30 Aralık 2016

Homeros - İlyada

Asırları aşıp gelen eserler, kitaplar var. Homeros’un İlyada destanı da böyle eserlerdendir. İlyada, yaklaşık MÖ 9. yüzyılda yaşamış bir İyonya (Anadolu) ozanının yazdığı bir destandır.

İlyada’nın kısaca konusu şöyle: Yunanistan’ın orduları Kral Agamemnon komutasında toplanarak Troya (İlyon) şehrinin kuşatıyor. Sebebi ise Troya Kralı Priamos’un oğlu Aleksandros (Paris), Agamemnon’un kardeşi Menelaos’un karısı Helena’yı kaçırmıştır. Bu sebeple başlayan savaş 10 yıl sürer.

22 Aralık 2016

Xavier de Maistre - Odamda Yolculuk

“Odamda Yolculuk”, Fransız yazar Xavier de Maistre’nin 1794 yılında kraliyet ordusundayken yaptığı bir düello sonucu aldığı 42 günlük oda hapsi döneminde yazdığı bir kitaptır.

Düellonun sebebi yazarın metresinden dolayı çıkan bir tartışmadır. Bundan dolayı da Maistre 42 gün bir kalede kendi odasında hapis kalmıştır. Odasında kapalı kaldığı dönemi ise içine biraz da hayal gücünü katarak bir kitaba dönüştürmek istemiştir.

15 Aralık 2016

Voltaire - Candide ya da İyimserlik

Fransız yazar ve filozof Voltaire’in “Candide ya da İyimserlik” isimli eseri iyilik ve kötülük üzerinde yoğunlaşarak, dünyaya bunların hangisinin egemen olduğunu mizahi bir üslupla ele alıyor. Bunun için de Candide isimli bir genci dünyanın çok farklı bir bölgelerinde dolaştıran Voltaire, yanına da biri “iyimser” Pangloss, diğer ise “kötümser” Martin isimli iki filozof veriyor.

Türkçeye Server Tanilli tarafından çevrilen, Adam Yayınları tarafından basılan bu kitapta ayrıca Turhan Selçuk’un resimleri yer alıyor. Önsözde, Voltaire deyince akla en başta Candide'in geldiğini belirten Tanilli, “XVII. yüzyılda yaşamış Alman filozofu Leibniz'in, insanı gerçekten güldüren bir düşüncesi vardır: "Olabilecek dünyaların en yetkininde yaşıyoruz; dünyamızda her şey en iyidir" der bu filozof. Voltaire Candide'de, işte Leibniz'in bu iyimserliğiyle alay eder.” (s. 9) bilgisini veriyor.

11 Aralık 2016

Johann Wolfgang von Goethe - Genç Werther'in Acıları

Alman edebiyatçı ve politikacı Johann Wolfgang von Goethe’nin 1774’te yazdığı “Genç Werther'in Acıları” romanı, yazarı sadece 25 yaşında tüm Avrupa’da ünlü yapmıştı. Büyük etki oluşturan roman en çok da ilk çıktığı dönemde etkisinde kalanların ana karakter gibi intihar girişimine kalkışması ile biliniyor.

6 Aralık 2016

Uzayla ilgili okumanız gereken 100 kitap


Uzay, her zaman insanların ilgisini çekmiştir. Bu ilgi çok eski çağlardan astronomi ile başlamış, günümüzde de Plüton’a kadar uzay araçlarının gönderilmesiyle devam ediyor. Görünen o ki, insanoğlunun uzay merakı artarak devam ediyor ve durmayacak.

Bu durum yazılan eserlere de yansıyor. İster kurmaca eserler, romanlar, isterse de kurmaca dışı uzayla ilgili birçok kitap yazılmıştır. Gelişen çekim teknik ve bilgisayar teknolojileri ile de son yıllarda uzay konulu filmler daha fazla yapılıyor ve rağbet görüyor.

17 Kasım 2016

Sevgi Soysal - Tante Rosa

Sevgi Soysal’ın Tante Rosa isimli bir birine bağlı 14 hikâyeden oluşan kitabı, kızı Funda Soysal’a göre ne yazarın ilk, ne de en başarılı kitabıdır. Ancak onu tanımak ve Sevgi Soysal okumaya başlamak için en iyi kitaptır.

Tante Rosa, yazar Sevgi Soysal’ın bir röportajında kullandığı ifadesiyle bir ne sadece kişinin hikâyesidir, ne de kurmacadır. Tante Rosa kendi ifadesiyle anneannesi ile başlayıp, teyzesi ile devam eden ve kendisinde biten bir çizgidir. Bir kadınlık çizgisidir. Ayrıca yazar aynı röportajda Tante Rosa’daki olaylar ve yaşantıların çoğunun gerçek olduğunu da vurguluyor.

14 Kasım 2016

Gabriel García Márquez - Benim Hüzünlü Orospularım

Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in “Benim Hüzünlü Orospularım” romanı, hayatını yalnızlık içinde geçiren bir kişinin 90. yaş gününden sonra ilk defa aşık olmasını ve mutluluğu tatmasını anlatıyor.

Kitap, 90. yaş gününü kutlayan bu gazetecinin bu günden başlayarak kendi hikâyesini anlatması şeklinde yazılmış. Ana karakter yaş gününde kendine farklı bir hediye vermeye karar verir ve eskiden tanıdığı bir genelev sahibesini arayarak bakire bir kız ister. İşte bu olay 90. yaş gününden sonra ona aşkı yaşatır, gençler gibi sıkılarak, acı çekerek aşık olur ve ne yapacağınız bilemez.

31 Ekim 2016

Jorge Luis Borges - Alef

Arjantinli fantastik öykü yazarı Jorge Luis Borges’in “Alef” ismiyle basılan kitabında 17 hikâye yer alıyor. Alef de aynı zamanda kitaptaki son hikâyenin adı. Borges kitabın sonunda “Emma Zung ve iki gerçek olayı aktarmayı amaçlayan Savaşçı ve Tutsağın Öyküsü dışında bu kitaptaki bütün diğer öyküler fantastik” diyor.

18 Ekim 2016

Virginia Woolf - Deniz Feneri

“Kadınların yazmayı beceremediğini, resim yapmayı beceremediğini” (s. 215) söylüyor İngiliz yazar Virginia Woolf’un Deniz Feneri romanındaki karakterlerden biri. Böyle bir düşünceyi karakterlerden birinin dilinden aktaran İngiliz yazar Virginia Woolf bir kadın ve modernist edebiyatın önemli isimlerinden biridir. Kitapta kadının toplumdaki yeri ve ona biçilen rol üzerinde çokça duruluyor.

7 Ekim 2016

Stanislaw Lem - Solaris

Polonyalı yazar Stanislaw Lem, “Solaris” isimli felsefi bilim kurgu romanında okura iki güneşi olan bilinmeyenlerle dolu bir gezegen sunuyor. Bilinmeyenden öte, insan aklının, kavrayışının ötesinde jelatinimsi okyanusun olduğu bir gezegen. Tabii gelişmiş teknolojisi olan insanlar da bunu anlamak ve keşfetmek için yıllarca didinir.

3 Ekim 2016

Ferit Edgü - Yazmak Eylemi

Ferit Edgü’nün “Yazmak Eylemi” isimli kitabının alt başlığı “Bir Toplumsal/Siyasal Olay Üzerine 101 Çeşitleme” ismini taşıyor. Girişte kitap ve yapmaya çalıştığı denemeyle ilgili bilgi veren Ferit Edgü, bir olayı yazmanın birden fazla yolu olduğunu ve bunu göstermeye çalıştığını söylüyor. Amacını ise, “Bu alıştırma ya da deneme, gerçekliğin sayısız anlatım yolları olduğunu belgelemeyi amaçlıyor.” (s. 8) şeklinde ifade ediyor.

Yazma eyleminin farklı yollarını anlatmak için uzun süre bir olayı seçmeye çalıştığını aktaran Edgü, en son 14 Şubat 1980’de İstanbul Beyoğlu’nda yaşanan bir olayı seçmeye karar verdiğini anlatıyor.

30 Eylül 2016

Ray Bradbury - Fahrenheit 451

Ray Bradbury’nin distopya romanı Fahrenheit 451, gelecekte kitapların olmadığı, yasak olduğu ve yakıldığı bir dünyayı anlatıyor. Çünkü kitap okumak insanın zihnini karıştırıyor, mutsuz ediyor. Ancak yaygın olan ve evlerin duvarlarını boydan doya kaplayan “duvar ekranlar” ise insanları eğlendiriyor ve mutlu ediyor.

