24 Şubat 2017

Yaşar Nabi (Der.) - Dünyanın En Güzel Hikâyeleri

Yaşar Nabi’nin hazırladığı ve derlediği Dünyanın En Güzel Hikâyeleri başlıklı kitap biraz iddialı bir başlık gibi görünse de, içindeki yazarlara baktığınızda bir abartı olmadığı anlaşılıyor. Zira kitapta dünyanın farklı ülkelerinden en ünlü yazarların, romancıların kısa hikâyelerinden birer seçme var. Gogol, Dickens, Poe, O. Henry, Dostoyevski, Maupassant ve diğerleri. Hepsi bilinen ve sevilen yazarlardır.

Nabi, kitaba yazdığı önsözde öncelikle yazarların sadece kısa hikâyelerini derlediğini belirtiyor. Daha sonra ise bazen uzun hikâye ile roman arasındaki benzerlik ve karışıklılara değiniyor. Hikâye ve roman arasındaki en yaygın kabul gören farkın uzunluk olduğuna değiniyor, diğer farklılık ve benzerler üzerinde duruyor.

Ancak Yaşar Nabi şunu da ekliyor: “Bana kalırsa, roman ve hikâyeyi, bütün çeşitlerini içine alacak şekilde tarif etmek çok güç, aynı zamanda faydasız bir iştir. Çünkü sanat, dar kalıplara,
sınırlamalara karşı daima isyan eder. Ne kadar hikâyeci varsa o kadar hikâye tarza vardır diyebiliriz, yarının bize yeni tarzlar getirmeyeceğini de kimse iddia edemez.” (Nabi, s. 3)

Kitapta on üç kısa hikâye var. Sıralama yapılırken, yazarların yaşadığı yıllar dikkate alınmıştır. Onun için kitaptaki ilk hikâye 14. yüzyıl İtalyan yazarı Giovanni Boccaccio’nun Decameron’undan. Ayrıca hikâyelerden önce her bir yazar için bir sayfayı geçmeyen kısa tanıtım yazıları da yer alıyor. Bu da o yazarı hiç tanımayanlar için güzel bir okuma imkânı sunuyor.

Kitaptaki yazarlar ve hikâyeleri ise şöyle:

Giovanni Boccaccio - Dirilen Adam
N. V. Gogol - Fayton
Charles Dickens - Siyah Peçe
Prosper Mérimée - Mateo Falcone
F. M. Dostoyevski - Noel Ağacı ve Düğün
Edgar A. Poe - Kızıl Ölümün Maskesi
Alphonse Daudet - Bilârdo Partisi
Guy de Maupassant - Saç
Anton Çehov - Uyuyabilmek
O. Henry - Harlem'de Bir Facia
Istvan Tömörkeny - Akşam Karanlığı
Katherine Mansfield - Hizmetçi
Erskine Caldwell - Çilek Mevsimi


Giovanni Boccaccio - Dirilen Adam

İtalyan yazar Giovanni Boccaccio en çok Decameron eseri ile tanınıyor. Bu eserdeki hikâyelerin iç içe geçmiş tarzı ise Binbir Gece Masalları’na benzerliği ile dikkat çekiyor. Decameron’daki hikâyelerin çoğu açık saçık konuları ele alıyor. Ancak Nabi, bu hikâyeler arasından en az açık olanını seçtiğini belirtiyor.

“Dirilen Adam” hikâyesi, kadın düşkünü bir keşişin, budala bir adamın güzel karısını bin bir türlü hileyle elde etmesini anlatıyor. Döneminin din adamlarının sahtekârlığını, yozlaşmışlığını konu ediniyor.

N. V. Gogol - Fayton

Rus edebiyatının ve realist Rus romancılığının en iyi temsilcilerinden biri olan Nikolay Vasilyeviç Gogol’un Fayton isimli hikâyesi de Rusya’da dönemin yaşamını, soylular arasındaki kendilerini gösterme ve övünmeleri gerçekçi bir üslupla okura sunuyor.

Charles Dickens - Siyah Peçe

Shakespeare’den sonra İngiliz edebiyatının en ünlü ismi olan Charles Dickens’den de bir hikâye var bu kitapta: Siyah Peçe. Bu hikâyede çaresiz bir annenin öyküsü anlatılıyor. Hayatın gerçekleri ile dolu olan bu hikâyede olaylar sonuna kadar gizemini korur.

Prosper Mérimée - Mateo Falcone

Hikâye öncesi yazarla ilgili kısa tanıtım yazısında, Prosper Mérimée’nin Maupassant kadar ünlü olmamasına rağmen, Fransız hikâyeciliğinin kurucusu ve en büyük isimlerinden olduğu vurgulanıyor. Ayrıca hikâyeleri ile ilgili ise şu cümleler dikkat çekiyor: “Mérimée'nin hikâyeleri tamamiyle realisttir. Son derece kısa ve veciz yazmaya çalışır. Edebî süslerden, süs edebiyatından kaçınır. Bu yüzden eserlerini fazla kuru bulanlar olmuştur. Fakat bu hikâyelerde üslûp çok temizdir ve sağlam temeller üzerine kurulmuştur.” (s. 44)

Mérimée’nin Mateo Falcone isimli hikâyesi okuru şaşkınlık içinde bırakan bir sona bitiyor.

