17 Kasım 2016

Sevgi Soysal - Tante Rosa

Sevgi Soysal’ın Tante Rosa isimli bir birine bağlı 14 hikâyeden oluşan kitabı, kızı Funda Soysal’a göre ne yazarın ilk, ne de en başarılı kitabıdır. Ancak onu tanımak ve Sevgi Soysal okumaya başlamak için en iyi kitaptır.

Tante Rosa, yazar Sevgi Soysal’ın bir röportajında kullandığı ifadesiyle bir ne sadece kişinin hikâyesidir, ne de kurmacadır. Tante Rosa kendi ifadesiyle anneannesi ile başlayıp, teyzesi ile devam eden ve kendisinde biten bir çizgidir. Bir kadınlık çizgisidir. Ayrıca yazar aynı röportajda Tante Rosa’daki olaylar ve yaşantıların çoğunun gerçek olduğunu da vurguluyor.

Kitap ve hikâyeler okura Tante Rosa’nın çocukluğu, gençliği, ilk evliliği, hayal kırıklıkları, yaşam mücadelesi, yaşlılığı ve ölümüne kadar olan kısa ama öz bir çizgi sunuyor. Küçük bir kızken her çocuk gibi ne olmak istediği, ne yapmak istediğini anlatan hikâye ile başlıyor Tante Rosa’nın öyküsü. İlk hayal kırıklıkları ve dünya gerçekleri ile de burada karşılaşır. Rahibeler okulu, yasaklar, cezalar ve yine bir çocukluk hayali; prenses olduğunu düşler ve beyaz atlı prensi bekler.

“Bir prensesti, bir peri kızıydı o, koşardı da, süslü görürdü de çamları. Evet bir prensesti. Pazar sabahları birahaneye koşup babasına, "çok bira içme, para yeme, biriktir paraları, biriktir de prens beni almaya geldiğinde çeyizim bir prensese yakışır olsun." dediği zamanlar, annesine: "Seni çok seviyorum, ama ne olur benim bulunmuş, sepet içinde bulunmuş bir prenses çocuk olduğumu söyle," diye yalvardığı zamanlar elbette daha çok prensesti.” (s. 23)

Bu hayaller hiçbir zaman Tante Rosa’yı bırakmaz. Bir yetişkin kadınken, iş bulmaya çalışırken, para sıkıntısı çekerken bile düş kurar. Düşes olduğunu hayal eder, zengin olacağını düşünür. Bu hayaller ve anlatımlar bazen okuru güldürür. Çoğu zaman da trajikomiktir.

Tante Rosa farklı bir kadın karakteri çiziyor. Bu farklı olma özelliği en belirgin olarak eşini ve çocuklarını bırakarak gitmesi ile başlar. Daha sonra da çok kez evlilik yapar, çocuklarını bırakır. Bazen orospuluğa özenir. Bazen zengin olma hayaliyle kendince işlere kalkışır. Ama çoğu zaman yoklukla mücadelede eder.
“Yokluk ne rezilliklere gebedir! Yoksulluk her zaman küçültücüdür!” (s. 48) der.

Funda Soysal kitabın başındaki yazısında Tante Rosa’nın bu her şeyi bırakmasını şöyle anlatıyor: “Bırakmak, Tante Rosa’nın sonuçlandırabildiği en kesin şeydir. Sevgi Soysal bu sahneyle anlatmak istediği duygunun, “bırakmanın, bırakılanlar ne denli bırakılası olsalar da bırakanı sevindiremeyeceğini, yüceltemeyeceğini bilmek” olduğunu söylemiştir bir röportajında. Bırakmak, öncesi ve sonrasından bağımsız bir yoğun andır; Sevgi Soysal'ın Tante Rosa’da, Rosa’dan başka anlatmak istediği belki tek şeydir bu duygu.” (s. 14)

Hikâyeleri okurken büyük bir kısmında Tante Rosa için üzüntü duyabilir okur. Ancak bazı kısımları özellikle beni çok güldürdü. “Tante Rosa bütün rüzgarlara açık” başlıklı hikâyedeki olaylar, Rosa’nın Amerikan ordusu malı şişme yataklar alarak evini derme çatma bir pansiyon yapması ve devamındaki olaylar güldürüyor.

Zaman ilerliyor ve Tante Rosa yaşlanıyor. Bunu ilk anladığı anı şöyle aktarıyor: “Birgün açık arttırmadan kendime bir ucuz mayo düşürmüştüm. Eve varır varmaz soyunarak, mayoyu giydim. Aynanın karşısına geçtim... ah geçmez olaydım. Porsuduğumu, hiç kendimden izin almadan porsuduğumu gördüm...” (s. 99)

Tante Rosa’da olaylar Almanya’da geçiyor ve ismi de buna göre bir Alman ismi. Sevgi Soysal’ın bu kitabı ilk çıktığında en çok da bu yönden eleştiri almış. Niye Türkiye’de değil ve yerli bir isimle yazmadığı için. Sevgi Soysal ise Ayşe Teyze olarak “Tante Rosa”nın yaşadıklarının anlatılamayacağının altını çiziyor.

Sevgi Soysal
Tante Rosa
6. Baskı
İletişim Yayınları
İstanbul
2004
105 sayfa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder