30 Nisan 2016

Stefan Zweig - Satranç

Stefan Zweig’in “Satranç” isimli uzun öyküsü, çok akıcı bir şekilde, size adeta oynanan satrancın heyecanını yaşatarak, sürükleyici anlatımı ile kitabı bir kaç saatte bitirmenizi sağlıyor. Konusu isminden de anlaşıldığı gibi satrançla ilgili. Ancak bir kaç satranç oyunu sırasında oynayanların geçmişi, karakterleri ile ilgili detaylı anlatımlar var.

Gustav Meyrink - Kardinal Napellus (Babil Kitaplığı - 13)

Arjantinli yazar Jorge Luis Borges, fantastik edebiyatın en iyi örneklerini derleyerek Babil Kitaplığı dizisi ile 1975 ile 1985 yılları arasında okurlara sunmuştu. Kitabın girişinde Borges’in önsözünden önce Franco Maria Ricci’nin bu dizinin “düşsel edebiyatın mücevherlerini oluşturan metinlerin bir araya getirilmesi ile oluştuğunu” belirttiği bir notu var. Ricci, ister bu dizinin, isterse de Borges’in diğer eserleri ve derlemelerinin aslında Buenos Aires’teki Ulusal Kitaplık’ın bir ürünü olduğu söylüyor. Tabii bu imkanı iyi kullanmasını bilenin de Borges olduğunu anlatıyor. Ayrıca bir parantez açarak bu kitaplıkta dünyanın başka bir yerinde olmayan kitaplar olduğu söylentisini de aktarıyor.

28 Nisan 2016

Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Çevrenize biraz bakınırsanız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” romanında anlattığı tarzda kişileri çok rahatlıkla görebilirsiniz. Hangi tür kişilerden bahsediyorum? Hiç bir iş yapmadan, yaptığı işin hiç bir yararı ve değeri olmadan herkes tarafından “büyük işler” yapmakla övülen, el üstünde tutulan ve Tanpınar’ın kitapta kullandığı şekliyle “muvaffakiyeti” konuşulan kişilerden bahsediyorum.

Nasıl olur derseniz. Belki de romanı okudukça güldüğünüz, böyle şey olur mu dediğiniz olaylar herkesin çevresinde mutlaka vardır. Bir enstitü düşünün ki 300’e yakın çalışanı var ancak yaptığı hiç bir iş yok. Ama büyük binası, çok sayıda çalışanı, büroları, şubeleri, yayınları var.