26 Eylül 2015

Franz Kafka - Dava


Bir kitaba başlarken, bazı yazarlar bir giriş paragrafı ve ya bölümü ile başlıyor.  Anlatacağı kurmaca dünya ve çevresini betimleyen kısa ve ya uzun bir bölüm vardır bir çok romanın girişinde. Ancak Kafka’da bu girişleri göremezsiniz. Örneğin Dönüşüm’ün ilk cümlesini bilmeyen yoktur: “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” Gregor Samsa’nın kitabın sonuna kadar devam eden huzursuz düşlerini, dev bir böceğe dönüşmesini, adeta kitabın tamamını bu ilk cümlede bulabilirsiniz.

19 Eylül 2015

Thomas More - Utopia (Mina Urgan’ın İncelemesiyle)

Paranın, altının bir değeri ve önemi olmadığı bir yer düşünün. Mümkün mü? Şimdiye kadar öyle bir yer olmadı dünyada. Tamamen ütopik. Evet böyle bir yer olsa, ancak hayal ürünü olur ve olsa olsa Thomas More’un Utopia’sında olur.

İngiliz yazar, siyaset adamı ve hümanist Thomas More’un 1516 yılında yazdığı Utopia, hayali ancak mükemmel düzen ve topluma ulaşmış bir adayı anlatan kitaptır.

2 Eylül 2015

Jorge Luis Borges - Kum Kitabı

Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen Jorge Luis Borges’in Kum Kitabı isimli kitabı 13 öyküyü içeriyor. Öyküler arasında hangisi en iyisi sorusunun cevabı okura göre değişebilir. Ancak kitabın girişindeki Yazarın Notu kısmında Borges kendisinin en çok Kongre ve Kum Kitabı öykülerini çok sevdiğini bize aktarıyor. Tabii kitaba da bu öykülerden birinin adı verilmiş.

Kongre güzel bir öykü ancak kitaptaki ilk öykü olan Öteki ve son öykü Kum Kitabı ise benim en çok beğendiklerimin başında yer alır. Kongre en uzun öykü ancak kısa öyküler, gizem içerenler, gerilimli hikayeler de mevcut. Aslında her bir öyküye Borges ayrı bir tat katmış diyebilirim. Öykülerin girişleri ise okurken ayrı bir zevk veriyor. Hepsi sanki gerçek öyküymüş gibi... Son öyküde de Borges bu konuya şöyle değiniyor: “Bugünlerde, her uydurma öykünün gerçek olduğunu öne sürmek âdet oldu; benimki ama, gerçek.” (s. 92) İlginç bir hikaye girişi daha. Okurken bile “benimki ama, gerçek” derken yüzünüzde bir tebessüm oluşuyor.

Yazarın notu kısmında Borges kendisini etkileyen bir kaç yazardan şöyle bahsediyor:
“Bu kör alıştırmalarında, basit, zaman zaman günlük konuşma diline yakın üslupla fantastik bir olay örgüsünü birleştirerek, H. G. Wells örneğine sadık kalmaya çalıştım. Meraklı okur Wells’in adına, Swift'in ve 1838’de bize Arthur Gordon Pym’in Anlatısı'nın hayranlık uyandıran son bölümlerini bırakan Poe’nunkini de ekleyebilir.” (s. 7)

Kitapta son öyküden sonra ise bir sonsöz (sondeyiş) yer alıyor. Aslında önsöz yerine sonsöz yazmayı yeğlediğini belirtiyor yazar ve bunu da şu ilginç cümlelerle sonlandırıyor:
“Aceleyle kaleme alınan bu notların kitaba olan ilgiyi tüketmeyeceğini ve içerdiği düşlerin şu anda onu kapatmakta olanların konuksever hayal güçlerinde çoğalmayı sürdüreceğini umarım.

J.L.B.

Buenos Aires, 3 Şubat 1975” (s. 99)

Son olarak kitabı okurken ilginç gelen kısımlardan alıntılar şöyle: 

“... ve öbür kitapların arkasında gizli duran, Balkanlar'da cinsel gelenekler üzerine ciltsiz bir kitap.” (s. 10, Öteki)

“Bugün, işler kötü gidiyor. Rusya dünyayı ele geçirmekte; demokrasi boşinancıyla kösteklenen Amerika imparatorluk olmaya karar veremiyor.” (s. 12, Öteki)

“Taşralı yoksul bir genç için gazeteci olmak romantik bir yazgı olabilir; başkentli yoksul bir genç için bir sığırtmacın yazgısının romantik olabileceği gibi. Bugün kaba bir meslek görünen gazeteciliği istemiş olmam bana utanç vermiyor. Meslektaşım Fernàndez lrala’nın, gazetecinin yazdığının unutulup gittiğini, oysa isteğinin belleklerde ve zamanda iz bırakmak olduğunu söylediğini duymuştum.” (s. 24, Kongre)

“Yok etmede gizemli bir zevk vardır.” (s. 37, Kongre)

“Sözcükler, paylaşılmış bir hafıza gerektiren simgelerdir.” (s. 39, Kongre)

“Edwin’in ölümünden önce, belediye başkanı beni bürosuna çağırdı. Bölge papazı da yanındaydı. Küçük bir Katolik kilisesinin planlarını çizmemi istediler. Çalışmamın karşılığı iyi ödenecekti. Onlara hemen olumsuz yanıt verdim. Ben kendini Tanrı’ya adamış biriyim, putlar için tapınaklar kurma alçaklığını yapamam.” (s. 43, Başka Şeyler Daha Var)

“Başarısızlığımı önceden kestirmiştim ama bir şeyi öngörmekle, gerçekleştiğini görmek arasında fark var.” (s. 45, Başka Şeyler Daha Var)

“Biraz kendini beğenmişlikle yanıtladım:

– Basılı bir kitap. Bende ikibinden fazla var, doğal olarak bundan daha az değerli ve daha az eski.

Başlığı yüksek sesle okudun.

Gülmeye başladı.

– Kimse iki bin kitap okuyamaz. Dört yüzyıldır yaşıyorum da yarım düzineden fazla okumamışımdır. Zaten önemli olan okumak değil, yeniden okumaktır. Şimdi ortadan kalkan basımevi, insanlığın en beter afetlerinden biriydi, çünkü gereksiz metinleri başdöndürücü şekilde çoğaltmak yolundaydı.” (s. 71, Yorgun Bir Adamın Düş Ülkesi)

“Ateşi düşündüm, ama sonsuz bir kitabın yakılmasının da sonsuz olmasından ve yeryüzünü dumanıyla boğabilmesinden ürktüm.” (s. 96, Kum Kitabı)


Jorge Luis Borges
Kum Kitabı
Çev: Münir H. Göle
İletişim Yayıncılık
1988
103 sayfa

Not: Alıntılarında sayfa numaralarında sonra yer alan isimler, alıntının yer altığı öykünün ismidir.