Ray Bradbury, kitaba da ismini verdiği 451 fahrenhayt derecenin (232 celsius derece) kitap kağıtlarının alev alma sıcaklığı şeklinde açıklıyor. Bu distopik dünyada bir de kitapları yakmakla görevli itfaiyeciler var. Üniformalarında semender simgesi ve 451 yazan bu itfaiyeciler bildiğimiz yangın söndüren türden değil. Bunlar, kitapları ve çoğu zaman da bulundukları evleri de yakan itfaiye görevlileridir.

21 Eylül 2016

Tarık Akan - Anne Kafamda Bit Var (12 Eylül Anıları)

Tarık Akan’ın 12 Eylül darbesi sonrası yaşadıklarını, anılarını anlattığı “Anne Kafamda Bit Var (12 Eylül Anıları)” kitabı darbe sonrası olaylarını bir sanatçının, sinemacının bakış açısıyla okura sunuyor. Kitapta büyük bir kısmı Tarık Akan’ın Siyasi Şube, Selimiye kışlasında hücrede geçirdiği günler anlatılıyor. Ancak dördüncü bölümde darbe sonrası sıkı yönetimin uygulandığı bir zamanda nasıl Yılmaz Güney ile Yol filmini çektikleri, serbest kaldığı ve yargılamasının devam ettiği dönemde çekildiği filmlerin sansüre takılması gibi olaylar Türk sinema tarihinin çok önemli bir kısmına ışık tutuyor. Bu açıdan kitap sadece darbe sonrası acıları değil, sinema sektörünün o dönemde yaşadıklarını bizlere sunuyor.

17 Eylül 2016

James Dashner - Labirent: Son İsyan (3. Kitap)

Amerikalı yazar James Dashner’in Labirent (The Maze Runner) üçlemesinin son kitabı. Ancak Dashner, Labirent serisini üçlemedeki olayların öncesini anlatan iki kitap ile devam ettirdi.

Büyük felaketlerin yaşandığı dünyada artık insanlık hayatta kalma savaşı veriyor. Birincisi kavurucu güneşe -artık etkisi azalmaya başlasa da- karşı, ikincisi ise insanları deliye döndüren bir virüsü karşı. Son İsyan’da (orijinal ismi Death Cure) olaylar kaldığı yerden devam ediyor. Labirentten ve İSYAN’dan kaçtıklarını zanneden gençler -onları kullanan İSYAN’a göre denekler- ikinci kitapta İSYAN’ın yeni bir deneyinde kullanılırlar. Ancak bu deney sonunda gönüllü olarak (çünkü virüsü kaptıkları ve deneyi başarıyla tamamlarlarsa İSYAN onlara tedavi vaat etmiştir) İSYAN’a teslim olurlar.

14 Eylül 2016

Slavoj Žižek - 1968

Dünya genelinde yaşanan 1968 gösterileri hem başlangıç, hem de bir son olmuştur. Birçok şey değişmiştir. Bunların ne olduğu ile ilgili Sloven Marksist sosyolog, filozof ve kültür eleştirmeni Slavoj Žižek “Lacancı analizlerde” bulunuyor 1968 başlığı ile basılan bu kitapta.

Türkçesi “1968” olarak basılan kitabın orijinal ismi “1968’de Yapılar Sokağa İndi - Bir Daha Yapacaklar mı” (In 1968, Structures Walked On The Streets - WiII They Do It Again) şeklindedir. Yani asıl sorulardan bir 1968 tarzı bir gösterinin dünya genelinde bir daha yaşanma ihtimalinin olup olmadığıdır. Bunun için 1968 ne istiyordu, neler değişti ve günümüzde nasıl bir toplumda yaşıyoruz sorularına cevap vermek lazım.

