Yaşar Kemal - İnce Memed 1

Notos dergisi 44. sayısını “Türk Edebiyatının Klasikleri Nelerdir?” başlığı ile çıkarmıştı. Bu soru yöneltilerek ulaşılan sonuçta 40 kitap yer aldı. Listenin başını ise Yaşar Kemal’in İnce Memed’i çekiyor. Liste Oğuz Atay – Tutunamayanlar, Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü diye devam ediyor.

Yaşar Kemal’in İnce Memed romanı Çukurova’da köylülerin ağalığa karşı mücadelesini konu ediniyor. İnce Memed dört ciltten oluşan bir roman. Birinci roman da her şeyi en başından anlatmaya başlıyor. Romana da ismi verilen İnce Memed’in çocukluğundan başlayarak eşkıyalığına kadar.

İnce Memed, annesi ile birlikte bir dağ köyü olan Değirmenoluk köyünde yaşıyor. Tabii buna yaşamak denirse. Sıkıntıların başında onların ve çevredeki 4 köyün daha ağası olan Abdi Ağa var. İnce Memed ve annesinin Abdi Ağa’dan çekmedikleri kalmaz. Romanda gelişen olaylar Abdi Ağa’nın “ağalığının” yani köylüleri sömürmesinin, İnce Memed’in de çocuk denecek yaşta bu ağalığa bir dur demesi ile başlar.

İnce Memed, çocukluğundan beri ağalıktan, Abdi Ağa’dan çok çekmiş birisi. Hem dövmüş, hem dikenli (çakırdikeni) tarlayı sürdürmüş, hem babası olmadığı için herkesten ürünün üçte ikisini alırken, onlardan dörtte üçünü alarak açlığa, yokluğa mahkum etmiştir.

Bütün bunlara rağmen İnce Memed sadece kendini düşünerek dağa çıkmış, eşkıya olmuş biri değil. Ayrıca diğer eşkıyalara da benzemez. Her an vicdanı ile muhasebe içinde yaşar. Gerektiğinde Deli Durdu gibi eşkıyanın karşısına çıkar, arkasına düşen askere, çavuşa vurabildiği halde vurmaz, Hatçe’yi kurtarmak istediğinde bile askerleri bacağından vurur. Ona her türlü kötülüğü yapan Abdi Ağa’nın eşine ve çocuklarına kıyamayacak kadar da “yufka yürekli” eşkıyadır.

Aynı şekilde köylüler de İnce Memed’i çok sever. Jandarma onlara baskı yaparak etmediğini bırakmadığında bile yerini söylemez, korur, kollar ve yardımını esirgemez. İnce Memed de köylüleri gözetir. Kendisinden çok onları düşünür, kendi topraklarına sahip olmalarını, ekip biçtiklerinin kendilerinde kalmasını ve ağalara kul-köle olmaktan kurtulmalarını ister.

Ancak İnce Memed’in kaderinde üzücü olaylar ve eşkıya olmak var. Onu eşkıyalara götüren Süleyman’ın ise İnce Memed’e eşkıyalık ile verdiği bu tavsiyeler dikkat çekicidir: “Hapisaneyle dağın biribirlerinden zerrece farkı yoktur. İki yerde de reisler var, geriye kalanlar reislerin kullarıdır. Hem de ne aşağılık kutlar ... Reisler insan gibi yaşarlar, ötekiler köpek gibi...” (s. 122)

Memed, arkadaşı ile ilk defa kasabaya gittiğinde çok şaşırır. Çünkü Memed’in dünyası ve ufku sadece köyleri kadardır. Abdi Ağa’dan izin almadan kimse köyden çıkamaz ki, Memed ve arkadaşı izin almadan gitmişlerdi. Kasabada özellikle sorduğu ve aldığı cevap onun çok şaşırtır; kasabanın ağasının olmamasına.

Romandaki diğer karakterlerin de hayalleri ve hayattan beklentileri de çok sadedir. Memed’in kasabada ağa olmamasına şaşırdığı gibi, sevdiği kız Hatçe ve hapishane arkadaşı Iraz da gelecekle ilgili benzer hayaller kurarlar.

