16 Kasım 2018

Jean-Philippe Toussaint - Banyo


Belçikalı yazar Jean-Philippe Toussaint’un 1985 yılında yayımlanan Banyo isimli romanı, yazarın ilk eseridir. İlk olması dolayısı ile de roman ve yazarın tarzı, eleştiri çevreleri tarafından kabul görmüştü.

Kitabın ana karakteri bir gün bir karar alır ve öğleden sonralarını banyoda ve küvette yatarak geçirmeye başlar. Çok normal sayılan bir davranış değildir ama ona pek dokunan olmaz. Ancak bu davranışının bir sebebi olmalıdır. Ana karakter, bu değişimden sonra evde ve çevresinde yaşananları, günlük işleri, yine günlük bir dille anlatır.

10 Kasım 2018

Neval El Seddavi - Sıfır Noktasındaki Kadın


Mısırlı feminist yazar ve doktor Neval El Seddavi, “Sıfır Noktasındaki Kadın” başlıklı romanında idam cezasına mahkum edilen Firdevs isimli Mısırlı bir fahişenin öyküsünü anlatıyor. Mısır toplumunda ve genelde de Arap kültüründe kadına, kız çocuklarına olan yaklaşımı gösteriyor bu romanında.

Bu kitabı uzun süre okumak istedim ama okuyamadım. En başta kapak tasarımını çok korkunç ve ürkütücü buluyordum. Ama okumaya başladıktan sonra, anlattıklarının yanında kapağının o kadar da korkunç olmadığını gördüm. Çünkü anlatılanlar çok daha vahim ve korkunç olaylardır. Kâbus gibi olmasının bir nedeni de gerçek olması ve gerçek bir olayı anlatmasıdır.

7 Kasım 2018

Muzaffer İzgü - Zıkkımın Kökü

Kitaptan uyarlanan aynı isimli filmden bir kare.

Muzaffer İzgü, Zıkkımın Kökü başlıklı eserinde Adana’da geçen çocukluğunu ve yaşam öyküsünü anlatıyor. Mizahi bir dille yazılan ancak buna rağmen Anadolu insanının yoksulluk ve yaşadığı zor koşulları anlatan bir romandır.

Ben bir kitap okurken hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Ama önemli olan bu değil. Önemli olan, yazarın fakirliğin ve yoksulluğun ağlanacak haline okuru güldürmesini bilmesidir. Ana karakter Muzo’nun anlattıkları ve ailesinin durumu aslında içler acısı bir durum. Ama yazar bu fakirlik içindeki bazı olayları öyle bir dille anlatıyor ki okur gülmekten kendini tutamaz. Bir yandan düşündürüyor, bir yandan acıma duygusu var ama bunun üstüne de bu anlatılanlara oturup ağlamak yerine gülüyorsun.

3 Kasım 2018

Murat Belge - Militarist Modernleşme (4. Kısım: Türkiye ve Yunanistan)


Ordu her zaman her devlet için önemli olmuştur. Ancak başta Osmanlının son yılları ve cumhuriyet döneminde ordunun önemi Türkiye’de diğer ülkeler ve zamanlara göre kat kat artmıştır. Bunun sebebi Osmanlının son yıllarındaki art arda gelen yenilgiler, toprak kaybı ve sürekli eski fütuhat dönemlerini arama var. Kötü gidişatı durdurmak için en başta orduyu yeniden güçlü yapmak gerekiyordu. İmkanlar da zaten kısıtlıydı. Bundan dolayı en büyük yatırım orduya, askeri okullara ve özellikle de subayların eğitilmesine ayrılmak zorundaydı. İşte bu başlangıç ile Türkiye’de modernleşme ve usul devlet kurulmasına hep ordudan başlanmış, ordu hep öncü güç olmuştur.

19 Ekim 2018

Carlo Collodi - Pinokyo


İtalyan yazar Carlo Collodi’nin “Pinokyo” başlıklı eseri, 1883 yılında yayımlanan ve bir çocuk kitabı olmasına rağmen klasikler arasında yer alan bir romandır. Zaten Pinokyo’yu bilmeyen yoktur. Tahtadan yapılmış bir kukladır ve yalan söylediğinde burnu uzar. Ancak hepsi bu kadar değil. Kitap çok daha fazlasını içeriyor.

Kitapta Pinokyo’nun maceraları toplam 36 bölümde anlatılıyor. Ancak “Pinokyo” bölüm bölüm dönemin bir çocuk gazetesinde yayımlanmıştı. Çok beğenilince de bölümler birbiri ardına gelir. Kitabın sonuna Maria Bartolozzi Guaspari’nin Collodi ve Pinokyo üzerine bir yazısı eklenmiş. Guaspari, 15. Bölümde Pinokyo’nun asılması ile Collodi’nin eseri sonlandırmaya çalıştığını anlatıyor. Ancak bilinmez ya gazetenin yönetimi ya da okurlardan gelen tepki üzerine yazmaya devam eder ve toplam 36 bölüme ulaşır.

16 Ekim 2018

Paulo Coelho - Casus


Brezilyalı yazar Paulo Coelho, “Casus” isimli romanında 1917 yılında Fransa’da casusluk suçlamasıyla idam edilen Mata Hari’nin hikâyesini gerçeğe sadık kalarak aktarmaya çalışıyor. Romanı da Mata Hari ile avukatı arasında geçen mektuplaşmalara dayanarak kurguluyor.

Roman, Mata Hari’nin idam edildiği gün ile başlıyor. Yetkililer onu hapishaneden alarak, idam edileceği yere getirir. Gözünü bağlayacakken, istemediğini söylüyor. Ölüm mangası önündeki dik duruşu dikkat çekiyor ve kurşuna diziliyor.

14 Ekim 2018

Agatha Christie - Örümcek Ağı


Agatha Christie için “Queen of Crime (Polisiye Edebiyatı Kraliçesi)” ifadesi kullanılıyor. Bunu zaten biliyor ve yazarın Poirot karakterini çocukluğumdan beri çok beğeniyorum. Buna rağmen bu kitabı okuyup olaylar karşısında şaşırdıkça ve yer yer gülüp hikâyedeki işlerin iyice karışması karşısında Agatha Christie’ye olan hayranlığımın bir daha boşuna olmadığını kendi kendime söyleyip durdum.

Kitabı (192 sayfa) öğle elime almama rağmen akşama bitmişti. Hem elinizde bırakamıyorsunuz hem akıcı hem de üzülerek söyleyeyim çok çabuk bitiyor.

12 Ekim 2018

Philip Roth - Sokaktaki Adam


Philip Roth, “Sokaktaki Adam” başlıklı romanının özgün adı “Everyman”dir. Yani roman sokaktaki belirli bir adamdan çok, sokaktaki herhangi birini, daha doğrusu sıradan bir insanı kastediyor. Romanın konusu da bu sıradan bir insanın, her bir insanın yaşlılık, hastalık ve ölüm karşısındaki çaresizliğini anlatıyor.

Kitap, ana karakterin ölümü ile başlıyor. Ancak roman boyunca, yaşamında da ölüme ne kadar yakın yaşadığını öğreniyoruz. Hatta o kadar ki geçirdiği ameliyatların, kalbine yapılan müdahale ve takılan stentlerin sayısını bile tutmak okur için artık zor oluyor. Çocukluğundan bu yana çok fazla ameliyat geçirmiş, hepsinde de ölümü kıl payı atlatmıştır.

11 Ekim 2018

Stefan Zweig - Korku


Daha çok uzun öyküleri ile tanıdığım Stefan Zweig, bu kitabında her insanın iyi bildiği bir duyguyu işliyor: “Korku”. Zaten kitap da ismini ana karakter Irene’in yaşadığı korkulardan alıyor. Zweig, korku kavramını derinlemesine ele alıyor.

Korkunun çok fazla çeşidi vardır ve her insan, mutlaka bu veya şu şekilde bu duyguyu yaşamıştır. Zweig ise bu kitapta bir kadının gizli ilişkisinin ortaya çıkacağı endişesiyle yaşadığı korkuyu ele alıyor. Çünkü ortaya çıkarsa kaybedeceği çok şey vardır.

9 Ekim 2018

Samed Behrengi - Küçük Kara Balık


Samed Behrengi’nin “Küçük Kara Balık” başlıklı hikâyesi, başta çocuklara ve genelde de bütün insanlara, bulundukları şartları kendi çabaları ile değiştirme konusunda ilham olacak bir eserdir.

Bu kitabı çok görmeme rağmen, yazarı ve eserleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Ancak yazarın yaşam öyküsü, çok genç yaşta (28 yaşında) ölmesi ve diğer ayrıntılar çok ilgimi çekti. Behrengi İran’ın Tebriz şehrinde doğmuştur. Yani Güney Azerbaycan’da ve bir Azerbaycanlı ailesinde. Öğretmenlik yapan Behrengi, bir yandan da Azerbaycan folkloru ve masallarını sözlü edebiyat olarak toplayıp bunları yayımlatmak ister. Ancak İran’da Farsça dışında yayıma izin verilmediği için bunları Farsçaya çevirerek yayımlatmak zorunda kalır.

8 Ekim 2018

Richard Matheson - Ben, Efsane!


Amerikalı yazar Richard Matheson’un vampirler konulu ve bilim kurgu, korku/gerilim türü kitabı insanın ve genel anlamda da insanlığın yabancılaşmasını anlatıyor. Bir insan kendisine, insanlığa tamamen yabancılaşırsa artık insanlıktan çıkar, yeni bir tür olur. Bu kitapta da bu yeni türe vampir ismini veriyor yazar.

"Robert Neville," dedi, "eski ırkın son üyesi." (s. 238) Bu cümleyi romanın ana karakteri Robert Neville’e, yeni bir tür olarak ortaya çıkan ve kendi toplumlarını en baştan kurmaya çalışan bir vampir kadın söylüyor. Bunu söylerken de kendi toplumlarının en baştan işe başladığı için ilkel olduklarını da kabul ediyor.

5 Ekim 2018

Frank Herbert - Dune Mesihi (Dune Serisi - 2. Kitap)

"İnansınlar diye eğitilirler, bilsinler diye değil. İnanç yönlendirilebilir. Yalnızca bilgi tehlikelidir."

Dune Mesihi, Frank Herbrt’in Dune serisinin ikinci kitabıdır. Kitaba başlamadan önce en çok merak ettiğim konu, birinci kitabın ana karakteri Paul Muad’Dib’in bu kitapta olup olmamasıydı. Yazarın daha ileriki bir tarihte farklı bir karakter üzerinden hikâyeye devam edeceği endişesini taşıyordum. Ama öyle olmadı ve bu kitapta da Paul Muad’Dib’i görüyoruz.

Paul Muad’Dib, başından geçen onca şeye rağmen şimdi bir imparator olmuştur. İlk kitapta bunun nasıl gerçekleştiğini görmüştük. Babası Leto Atreides, imparatordan aldığı emir üzerine Dune gezegenine yerleşir ve buranın yöneticisi olur. Ancak bu bir tuzaktı ve yine arkasında İmparator Padişah Şaddam’ın olduğu bir komplo ve saldırı sonucu Dük Leto öldürülür, Paul da annesi ile birlikte kendisini çölde bulur. Çölün yerlileri arasına karışır, onlardan biri olur ve onlara liderlik ederek imparator olur.

1 Ekim 2018

Rudyard Kipling - Orman Kitabı

“Orman Kitabı”nı bilmeyen yoktur her halde. Birçok defa çizgi filmi ve filmi yapılmıştır. Öyle ya da böyle Mowgli’nin hikâyesini duymuşsunuzdur. Ben de en sevdiğim yazarlardan biri olan Jorge Luis Borges’in övgüyle bahsettiği Rudyard Kipling’in “Orman Kitabı”nı okumaya karar verdiğimde sadece Mowgli’nin hikâyesini okuyacağımı zannediyordum. Ancak öyle olmadı. Kitapta ormanda kurtlar, ayı ve siyah bir panter tarafından büyütülen bu orman çocuğunun hikâyesi ile birlikte birbirinden güzel başka öyküler ve şiirler de var. Hepsinin ortak noktası ise hayvanlarla ilgili olmasıdır.

Kipling her hikâyeden sonra oradaki karakterle ilgili bir şiir koymuş kitaba. Tabii ilk üç hikâyede Mowgli’yi görüyoruz. Kaplan Shere Khan’a yem olmaktan kurtulan, kurtların sahip çıkıp büyüttüğü, ayı Baloo ve siyah panter Bagheera’ın eğittiği Mowgli’nin büyümesi, ormandaki yaşamı, insanlara karışması ve Shere Khan’dan intikam alması. Aslında hikâyeyi bilmeme rağmen kitaptaki bütün ayrıntılar ile keyifli bir okuma oldu.

15 Eylül 2018

En popüler ve en çok okunan fantastik kitaplar (20 roman/seri listesi)


Fantastik edebiyatla ilk tanışmam 2000’li yıllara denk geliyor. Hem Tolkien hem de Rowling’in kitaplarının çok satıldığı ve popülerleştiği yıllardı. Zaten bir yandan çok satması filminin de yapılması, çok haberlere çıkmasına, tekrardan daha çok ilgi görmesine sebep oluyordu. Zaten Hem Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi hem de Rowling’in Harry Potter serisinin ilk filmi 2001 yılında beyaz perdede izleyici ile buluşur.

Tabii bu tarihten sonra bir süre sıkı bir fantastik edebiyat okuru oldum. Rowling ve Tolkien dışında Terry Brooks’un Shannara serisi, David Eddings, R. A. Salvatore’un serileri ve kara elf Drizzt Do'Urden karakteri, Michael Moorcock'un Elric Destanı şuan aklıma gelenlerdir.

8 Eylül 2018

Murat Belge - Militarist Modernleşme (3. Kısım: Japonya ve Hindistan)

Murat Belge, “Militarist Modernleşme” kitabında militarizmi üç örnek üzerinden ele alıyor. Bunlardan ilki Almanya örneğiydi. İkinci ülke ise Japonya’dır. Japonya hem kültürü hem konumu hem de tarihi itibariyle birçok yönden farklılıkların ülkesidir. Mesela burada ölmek, öldürmek hayatın içinde olan kavramlardır. Toplum sanki bunun üzerine inşa edilmiştir. Azıcık bir şeyler de yanlış gitsin hemen de oturup seppuku (bıçakla karnını yararak yaşamına son vermek) yapmayı şeref sayan bir kültürleri var. Zaten Belge de bütün bunlardan çeşitli örnekler vererek Japonya militarizmini ele alıyor.

Tabii, toplumun kültürün militaristleşmesinde Japonya’da samurailer önemli rol oynamıştır. Samurai belli bir dönem sonra kalsa da zihniyeti ta İkinci Dünya Savaşına kadar Japonya’yı terk etmeyecektir. Japonya’yı anlattıktan sonra yazar Hindistan’ı anlatıyor. Hindistan’da ise yine kendine has bir yapısı, tarihi ve kültürü var. Burada da belirli düzeyde milliyetçilik görülse de Japonya’nın aksine militarist bir düzen hiç olmadı. En ilginç bir nokta bağımsızlıktan sonra Hindistan’da hiç askeri darbe görülmezken, aynı toplumdan bölünerek Pakistan olan devlette bu tür darbeler hiç eksik olmamıştır.

31 Ağustos 2018

En iyi polisiye yazarları ve kitapları (40 yazar ve roman listesi) - 1


Polisiye edebiyat deyince aklıma ilk gelen şey çocukken izlediğim Hercule Poirot dizisi ve tabii bu çok sevdiğim özel detektif karakterinin yazarı Agatha Christie geliyor. Bir cinayet işlenir ve Scotland Yard bile çözemezken, “gri hücreleri” kullanan Poirot (Puaro olarak okunuyor), hiç kimsenin anlam veremediği sorular sorar, kimsenin dikkat etmediği ayrıntıları dikkatle inceler, kişiler, motifleri, saatler ve bütün diğer ayrıntıları gözden geçirdikten sonra olayı çözer. Katilin de aralarında olduğu bir grubu toplayarak, suçlunun kim olduğunu ve bütün diğer ayrıntıları bir bir ortaya koyar.

24 Ağustos 2018

Murat Belge - Militarist Modernleşme (2. Kısım: Almanya ve İtalya)

Murat Belge’nin militarizm ve militarizm yolunu seçerek usul devlet kuran ülkeleri (Almanya, Japonya ve Türkiye örnekleri üzerinden) incelediği bu kitabını dört kısma bölerek incelemeye başlamıştım. İlk yazıda, kitapta üzerinde durulan kavramlar, ilk usul devletler, onların gelişimi, İngiltere, ABD ve Fransa’nın tarihindeki modernleşme yolundaki önemli olaylara değinmesine yer verilmişti.

Kitabın sekiz yüz sayfa olmasından dolayı bölerek incelediğim bu ikinci yazıda ise Murat Belge’nin Almanya ve İtalya örneklerini ele almasına değineceğim. Belge her iki ülkeyi anlatırken tarihleri ve önemli olaylara değinerek başlıyor.