10 Eylül 2016

James Dashner - Labirent: Alev Deneyleri (2. Kitap)

“Alev Deneyleri”, James Dashner’in Labirent serisinin ikinci kitabı. Bir gençlik, bilim kurgu ve kıyamet sonrası romanı. Birinci kitap (James Dashner – Labirent: Ölümcül Kaçış) bir grup gencin birkaç yıldır tutulduğu bir labirentten sonunda kaçabilmesi ile biter. İkinci kitap ise öyküyü kaldığı yerden anlatıyor.

Yaklaşık 50 gencin bulunduğu labirentten sadece 20’si sağ kurtulabilmiştir. Onları kurtaranlar karınlarını doyurdukları, yıkanabildikleri bir yere getirirler gençleri. Artık kurtulduklarını zannederken asıl deneyin şimdi başladığını öğrenirler. Daha doğrusu daha zor bir deneyin.

6 Eylül 2016

Bahtiyar Vahapzade - Özümüzü Kesen Kılıç (Göktürkler)

Azerbaycan şairi Bahtiyar Vahapzade'nin (1925 - 2009) 3 perde, 12 sahnelik "Özümüzü Kesen Kılıç (Göktürkler)" isimli tiyatro oyunu, Göktürkler dönemini, bir Türk devletinin içindeki çekişmeleri, içten yıkılmasını, taht kavgasını anlatıyor.

Oyun Kür-şad'ın Juan Juanlarla savaştan muzaffer dönmesi ile başlar. Kür-şad o yokken babası Çulu Hakan'ın aniden öldüğünü, amcası Kara Han'ın Hakan olduğunu ve Çin Hakanının kızı olan üvey annesi İçgen Hatun'un da amcası ile evlendiğin öğrenir. Aslında babası ölmemiştir. Babası öldürülmüştür. Vasiyeti olmadığı (sonrada öğreniyoruz İçgen Hatun saklamıştır) için de hakanlığa amcası getirilmiştir.

29 Ağustos 2016

Jack London - Midas’ın Müritleri (Babil Kitaplığı - 5)

Soluğunu tutarak, bir birinden güzel beş öykü okumak isteyenler için tavsiye edebileceğim bir kitap. Bir kitaptaki öykülerin hepsinin çok güzel olması ve okuru farklı dünyalara götürmesi mümkün müdür? Bu öyküleri derleyen Jorge Luis Borges ise bu mümkündür.

Borges tarafından hazırlanan fantastik edebiyat dizisi Babil Kitaplığı’nın beşinci kitabında Jack London’un beş öyküsü yer alıyor. Kitap ise Borges’in yazdığı önsöz ile başlıyor.

26 Ağustos 2016

N. V. Gogol - Palto

“Hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık.” sözünün başta Dostoyevski olmak üzere bir çok kişiye ait olduğu söyleniyor. Kim olduğu kesin bilinmese de cümledeki “hepimiz” ile Rus edebiyatı, Rus yazarlarının kastedildiği tartışmasız kabul edilmektedir.

Ayrıntı Yayınları tarafından basılan Gogol’un Palto öyküsüne bir önsöz yazan Behçet Çelik, yazının girişinde bu konuda bilgi vererek başlıyor. Kitabın sonunda ise yine Gogol döneminde yaşayan eleştirmen Belinski’nin Rus yazara yazdığı bir mektup yer alıyor.

24 Ağustos 2016

Aslı Erdoğan - Kırmızı Pelerinli Kent

Kırmızı Pelerinli Kent, Brezilya’nın Rio de Janerio (kısaca Rio) şehrine giderek orada yaşayan bir Türk kadını Özgür’ün hikâyesini anlatıyor. Roman Özgür’ü anlatırken, romanın içinde Özgür de “Kırmızı Pelerinli Kent” isimli bir roman yazıyor ve yaşadıklarını anlatıyor. Özgür’ün romanındaki ana karakterin ise henüz bir ismi yok. Sadece isminin baş harfi var: Ö.

20 Ağustos 2016

José Saramago - Bilinmeyen Adanın Öyküsü

Kendinize bir kahve yapın. José Saramago’nun “Bilinmeyen Adanın Öyküsü” kitabını elinize alın ve rahatça okuyabileceğiniz bir yer seçin. Şunu göreceksiniz, bu kitap, kahve bitmeden, 30 dakikada bitecek. Okuma hızım çok yavaştır, ben sindire sindire okurum diyenler için ise en fazla 45 dakika çeker.

Portekizli yazar Saramago’nun kısa hikâyesi “Bilinmeyen Adanın Öyküsü”nü okuyup bitirmek işte bu kadar kolay. Kolay olmayan yanı ise bu kadar kısa bir hikâyede ne anlatmak istediğini anlamak. Umberto Eco’nun “açıp yapıt” dediği kavram kapsamına girebilir bu kitap. Yani her okuyan farklı anlam çıkarabilir. Ya da aynı kişi birden farklı anlamlar çıkarabilir. Bunlardan benim anladığımı şöyle özetleyebilirim.

19 Ağustos 2016

Yaşar Kemal - İnce Memed 2

Yaşar Kemal’in İnce Memed romanının ikinci kitabı daha çok Vayvay köyü ve burada yaşananları konu ediniyor. İnce Memed hükümetin genel af ilan etmesine rağmen gidip teslim olmamış, köyün ağası Abdi Ağa’yı vurarak dağlara çekilmiştir. Ancak bu sefer de jandarma, eşkıya avına çıkmış, her gün bir çeteyi yakalıyor, öldürüyordu. Yalnız kalan İnce Memed de Vayvay köyüne, burada kendisinin çok seven Koca Osman’ın evine sığınır.

İnce Memed’in hikâyesini okurken bir ara “Keşke o da gidip teslim olsa, genel aftan yararlansaydı.” diye düşünmemek elde değil. Ancak ikinci kitabın ortalarına doğru “adalete” teslim olan eşkıyalara ne olduğunu görüyoruz.

11 Ağustos 2016

L. N. Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar?

“İnsan Neyle Yaşar” başlığı ile basılan kitapta Lev Nikolayeviç Tolstoy’un altı hikâyesi yer alıyor. Tolstoy’un hikâyeleri arasından seçilmiş ve kitaptaki ilk hikâyenin ismi ile kitaplaştırılmıştır.

Tolstoy’un bu hikâyeleri en başta insanlar için öğüt almaları, ders çıkarmaları için yazıldığı ilk hikâyeden anlaşılıyor. Ayrıca Tolstoy’un din ile bağının sıkı olduğu da görülüyor. Hikâyelerin bir çoğu İncil’den baplarla başlıyor. Ayrıca kitaba ismi verilen ilk hikâyede de bir meleğin insan olarak yere gönderilmesi ve ilahi konular işleniyor. Bu meleğin belli bir süre insanlar arasında yaşayarak üç sorunun cevabını bulması gerekiyor: “İnsanda ne var?”, “İnsana ne verilmemiştir?” ve “İnsan neyle yaşar?”

6 Temmuz 2016

James Dashner - Labirent: Ölümcül Kaçış (1. Kitap)

Labirent: Ölümcül Kaçış, Amerikalı yazar James Dashner’in orijinal adı “The Maze Runner” isimli serisinin birinci kitabı. Seri ismini birinci kitaptan alıyor. Türkçe’ye ise “Labirent: Ölümcül Kaçış” olarak çevrilmiş.

29 Haziran 2016

J. D. Salinger – Gönülçelen (Çavdar Tarlasında Çocuklar)

Amerikalı yazar Jerome David Salinger’in (çoğu yerde ismini kısaca J. D. Salinger olarak görürsünüz) bu romanını bir çok “en iyi kitaplar” listesinde görebilirsiniz. Ayrıca “modern zamanların başyapıtı” olarak da nitelendiriliyor.

Giriş paragrafında “bu roman” dememin bir sebebi var. Yazının başlığında da fark ettiğiniz gibi romanın ismi iki farklı şekilde yer alıyor: Gönülçelen ve Çavdar Tarlasında Çocuklar.

27 Haziran 2016

Levent Yaylagül - Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar

İletişim ve medya okuyan her bir öğrenci için belki de okuması, öğrenmesi en zor kısım kuramlardır. Tabii bunun için de kuramları anlatan bir kitap gerekli. Kitap satış sitelerine başvuran ve “kitle iletişim kuramları” olarak arama yapan herkes bu adla sadece iki kitap bulur. Birincisi Erol Mutlu’nun farklı iletişim bilimcilerin makalelerinden derlediği ve “Kitle İletişim Kuramları” adı ile basılan kitap. İkincisi ise Levent Yaylagül’ün “Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar” kitabı.