“...en sonunda Hatçe, dalar giderdi. Kendisinin hapiste, Memedin de kaçak olduğunu unuturdu. Iraz da unuturdu. Gene unuttular:
"Yüreğir toprağı," diye sayıkladı. "Yüreğir toprağı sıcaktır. Güneşlidir. Bir ekin olur, kaplan sökemez. Bizim tarlamız otuz dönüm."
Iraz:
"Yaaa kızım otuz dönüm."
Hatçe:
"Yarısına buğday, yansına arpa ektik."
Iraz:
"Buğdayın ortasına da iki evlek soğan ... "
Hatçe:
"Evimizin içini yeşil toprakla sıvadım."
Iraz:
"Yeşil toprak. .. Kırmızısı da var."
Hatçe:
"Bir ineğimiz var. Koca gözlü, kırmızı bir inek. .. Bir de buzağısı... "
Iraz burada susar, karşılık vermezdi. Gene sustu.” (s. 220)

“İnce Memedin dağa çıkışı bu zamana, ağaların çıkarları uğruna dağlarda eşkıyaların biribirlerini yedikleri, Çukurovada, toprağı zorla elinden alınmış köylülerin inim inim inledikleri zamana rastlar.” (s. 294) İnce Memed’in birinci kitabında sadece Abdi Ağa yok. Ayrıca hileyle köylülerin topraklarını ellerinde almaya çalışan diğerlerini de görüyoruz. Köylülerin topraklarına hileyle el konulması bana Rus yazar Puşkin’in Dubrovski’sini hatırlattı. Gücü yetenin, güçsüzlerin topraklarına el koyması ne kadar da yaygın bir durum dünya genelinde.

“Ali Safa Beyin verimli Karadut topraklarına musallat oluşu, hileyle epey toprağı da ele geçirişi uzun bir hikaye, daha doğrusu bir maceradır. Bu iş, Ali Safa Beyin hilekarlığının, ihtirasının ölçüsüz, engel tanımaz olduğunu gösterir. Bir avuç toprak için Ali Safa Beyin nelere kadir olduğunu da anlamış oluruz.” (s. 312)

Romanda çok farklı bir dil kullanılmış. Bunu zaten romanın isminden başlayarak görebilirsiniz. Mehmet yerine halk ağzında kullanılan Memed, Hatice yerine Hatçe. Bunun örnekleri çoktur. Ayrıca halk ağzında kullanılan bir çok kelimeyle de karşılaşırsınız romanı okurken.

İnce Memed dört kitaptan oluşuyor ve her biri en az 400 sayfadır. İlk bakışta bitmeyecek bir roman gibi görünse de akıcı üslubu ve dili ile sayfaların nasıl akıp geçtiğini fark etmiyorsunuz.

Romanda halk ağzından çok sayıda kelime var derken bazılarının özellikle Azerbaycan Türkçesinde de halk ağzında kullanıldığını fark ettim. İşte bunlar arasından seçtiğim bazı kelimeler: yüzünü yu, köpeklerin ürdüğü, berkiştirdi, güğüm, kendir, satlıcan olmak, liyme liyme etmiş, zar ağlamak, müstantik.

Yaşar Kemal
İnce Memed 1
Yapı Kredi Yayınları
Özel Baskı
İstanbul
2006

Next Post Previous Post
3 Comments
  • EMİNE ÖZTÜRK
    EMİNE ÖZTÜRK 6 Haziran 2016 22:58

    muhteşem bir baş yapıt. İnce Memed'i okuduktan sonra uzunca bir süre hç bir kitabı beğenemedim. paylaşıma teşekkürler...

    • Cavanşir Gadimov
      Cavanşir Gadimov 6 Haziran 2016 23:13

      Gerçekten çok güzel... Teşekkürler

  • zeusamca
    zeusamca 3 Ekim 2016 19:36

    iyi güzel de canlar nasıl indirecegizacaba??

Add Comment
comment url

Benzer yayınlar