11 Ağustos 2018

Frank Herbert - Dune: Çöl Gezegeni (Dune Serisi - 1. Kitap)

Bazı kitaplar vardır, okuyunca insanı o kadar çok etkiliyor ki “Ben bunu bu zamana kadar niye okumadım.” dedirtiyor. Son zamanlarda okuduğum iki kitap bana bunu dedirtti. Birincisi Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Üçlemesi, ikincisi de Frank Herbert’in Dune serisinin birinci kitabı olan Dune (Sarmal Yayınevi, kitabı Türkçe “Dune: Çöl Gezegeni” diye basmıştı).

Dune’u okurken hep iki yönü dikkatimi çekti. Birinci yönüyle bir bilim kurgu romanı, uzayda geçen bir dizi olaylar, imparatorluk, büyük aileler arasındaki güç ve iktidar savaşları var. Buna ek olarak bu iktidar savaşlarında babasını, ailesini, genç yaşta her şeyini kaybeden Paul isimli birinin, tam öldü sanılırken büyük bir bölümü çöl olan Arrakis (Dune) gezegeninde neredeyse küllerinden yeniden doğarak zafere doğru giden yolculuğunu anlatıyor.

27 Temmuz 2018

Murat Belge - Militarist Modernleşme (1. Kısım: İlk Ulus Devletler ve Militarizm)

Murat Belge, “Militarist Modernleşme” başlıklı kitabında modernleşme olgusunun militarizmin eliyle gerçekleşmesini ele alıyor. Bunu yaparken de üç örnek seçmiş: Almanya, Japonya ve Türkiye. Bunları da benzer ülkeleri ile kıyaslıyor. Mesela Türkiye’nin karşısına Yunanistan’ı koyarak konuyu ele alıyor.

Belge, kitabın girişinde “okunmamak için yazılan kitap” ifadesini kullanıyor. Buna sebep olarak da kitabın kalın (“tuğla” gibi) olmasını gösteriyor. Tabii bu kitabın okunmaması için bir sebep değildir. Ama kalın olmasının sebebi, Murat Belge’nin asıl konuya gelmeden önce konuyla ilgili yaklaşık 200 sayfalık bir temel atmasıdır.

Konunun temellerinin oluşturan bu sayfalarda militarizm yoluyla modernleşmeyi seçen ya da bundan başka seçeneği olmayan ülkeleri ele almadan önce sivil yolla modern ve ulus devlet yapısına kavuşan ve bu alanda çığır açan üç ülke diyebileceğimiz devletleri seçerek onların gelişimi, nasıl bu duruma geldikleri ve kısaca da tarihlerine odaklanıyor. Hangileridir bu ülkeler: Britanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa. Bu üç ülkeyi ele aldıktan sonra milliyetçilik, askerlik ve militarizm kavramlarını ele alıyor.

18 Temmuz 2018

Stephen King - Silahşör (Kara Kule - 1. Kitap)

Stephen King’in “Silahşör” başlıklı romanı sekiz kitaptan oluşan Kara Kule serisinin birinci kitabıdır. Türü fantastik, western, bilim kurgu ve korku/gerilim olan bu kitapta, silahşörlerin sonuncusu olan Roland, esrarengiz Kara Kule’yi arıyor.

İlk defa bir Stephen King kitabını okuyorum ve tarzını da ilk defa bu kitaptan görmüş oldum. Kitapta fantastik bir dünya var. Ancak bu tek bir dünya değil. Birbiri ile paralel dünyalar ve zamanlar mevcut. İlk kitapta Kara Kule serisinde anlatılan dünyanın nasıl bir yer olduğunu tam olarak anlayamasak da bir değişimin yaşandığı ve kötüye doğru bir gidişin olduğunu görüyoruz. Bir tür kıyamet sonrası bir dünya.

17 Temmuz 2018

İbrahim Yusuf Pala - Kaybolan Düşler Senfonisi

İbrahim Yusuf Pala’nın “Kaybolan Düşler Senfonisi” kitabını birkaç kelimeyle özetle denilseydi, “Bir yalnızlık hikâyesi” derdim. Ana karakter Bay Şair de bu yalnızlığı iliklerine kadar yaşıyor. O kadar ki bu yalnızlığından kurtulmak için hayali arkadaşlar üretiyor, hayali kişilere âşık oluyor. Bazen de utanarak, gururunu da ayaklar altına alarak ve ağlayarak “Sevilmek” için yalvarıyor.

Kaybolan Düşler Senfonisi, bir şairin, bir yazarın hikâyesini anlatıyor. Ancak bu sadece olağan ve durağan yaşamı olan bir şair değildir. Her ne kadar kabul etmese de şizofrendir. Bir yandan yalnızlık içinde geçen hayat, diğer yandan ise polisiye tadında ve cinayet ile ölümlerin olduğu hikâyeler vardır bu kitapta. Buna ek olarak eşcinsel erkekler, lezbiyen kadınlar, bol bol sevişme ve erotik sahne ile argolu konuşmalar da yeraltı edebiyatı romanı olarak da tanımlanabilir.

14 Temmuz 2018

En iyi bilim kurgu kitapları (25 bilim kurgu romanı/serisi listesi)


Dr. Javanshir Gadimov

Bilim kurgu en çok sevdiğim edebiyat türlerinden biridir. Okura henüz olmayanı, belki ancak gelecekte olabilecek şeylerin hayalini kurdurur, bilim için ise bir hedef gösterir. Bilim kurgu kitaplarında okuduğumuz bazı şeylerin yıllar sonra bilim alanında gerçek olduklarını görüyoruz.

“En iyi bilim kurgu kitapları” başlığı ile hazırladığım listede bu alanda yazılmış en iyi romanları ve kitap serilerini toplamaya çalıştım. Bu liste aynı zamanda hem benim için hem de bilim kurgu severler için “bu kitap da bitti, şimdi ne okuyayım” soruna verilen bir cevaptır aynı zamanda.