5 Haziran 2016

Yaşar Kemal - İnce Memed 1

Notos dergisi 44. sayısını “Türk Edebiyatının Klasikleri Nelerdir?” başlığı ile çıkarmıştı. Bu soru yöneltilerek ulaşılan sonuçta 40 kitap yer aldı. Listenin başını ise Yaşar Kemal’in İnce Memed’i çekiyor. Liste Oğuz Atay – Tutunamayanlar, Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü diye devam ediyor.

Yaşar Kemal’in İnce Memed romanı Çukurova’da köylülerin ağalığa karşı mücadelesini konu ediniyor. İnce Memed dört ciltten oluşan bir roman. Birinci roman da her şeyi en başından anlatmaya başlıyor. Romana da ismi verilen İnce Memed’in çocukluğundan başlayarak eşkıyalığına kadar.

26 Mayıs 2016

A. S. Puşkin - Dubrovski

Rus şair ve yazar Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in Dubrovski romanı çok bilindik bir konuyu işliyor. Zengin olduğu için canı istediğini yaptırabilen bir derebeyinin, gücünü ve nüfuzunu kullanarak başka birisinin malına mülküne çökmesini. Bu da yanına kâr kalıyor. Tabii bununla birlikte içinde aşk, kahramanlık da var.

Kötü, kibirli ve zengin olmanın avantajlarını kullanan emekli bir general Kirila Petroviç Troyekurov. Bu gücünü kullanarak çoğu zaman arkadaşlarına bile kötü şakalar yapmaktan kaçınmaz. Doğal olarak da çevresinde ondan bir beklenti içinde olan, her dediğini yapan bir kalabalık da var. Eserdeki ifadesiyle “Kirila Petroviç bu yaltaklanma gösterilerini, kendisine verilmesi zaruri bir haraç, sayardı.” (s. 3)

17 Mayıs 2016

Italo Calvino - Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu

“Italo Calvino’nun yeni romanı Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanını okumaya başlamak üzeresin. Gevşe. Dikkatini topla. Bütün öteki düşünceleri sav kafandan. Çevredeki dünya bırak silinsin. En iyisi kapıyı kapatmak; yan odadaki TV hep açık. Hemen ötekilere söyle, “Hayır, ben televizyon izlemek istemiyorum.” Sesini yükselt –yoksa seni duymazlar- “Okuyorum! Rahatsız edilmek istemiyorum.!” Belki duymadılar, onca gürültünün arasında; daha yüksek sesle söyle, bağır: “Italo Calvino’nun yeni romanını okumaya başlıyorum!” Ya da istersen hiçbir şey söyleme; belki seni rahat bırakırlar.” (s. 11)

11 Mayıs 2016

Umberto Eco - Sıfır Sayı

Umberto Eco’nun (1932 – 2016) son kitabı (veda kitabı da diyebiliriz) Sıfır Sayı’nın arka kapağında “Kötü gazetecilik konusunda bir rehber.” ifadesi yer alıyor. Gazetecilik toplum için çok önemli bir görev üstlenen meslektir. Ancak her zaman hayal edilen ya da beklenen mükemmel sonuçlar vermez. Çoğu zaman da çok nadir durumlarda iyi bir gazetecilik örneği ile karşılaşırız.

30 Nisan 2016

Stefan Zweig - Satranç

Stefan Zweig’in “Satranç” isimli uzun öyküsü, çok akıcı bir şekilde, size adeta oynanan satrancın heyecanını yaşatarak, sürükleyici anlatımı ile kitabı bir kaç saatte bitirmenizi sağlıyor. Konusu isminden de anlaşıldığı gibi satrançla ilgili. Ancak bir kaç satranç oyunu sırasında oynayanların geçmişi, karakterleri ile ilgili detaylı anlatımlar var.