F. M. Dostoyevski - Noel Ağacı ve Düğün

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin “Noel Ağacı ve Düğün” isimli hikâyesi ise makam, mevki ve paranın itibar gördüğü Rus sosyetesini anlatıyor. Hesaplar hep para üzerine kuruludur. Bu evliliğe gelince de böyledir. Bir taraf para pul peşinden koşarken, diğer taraf ise mevki sahibi insanlara yaranma peşindedir. Bütün bunlar arasında ise Dostoyevski para için genç yaşta bir kızın kendinden çok yaşlı biriyle evlendirilmesini anlatıyor. Dönemin Rusya’sında sık görülen bir olaya hikâyesinde yer vermiş.

Edgar A. Poe - Kızıl Ölümün Maskesi

Edgar Allan Poe, özelikle korku ve gerilim hikâyeleri ile bilinen Amerikan yazarıdır. Poe’nun yazdığı hikâyelerin nasıl bir ortam ve hayalin ürünü olduğu ile ilgili ise şu bilgiler yer alıyor: “Richmond'da bir gazetenin müdürü olduktan sonra akrabasından bir kızla evlendi, sefalet içinde eserlerini vermeye koyuldu. Kendini içkiye de kaptırmıştı. Gerçek hayattan kaçarak bu dünyamızla hiçbir ilişiği olmıyan bir sonsuz hayal ve fantazi dünyasında yaşıyordu. Korkunç bir muhayyelenin ve keskin bir zekânın ışığında garip ve olmıyacak vakaları anlatan hikâyeleri işte bu içine kapanmış hayatın mahsulü oldu.” (s. 69)

Kızıl Ölümün Maskesi de bir gerilim ve özellikle ölüm korkusunu işleyen bir hikâyedir. Kendisini ülkesinden yayılan ölümcül hastalıktan korumak için kalın duvarlar arasında saklanan, eğlence partileri veren ve böylece halkı kırılmasına rağmen kendini güvende hisseden bir prensin hikâyesi anlatılıyor.

Alphonse Daudet - Bilardo Partisi

Alphonse Daudet ise kitaptaki bir başka Fransız yazardır. Bilârdo Partisi ise kendi zevkleri ve eğlencesi uğruna askerlerini harcayan bir generalin bilardo takıntısını anlatıyor.

Guy de Maupassant - Saç

Fransız yazar Guy de Maupassant’ın Saç isimli hikâyesi ile farklı bir aşk ya da delilik hikâyesini konu ediniyor.

Anton Çehov - Uyuyabilmek

Anton Çehov, kitaptaki üçüncü Rus yazardır. Durmadan çalıştırılan bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Sonu acı biten bir hikâye.

O. Henry - Harlem'de Bir Facia

Asıl adı William Sydney Porter olan Amerikalı yazar O. Henry ise Amerikan hayat tarzını alaycı bir üslupla ustaca anlatıyor. Harlem'de Bir Facia isimli hikâyede ise kadına şiddet konusu bu alaycı üslupla ele alınıyor. O kadar ki, okurken gülmemek elde değil.

İki komşu kadın, biri kocası tarafından sürekli dövülüyor. Diğerinin kocası ise hiç dövmez.  Dövülmeyen, dayak yiyen kadını kıskanıyor. Biri dövüldüğü için övünüyor, aynı zamanda dayak yediği için de kocasına istediğini aldırıyor. Diğeri ise komşusunu kıskanıyor, kocasının kendisinin dövmemesini ise bir facia olarak görüyor.

Bu da hikâyeden trajikomik bir alıntı: “Ben en aşağı haftada bir dayak atmıyan erkeğe koca demem vallahi, cevabını verdi. Bu son dayak pek berbattı. Tahammül edilir tarafı yoktu. Hâlâ başım dönüyor. Ama telâfi etmek için artık bir hafta uğraşır, kul köle olur. Her istediğimi yapar. Bu çürüğü görüyorsun ya en aşağı ipek bir bulûzla iki tiyatro bileti eder.” (s. 101)

Akşam Karanlığı (Istvan Tömörkeny), Hizmetçi (Katherine Mansfield) ve Çilek Mevsimi (Erskine Caldwell) isimli hikâyeleri de birincisi Macar, ikincisi Yeni Zelanda, üçüncüsü ise Amerikan edebiyatı ve hayatından birer sahne sunuyor.

Hazırlayan ve Derleyen: Yaşar Nabi
Dünyanın En Güzel Hikâyeleri
Varlık Yayınları
İstanbul
1952
128 sayfa.

Not: 1952 yılın basılan bu kitaptan yapılan alıntılardaki “atmıyan”, “olmıyacak”, “tamamiyle” ve diğer kelimeler, aktarılırken değiştirilmemiş, kitaptaki gibi bırakılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder