derler.” (s. 449)

Ernest Hemingway
Çanlar Kimin İçin Çalıyor
Türkçesi: Erol Mutlu
13. Basım
Bilgi Yayınevi
Ankara
2013
496 sayfa

1 yorum:

  1. 2016 yılında okumayı planladığım, Fransız ihtilalini anlatan İki şehrin Hikayesinden sonra tam da ilgilenebileceğim bir kitap doğrusu.

    YanıtlaSil