11 Temmuz 2018

Ursula K. Le Guin - En Uzak Sahil (Yerdeniz Serisi - 3. Kitap)

Ursula K. Le Guin’in fantastik roman serisi Yerdeniz’in üçüncü kitabıdır “En Uzak Sahil”. Üçüncü kitapta yazar ana karakter Ged’in başka ve belki de son, en zor macerasını ve yolculuğunu anlatıyor. Tabii başlangıçta üçleme olarak yazdığı bu seriye Le Guin daha sonra biri hikâyelerden oluşan üç kitap daha eklemiştir.

Ursula K. Le Guin, bu kitapla ilgili, "En Uzak Sahil ölüm hakkında. Onun diğerlerinden daha zayıf kurgulu, daha tutarsız ve eksik olması da bu yüzden. İlk iki kitap yaşadığım ve aldattığım şeyler hakkındaydı. En Uzak Sahilde konu edilen şeyi ise yaşayıp aldatamazsınız.” diyor.

Ancak yazarın alçak gönüllü olarak “daha zayıf kurgulu, daha tutarsız ve eksik” demesine katılamayacağım. Çünkü bu kitap diğerlerine kıyasla bana göre çok daha gerçekçi, anlamlı ve çok önemli bir konuyu işliyor: Yaşam ve ölüm. Yazar kitabın konusunun “ölüm” olduğunu söylese de ölüm ile yaşam birbirine bağlıdır. Biri olmadan diğeri olamaz. Ondan dolayı ikisini birlikte söylemek gerekiyor.

8 Temmuz 2018

Ursula K. Le Guin - Atuan Mezarları (Yerdeniz Serisi - 2. Kitap)

“Atuan Mezarları”, Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabıdır. Birinci kitapla bağlantılı, ancak Yerdeniz’in farklı bir bölgesinde geçiyor olaylar. Le Guin, yine fantastik edebiyatın en iyi yapıtlarından biri olan serinin bu kitabında fantastik öğeler ile korku/gerilim öğelerini mükemmel bir uyum içinde okura sunuyor.

Yerdeniz’in birinci kitabı Yerdeniz Büyücüsü’nde büyü gücü olan bir çocuğun, çocukluktan gençliğe kadar geçen yaşamına tanıklık ediyoruz. Yazar, ilk kitabın konusunun “büyümek” olduğunu söylüyordu. İkinci kitabın konularını ise “doğum, yeniden doğum, yıkım ve özgürlük” şeklinde sıralıyor.

7 Temmuz 2018

Ursula K. Le Guin - Yerdeniz Büyücüsü (Yerdeniz Serisi - 1. Kitap)

Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin, fantastik edebiyatının en önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. Onun “Yerdeniz Büyücüsü” kitabı ile başlayan Yerdeniz Serisi de fantastik edebiyatı yapı taşlarından biri olarak ün kazanmıştır. Başlangıçta Yerdeniz Üçlemesi şeklinde yazılan bu eser, daha sonra eklenen kitaplarla birlikte altı kitaba çıkmıştır.

Le Guin, burada Çevik Atmaca olarak çağrılan ama asıl adı Ged olan, büyü gücüne sahip bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Ged’in çocukluğundan başlayarak, güçlerinin olmasını keşfetmesi, daha sonra ilk ustasına verilmesi, büyücüler adasında gördüğü eğitim, ejderhalarla karşılaşması ve yaptığı hatalar sonucu ortaya çıkan karanlık yaratıkla yüzleşmesini görüyoruz. Tabii bu da zaman zaman kitaba gerilim ve korku unsurları katmıştır.

4 Temmuz 2018

James S.A. Corey - Leviathan Uyanıyor (Enginlik Serisi - 1. Kitap)

Leviathan Uyanıyor, güzel bir bilim kurgu ve uzay romanıdır. Kitap, Enginlik (Expanse) serisinin ilk kitabıdır. Serinin şimdiye kadar yedi romanı yayımlandı ve iki kitap daha yayımlanacaktır. Roman insanlığın güneş sisteminde farklı gezegenler, aylar ve asteroitlere yerleştiği bir geleceği anlatıyor. Bir yandan uzayda gezegenler arası uçuşlar, çatışmalar ve savaşlar yaşanırken, diğer yandan da insanlık Güneş sistemi dışından gelen bir tehlikeye karşı yaşam savaşı vermek zorunda kalacaktır.

Kitapta yazar ismi olarak “James S.A. Corey” adını görürsünüz. Ancak bu isim yazarlar Daniel Abraham ve Ty Franck’in seçtiği ortak bir kalem adıdır. En başta söylemek gerekir ki kitaptan önce bu seriden uyarlanan ve hala devam eden Expanse dizisinin şimdiye kadar olan bölümlerini izledim. Dizi çok ilgimi çekerken ve devamını merak ettiğimden bu seriye başladım. Dizi her ne kadar özellikle ilk kitaba neredeyse bağlı kalarak yapılsa da kitap da ayrı bir zevk veriyor.

1 Temmuz 2018

Edibe Sözen - Söylem (Belirsizlik, Mübadele, Bilgi/Güç ve Refleksivite)

Edibe Sözen, “Söylem” başlıklı bu kitabından “Söylem nedir?” sorusuyla başlayarak, söylem kavramını çok farklı açılardan ele alıyor. Söylem kavramı zamanla farklı düşünürler tarafından farklı şekillerde tanımlanmış ve ele alınmıştır. Buna göre söylemle ilgili farklı teoriler geliştirilmiştir. Tabii buna göre de farklı söylem analizleri türleri vardır.

Edibe Sözen de söylemi farklı açılardan ele alan yaklaşımlara yer vermiş, yapısalcıların, postyapısalcıların farklı söylem çalışmalarından bahsediyor bu kitapta. Mesela, kitapta yer alan farklı söylem teorilerine, yapısalcıların ve postyapısalcıların söylemle ilgili görüşleri, Derrida, Foucault, Lacan’ın bu alandaki yaklaşımları ve diğerlerinin söylem konusundaki düşüncelerine yer vermiştir.

26 Haziran 2018

Niccolo Machiavelli - Prens

Niccolo Machiavelli, Floransa’da doğan, İtalyan bir politikacı ve düşünürdür. En çok da 1513 yılında yazdığı Prens (Türkçe “Hükümdar” olarak da çevrilmiştir) başlıklı kitabı ile biliniyor. Bu kitap aynı zamanda politik bilimin temellerini de atan bir eserdir.

Machiavelli bu kitapta prenslerin nasıl olması gerektiği, ne yapmaları gerektiği ile ilgili bir dizi öğüt veriyor ve tarihten örneklerle savlarını ayrıntılı bir şekilde savunuyor. Peki, bu “prens” kimdir? Kitabın diğer Türkçe baskılarında (kitabın özgün adı: Il Principe) başlık “hükümdar” olarak da çevrilmiştir. Buradan da anlaşıldığı gibi Machiavelli, “prens” sözcüğü ile hükümdarları, devlet yöneticilerini kastediyor.

20 Haziran 2018

Douglas Adams - Evrenin Sonundaki Restoran (Otostopçunun Galaksi Rehberi - 2. Kitap)

Douglas Adams’ın “Evrenin Sonundaki Restoran” başlıklı romanı, Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin ikinci kitabıdır. Bu seri, konusu uzay ve bilim kurgu olan bir mizah, komedi kitabıdır. Bir taraftan ciddi bilim kurgu öykülerine gönderme yapan Adams, olayların nasıl son anda, en beklenmedik şekilde ve olasılığı düşük olaylar sonucu gerçekleştiğini, milyonlarca insanın da bu olaylar sonucu kurtulduğunu mizahi bir dille anlatıyor.

Douglas Adams’ın bu serisi ilk önce bir radyo oyunu olarak başlamış daha sonra romanları yazılmıştı. Tabii bunu filmler, bilgisayar oyunları takip etmiştir. Okur bir yandan uzayın derinliklerine, ilginç yerlere seyahat ederken, bir yandan da bol bol gülecektir.

17 Haziran 2018

Tommaso Campanella - Güneş Ülkesi (Felsefi Devlet Modeli)

İtalyan şair, astrolog, filozof ve Dominik rahip Tommaso Campanella’nın “Güneş Ülkesi” başlıklı eseri ilk dönem ütopyalardan biridir. Bu kitabın isminiyle ilk defa Mina Urgan’ın Thomas More’un Utopia’sı üzerine incelemesinde karşılaşmıştım. Tabii o günden sonra hep bu kitabı okumayı istesem de Thomas More’un eseri ile kıyasladığımda Campanella’nın bu kitabı, bana kabaca yazılmış bir ütopya olarak göründü.

Kitabın başında eserin çevirmeni Çiğdem Dürüşken’in “Sunuş”u bulunuyor ve burada hem eser hem de Campanella’nın yaşamı ile ilgili bilgi veriyor. Dürüşken’in çevirisini yaptığı Erasmus’un Deliliğe Övgü kitabında da yine çevirmenin Erasmus’un yaşamını anlatması çok güzel bir ön okuma sağlıyordu. Çevirmene, kitaplar için yazdığı bu sunuş ve biyografilerden dolayı ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Kabalcı Yayınevi ise iki dilli bir basım yapmış ve kitapta çeviri ile birlikte Latincesine de yer vermiş.

12 Haziran 2018

Dünyanın en iyi üniversitelerinde öğrencilere okutulan romanlar


Dr. Javanshir Gadimov

Başlıkta sadece roman ifadesini kullandım. Ancak doğrusu edebi eserler, yani roman, hikâye, öykü, uzun öykü, novella, oyun, tragedya, komedya, destan ve şiir olması gerekiyor. Tabii bütün bunları başlığa sığdıramadığım için sadece roman demekle yetindim. Ancak dünyanın en iyi üniversitelerinde okutulan edebi eserler listesinde romanlar çoğunlukta olsa da saydığım bütün bu edebiyat türleri mevcuttur.

11 Haziran 2018

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig’in kitapları arasında şimdiye kadar en çok beğendiğim eseri bu uzun öyküsü oldu: “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu”. Okurun hiçbir zaman ismini bilmeyeceği bir kadın ana karakterin “ölümsüz aşkını” Zweig, aynı zamanda aşkın psikolojisini de ortaya koyarak okura sunuyor.

Edebi eserlerde acı dolu aşklar vardır. İster bizim edebiyatımızdaki Leyla ve Mecnun’u düşünün, ister Batı edebiyatındaki Abelard ve Heloise’yi hatırlayın. Her ne kadar her iki aşk öyküsünde de acıklı bir hikâyesi varsa da Zweig’in bu kitapta bahsettiği aşkın öyküsü tamamen farklıdır. İlk bahsettiğim örneklerde, aşıklar birbirine kavuşamasa da karşılıklı bir aşk söz konusudur. Zweig ise birkaç defa da olsa kavuşmanın yaşandığı, ancak tek taraflı ve ömür boyu beklenti ve acı içinde olan bir aşkı anlatıyor.

10 Haziran 2018

Jared Diamond - Tüfek, Mikrop ve Çelik (4. Kısım)

4. Kısım: Beş Bölümde Devriâlem

15. Bölüm: Yali’nin Halkı

Jared Diamond, bu bölümde Yeni Gine ile Avustralya yerlilerinin gelişimini kıyaslıyor. Her iki toplum da birbirine yakın olması ve birbiri ile az da olsa temasta olmaları, ticaret yapmaları, sözcük alış verişi ve evlilik yapmalarına rağmen tamamen farklı gelişme kaydetmişlerdir. Yeni Gineliler belirli aletleri geliştirebilmiş, ok ve yay kullanan ve en önemlisi tarım yapan bir topluma kadar gelişirken, Avustralya yerlileri ise tamamen ilkel avcı/yiyecek toplayıcı toplum olarak kalmıştır. İşte yazar bunun sebeplerini araştırır. Aslında bunun sebeplerini daha önceki bölümlerde açıklamış ve cevapları da vermişti. Bu bölümde ise daha çok iki toplumu karşılaştırarak, ayrıntı ve bol örnek vererek üzerinde durmaktadır.

6 Haziran 2018

Yevgeni Zamyatin - Biz

Rus yazar Yevgeni Zamyatin’in “Biz” isimli distopya romanı, türünün ilk örneklerinden olmakla birlikte Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” ve George Orwell’in “1984” gibi romanlarına da öncülük ettiği ve yazarları etkilediği biliniyor. Hatta kitabın girişindeki sunuşta Bülent Somay, Orwell’in Zamyatin’in romanındaki bazı öğeleri alıp, ünlü distopya eserini bunun üzerine inşa ettiğinden bahsediyor.

Kitabın konusu dışından en dikkatimi çeken konu, basımı ve yayımlanması ile ilgili olaylardır. Zamyatin bütün dünyaya hâkim totaliter bir tek devleti tasvir ettiği bu romanı 1920 yılında yazmıştı. Tabii bu tarih aynı zamanda Rusya’da yeni rejimin kurulduğu tarihlerdi. Zamyatin’in de romanı, gelecekteki Sovyet toplumuna yöneltilen bir eleştiri olarak görüldüğü için basımına onay alamamıştı. Roman ilk defa 1924 yılında New York’ta İngilizceye çevrilerek yayımlanır.

29 Mayıs 2018

Isaac Asimov - İkinci Vakıf (Vakıf Serisi - 3. Kitap)

Bilim kurgu klasikleri arasında yer alan Isaac Asimov’un Vakıf serisi, ilk önce bir üçleme olarak yazılmıştı. Bu üçleme ve yayım yılları şu şekildedir: Vakıf (1951), Vakıf ve İmparatorluk (1952) ve İkinci Vakıf (1953). Benim burada bahsedeceğim kitap da üçlemenin son kitabıdır. Ancak serinin son kitabı değildir.

Asimov, Vakıf Üçlemesi’nin yayımlanmasından yıllar sonra seriye yeni kitaplar eklemiştir. Serinin devam (sequel) kitapları olarak Vakıf’ın Sınırı (1982) ile Vakıf ve Dünya (1986) yayımlanmıştır. Bunu da iki önbölüm (prequel) kitaplar takip etmişti: Vakıf Kurulurken (1988) ve Vakıf İleri (1993).

27 Mayıs 2018

Isaac Asimov - Vakıf ve İmparatorluk (Vakıf Serisi - 2. Kitap)

Isaac Asimov’un Vakıf serisinin yayımlanan ikinci kitabı “Vakıf ve İmparatorluk”tur. Birinci kitapta yazar okura psikotarihin ne olduğunu, İmparatorluk’u, Hari Seldon’un imparatorluğun çöküşünü öngörmesini ve bu çöküşün arından sürecek 30 bin yıllık karanlık çağı sadece bin yıla indirmek için kurulan Vakıf’ı anlatmıştı. Yine birinci kitabın sonunda galaksinin diğer ucunda ikinci bir vakfın varlığını öğrenmiştik.

Asimov, serinin ikinci kitabında ise “General” ve “Katır” başlıklı iki bölümle, her biri arasında 100 yıllık bir süre olan iki olaydan bahsediyor. Birincisinde galaksinin bir köşesinde büyüyen bir güç haline gelen Vakıf, çöküş sürecinde olmasına rağmen hemen hatırı sayılır güç olan İmparatorluk ile karşı karşıya gelecektir.

21 Mayıs 2018

Richard Bach - Martı Jonathan Livingston

Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston başlıklı eseri için masalsı bir öykü nitelendirilmesi yapılıyor. Aslında kitap bir oturuşta okunabilecek kitaplardan. Ancak buna rağmen içinde geniş anlamlara gelebilecek mesajlar içeriyor. Hayatımız, yaşam, hayattaki amacınız, eğitim ve bir de kişisel gelişimle ilgili mesajlar.

Kitabın öyküsü çok sadecedir. Sürüsündeki diğer martılara benzemeyen bir martı var. İsmi Martı Jonathan Livingston. Sürüdeki bütün diğer martıların günlük tek uğraşı birkaç lokma için balıkçı teknelerinin peşinden gitmek. Ama Jonathan Livingston öyle değil. Herkes yemek peşinden koşarken o uçmanın inceliklerini öğrenmeye, sınırlarını zorlamaya çalışıyor.

20 Mayıs 2018

Hasan Saraç - Yazdıklarıyla Yaşayanlar (Hikâyelerin Hikâyesi)

Bazen bir film izlersiniz ve sizi çok etkileyen ya da dikkatinizi çeken bir sahnenin nasıl çekildiğini merak etmeye başlarsınız. Bazı filmlerin kendisinden çok arka planı ve nasıl çekildiği, filmin kendisinden daha ilginç olur ve daha fazla merak uyandırır. Bu durum kitaplar için de geçerlidir. Bir kitabın öyküden çok, yazarı, yazılma koşulları, neden yazıldığı ve yazarın bu kitabı neden etkilenerek yazdığını merak edersiniz. Ayrıca kitabın konusu, yazarın yaşam öyküsünün ışığında daha çok anlam kazanır, okurun ilgisini çeker ve daha çok zevk verir. İşte Hasan Saraç’un yeni kitabı da bu saydıklarımızı anlatan bir kitap.

