24 Mayıs 2017

Anthony Burgess - Otomatik Portakal

Anthony Burgess’in 1962 yılında yayımlanan “Otomatik Portakal” başlıklı romanı, çok uzak olmayan bir gelecekte İngiliz toplumunda geçiyor. Bir distopya roman olan eserde uyuşturucu kullanımı, gençlerin sırf eğlence olsun diye şiddete başvurması, toplumun yozlaşması konu ediliyor. Bir yandan da yeni geliştirilen bir deneyle şiddete başvuran suçluların “iyileştirilmesi” var. Ancak bu iyileştirme sırasında insanlar artık birey olmaktan çıkıyor, otomatik bir makine haline geliyorlar.

Burgess’in en iyi eseri olarak görülen bu roman bana göre çok etkili bir roman. Ancak özellikle kitabın başındaki şiddet ve tecavüz sahneleri beni bir okur olarak olumsuz etkiledi. Bundan dolayı bahsettiğim kısımlardan olumsuz etkilenecek kişileri uyarmak isterim.

19 Mayıs 2017

Stefan Zweig - Bir Çöküşün Öyküsü

Stefan Zweig’in “Bir Çöküşün Öyküsü” başlıklı eseri, iktidar sahibi bir kadının, bütün gücünü kaybettikten sonraki çöküşünü anlatıyor. Bir yandan da iktidarda olmanın, güç sahibi bulunmanın bağımlılıktan da öte bir şey olduğunu gösteriyor bu eser. Arka kapağında bu kitapta anlatılanların Fransa’da XV. Louis döneminde sarayda güç sahibi olan aristokratik bir kadının gerçek yaşamına dayandığını öğreniyoruz.

17 Mayıs 2017

Jack London - Yaşamak Hırsı

Jack London, her okuduğumda beni bir kez daha hayran bırakan bir yazar. Çocukluğumda okuduğum hikâyeleri halen hafızamda çok taze. Özellikle bu kitapta yer alan Yaşamak Hırsı (Love of Life) başlıklı hikâyesindeki ayrıntıları hiç unutamadım. Bir lokmalık küçük bir balığı yakalamak için dakikalarca çırpınan adamın kurtlardan arta kalan bir geyik kemiklerini kemirmesini, kurtarıldıktan sonra yatağının altına ekmek stoku yapmasını bunlara örnek verebilirim. Bütün bunlar bir insanın doğada, açlıkla, çaresizlikle mücadelesini konu edinen hikâyeden sadece birkaç ayrıntı.

12 Mayıs 2017

Ernest Hemingway - İhtiyar Balıkçı (Yaşlı Adam ve Deniz)

Ernest Hemingway’in “İhtiyar Balıkçı” (Yaşlı Adam ve Deniz) başlıklı romanı, Kübalı yaşlı bir balıkçının yaşlılığıyla, yalnızlığıyla, şansının bir türlü düzelmemesiyle, denizle, avladığı balıkla, saldıran köpekbalıkları ile mücadelesini anlatıyor. Bütün bunlar olurken de hiçbir zaman ümidini yitirmiyor, şikâyet etmiyor ve mücadeleden vazgeçmiyor.

Bu roman aynı zamanda Hemingway’e 1953’te Pulitzer Ödülü’nü, 1954’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandırmıştır. Nobel Komitesi özellikle, Hemingway’e bu ödülün “Yaşlı Adam ve Deniz” adlı eseri ile anlatı sanatındaki ustalığından dolayı verildiğini vurgulamıştı.

10 Mayıs 2017

Mevlânâ - Mesnevi (1. Cilt)

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevi’sini çok farklı şekillerde okumak mümkün. Farsça yazılmış bu kitabı bir şiir kitabı, bir hikâye kitabı ya da tasavvufi bir kitap (dini bir kitap) olarak görebilir ve okuyabiliriz. Okuyanın bilgisine göre farklı anlamlar çıkarabileceği bir kitaptır. Sade bir diller bazı menkıbeler anlatılarak okura ders ve öğüt verirken, tasavvufi kısımlarını anlamak için ise daha derin açıklamalara ve izaha ihtiyaç vardır.