Gustav Meyrink - Kardinal Napellus (Babil Kitaplığı - 13)

Arjantinli yazar Jorge Luis Borges, fantastik edebiyatın en iyi örneklerini derleyerek Babil Kitaplığı dizisi ile 1975 ile 1985 yılları arasında okurlara sunmuştu. Kitabın girişinde Borges’in önsözünden önce Franco Maria Ricci’nin bu dizinin “düşsel edebiyatın mücevherlerini oluşturan metinlerin bir araya getirilmesi ile oluştuğunu” belirttiği bir notu var. Ricci, ister bu dizinin, isterse de Borges’in diğer eserleri ve derlemelerinin aslında Buenos Aires’teki Ulusal Kitaplık’ın bir ürünü olduğu söylüyor. Tabii bu imkanı iyi kullanmasını bilenin de Borges olduğunu anlatıyor. Ayrıca bir parantez açarak bu kitaplıkta dünyanın başka bir yerinde olmayan kitaplar olduğu söylentisini de aktarıyor.

28 Nisan 2016

Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Çevrenize biraz bakınırsanız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında anlattığı tarzda kişileri çok rahatlıkla görebilirsiniz. Hangi tür kişilerden bahsediyorum? Hiç bir iş yapmadan, yaptığı işin hiç bir yararı ve değeri olmadan herkes tarafından “büyük işler” yapmakla övülen, el üstünde tutulan ve Tanpınar’ın kitapta kullandığı şekliyle “muvaffakiyeti” konuşulan kişilerden bahsediyorum.

Nasıl olur derseniz. Belki de romanı okudukça güldüğünüz, böyle şey olur mu dediğiniz olaylar herkesin çevresinde mutlaka vardır. Bir enstitü düşünün ki 300’e yakın çalışanı var ancak yaptığı hiç bir iş yok. Ama büyük binası, çok sayıda çalışanı, büroları, şubeleri, yayınları var.

24 Mart 2016

Selim İleri - Her Gece Bodrum

Okudukça bazı karakterlerin karamsar hâli bana Sartre’nin Bulantı’sını, yazım şekli ve özellikle cümle içinde bol parantezli ifadeler ise Nabokov’un Lolita’sını hatırlattı.

Her Gece Bodrum, bir yaz dönemi Bodrum’da başlayan ve sona eren geçici arkadaşlık, aşk ve ilişkileri konu ediliyor. Geçici çünkü yazın bitmesiyle ve Bodrum’da ayrılış ile bu arkadaşlıklar, aşklar da sona erdi. Yazarın ifadesiyle yaşananlar “bellekten atılmış bir telefon numarası gibi” olacak. Anı bile olamayacak.

23 Mart 2016

Georges Jean - Yazı İnsanlığın Belleği

Eski Mısırlılara göre yazıyı Tanrı Thot'un kendisi yaratmış ve insanlara bağışlamıştır. (s. 27) Yazı Mısırlılar için bu kadar kutsal olarak kabul ediliyordu. Çünkü, toplumda bir çok şeyi değiştirmiş ve medeniyetlerinin gelişmesini sağlamıştı.

Günümüz modern toplumunu da yazısız düşünmek mümkün değil. Her şeyi yazı ile kayda alırız. Yazı iletişimde çığır açan bir icattır. Ancak ilk yazı günümüzdekinden çok faklı şekillerde ortaya çıkmış, gelişmiş ve şimdiki halini almıştır. Hatta modern dünyadaki farklı yazı şekillerine bakarsak, gelişiminin de ne kadar karmaşık bir süreç olduğunu tahmin edebiliriz.

Massimo Baldini - İletişim Tarihi

“İletişim sürecinin binlerce yıldan bu yana siyasal iktidarı elinde tutanların denetiminde olduğu gerçeğini göz ardı etmek zordur. İletişim, iktidarı kurmanın ve sürdürmenin vazgeçilmez bir aracıdır. Bu basit gerçek, Batılı toplumlarda demokratik gelişmeye paralel olarak belirli ölçülerde sınırlandırılmıştır ama iletişim araçlarının siyasal iktidarı kullananlar tarafından daha karmaşık yollarla denetlenmesine de engel olunamamıştır.” (Korkmaz Alemdar, 2009)

İletişim tarihinde, insanı, toplumu, yaşadığımız dünyayı değiştiren üç devrim yaşanmıştır. Bunları kısaca yazının icadı, matbaanın bulunması ve telgrafın icadı ile başlayan elektrik ve elektronik iletişim devrimi olarak özetleyebiliriz.

27 Şubat 2016

John Keane - Medya ve Demokrasi

Demokratik bir toplum için medya özellikle seçilmiş yöneticiler ile yurttaşlar arasında sağlıklı bir iletişim için vazgeçilmezdir. Bu konu çok az kişi tarafından tartışma konusu yapılıyor. Ancak basın ile ilgili hep süregelen ve hiç bitmeyecek bir tartışma konusu medyanın kimin elinde olacağı, nasıl denetleneceği, ne kadar sansür ya da baskı uygulanacağıdır. Kısacası “basın özgürlüğü” kavramıdır.

John Keane, “Medya ve Demokrasi” kitabında “iletişim medyasının” başta yönetim ve pazar güçlerinden bağımsız olması gerektiğini ve halkı onlardan koruması gerektiğini savunuyor. Bunun için de medyanın ne devlet güdümünde ne de pazar güçlerinin çıkarlarına hizmet etmemesinin önemine vurgu yapıyor. Bunun için de “kamu hizmeti iletişim medyası” kavramını tartışıyor:

19 Şubat 2016

Zygmunt Bauman - Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları

Küreselleşme özellikle son 20 yıldır çok duyduğumuz, herkesin çok bildiği ancak kimsenin tam olarak açıklayamadığı bir kavramdır. Küreselleşme kullanıldığı bir çok yerde “iyi” ve “olumlu” anlamlarda kullanılıyor. Aynı zamanda iletişim teknolojilerinin sağladığı bir hız ve hareketlilik ifade ediyor. Zygmunt Bauman da küreselleşme kavramını çeşitli yönleri ile ele alarak, globalleşme ile birlikte dünyada nelerin değiştiği üzerinde duruyor. Enformasyon akışı, birey, toplum, ulus devlet, sermaye ve emekçinin durumu küreselleşme ile nasıl değişmiştir sorularına cevaplar vermeye çalışıyor. Küreselleşmenin aslında çoğu zaman ifade edildiği gibi “iyilik meleği” olmadığı üzerinde duruyor.

1 Şubat 2016

George Orwell - Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

George Orwell’in Bin Dokuz Yüz Seksen Dört romanını ikinci okuyuşum. Yaklaşık 6-7 yıl sonra okuduğumda aslında neden bazılarına göre zor ama aynı zamanda roman ötesi bir kitap olduğunu bir kere daha hatırlamış oldum.

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört bir distopya ya da karşı ütopya olarak nitelendiriliyor. Anlattığı düzen gerçekte yoktur. Ancak bu kurmaca distopya dünyada yaşananların bir çoğunu ya geçmişte görmüşüz ya da görmekteyiz. Belki bir kısmını da gelecekte göreceğiz.

23 Ocak 2016

Edward S. Herman, Noam Chomsky - Rızanın İmalatı (Kitle Medyasının Ekonomi Politiği)

Medyaya eleştirel ve alternatif bir bakış açısı sunan bir kitap. Edward S. Herman ve Noam Chomsky, “sol şüpheciliği” ve “komplo teorisi” olarak eleştirilen Propaganda Modeli’nin ampirik araştırma yöntemleri ile başarılı bir şekilde kanıtlanmışlardır. Demokratik ülkelerde özgür bir medya olgusu üzerinde durulurken, bu medyanın aslında o kadar da  özgür olmadığı ve “bağımlı” olduğu kurum ve kuruluşların çıkarları doğrultusunda ve “kendi rızası” ile hareket ettiğini ortaya koymaktadır.

Kitaba başlamadan önce yazarlar John Milton’un “Halkın gözüne mil çekenler, şimdi "halk ne kadar kör" diye şikâyet ediyorlar.” ifadesini aktarmaktadır.

12 Ocak 2016

Noam Chomsky - Medya Gerçeği

Noam Chomsky kimdir sorusunu tek bir cevabı yoktur. Chomsky’yi tanıtırken Amerikalı aktivist, dil bilimci, filozof, siyasi eleştirmen, tarihçi ve yazar ifadeleri peş peşe sıralanıyor. Chomsky’nin üzerindeki çok yazıp çizdiği konulardan biri de medya ve özellikle ABD ana akım medyası olmuştur. “Medya Gerçeği” kitabı da böyle bir çalışmanın ürünüdür.