Yazar Hasan Saraç’ın Yazdıklarıyla Yaşayanlar (Hikâyelerin Hikâyesi) başlıklı yeni kitabı, okura 25 yazarın yaşamı, eserleri ve nasıl yazdıkları ile ilgili hikâyeler sunuyor. Yani sevdiğiniz yazarın yaşam öyküsü, eserleri, hangi koşullarda yazdığı ve hayatından dikkat çeken anları anlatıyor.

David Eddings - Efsuncunun Son Oyunu (Belgariad - 5. Kitap)

“Efsuncunun Son Oyunu”, Amerikalı fantastik edebiyat yazarı David Eddings’in Belgariad serisinin beşinci ve son kitabıdır. Bir öksüz çocuk olan ve bir çiftlikte bulaşık yıkayan Garion’un sonunda tüm Batı’nın hükümdarı olduğu ve bir dizi maceraya atıldığı yolculuğu sonra eriyor. Tabii sonunda kaderi olan kötülüğün başı ile yüzleşmesi gerekiyor.

Kitabın sonunu, daha doğrusu hikâyenin sonunu söylemeden, sonda bir dizi kişinin evlendiğini söylemekle okura spoiler vermiş olmayız. Zaten bundan önceki kitapları okuyan herkes ana karakterlerden Garion (Kral Belgarion) ile prenses Ce'Nedra’nın evleneceğini biliyordu. İşte bu çiftin evlilik törenlerinin ardından yaptıkları ilk dansta ikisi arasında şöyle bir diyalog geçer:

9 Mayıs 2018

Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyll ve Mr. Hyde

İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’un Define Adası romanını bilmeyen yoktur herhalde. Define Adası’nı çocukluğumda okumuş, filmini izlemiş hem de bu kitaptan uyarlanan ancak uzayda geçen bir macera ile ilgili Disney yapımı çizgi filmi de çok beğenmiştim. Ancak buna rağmen yazarın başka hiçbir kitabını bilmiyordum.

Stevenson’un bilinen eserlerinden biri de “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde” kısa romanıdır (novella). Okuduğum bu kitap Cumhuriyet gazetesi tarafından Milli Eğitim Bakanlığı çevirisinin ilk baskısı sadeleştirilerek yayımlanmıştır. Kitabın özgün ismi “The Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde” ancak bazen kısaca “Dr. Jekyll and Mr. Hyde” ya da “Dr. Jekyll and Bay Hyde” olarak da yayımlananları da var.  Bir de Türkçe’ye “İki Yüzlü Adam” olarak çevrilen baskıları da bulunuyor.

8 Mayıs 2018

Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece

“Olağanüstü Bir Gece”, Stefan Zweig’in 1922 yılında yayımlanan novellasıdır. Türkiye’de her ne kadar roman diye satılsa da kısa roman ya da uzun öykü denilmesi daha doğru olur. İş Bankası Kültür Yayınları’dan çıkan bu kitabın en dikkat çeken özelliği ise kapağı ve kapata kullanılan Van Gogh resmidir. Kitap kapağı için güzel bir seçim olmuş ve benim son yıllarda en beğendiğim kitap kapaklarından biridir. Tabii bunda Van Gogh’un resimlerini ve özellikler de 1889 tarihli “Yıldızlı Gece” resmini çok sevmem etkilidir.

Zweig de bu eserinde Van Gogh’un resmindeki gibi olağanüstü bir geceden bahsediyor. Tek farkı kitapta anlatılan öyküde gökte parlayan yıldızlar ve ilginç gök hareketleri yoktur. Gecenin olağanüstülüğü, kitabın ana karakterinin yaşadığı olağanüstü duygusal anladır.

6 Mayıs 2018

Edgar Allan Poe - Çalınan Mektup (Babil Kitaplığı - 14)

Amerikalı yazar Edgar Allan Poe’nun beş hikâyesi yer alıyor bu kitapta. Jorge Luis Borges, hazırladığı Babil Kitaplığı’nın bu 14. kitabında Poe’dan en sevdiği beş hikâyeye yer vermiş. Biri polisiye konulu diğerleri ile Poe’nun bildiğimiz kâbus sözcüğüyle eşleşen hikâyeleridir.

Kitaptaki hikâyeler şöyle: Çalınan Mektup (The Purloined Letter)
Şişedeki Pusula (MS. Found in a Bottle)
M. Valdemar Olayındaki Gerçekler (The Facts in the Case of M. Valdemar)
Kalabalıkların Adamı (The Man of the Crowd)
Kuyu ve Sarkaç (The Pit and the Pendulum)

4 Mayıs 2018

Charles Dickens - Noel Şarkısı

İngiliz yazar Charles Dickens’in Noel Şarkısı novellası, zengin olmasına rağmen çok cimri olan, huysuz bir ihtiyarın bir gece aniden değişmesini anlatıyor. Tabii bu değişim kendi kendine olmadı. Ebenezer Scrooge’un bu değişimi için ilk önce eski dostunun hortlağı, sonra da tam üç ruh tarafından ziyaret edilmesi ve bazı gerçekleri görmesi gerekiyordu.

Dickens’in bu eseri başlığından da anlaşılacağı gibi Hristiyan dininin en önemli bayramı olan Noel ve Noel ruhu ile ilgilidir. Ancak bunun da altında Noel dışında her din ve bayram için söylenebilecek bayram sevincini yaşama ve en önemlisi de diğerlerine de yaşatma konusunda önemli mesajlar içeriyor. Bayramda yakınları ziyaret etme, çocukların gönlünü alma, çevresindeki insanlara elinde verecek bir şey olmasa bile en azından güler yüzle kutlamak da İngiliz yazarın kitabının öyküsünün ana konularındandır.

3 Mayıs 2018

David Eddings - Büyülü Şato (Belgariad - 4. Kitap)

David Eddings’in beş kitaplık fantastik romandan oluşan Belgariad serisindeki ana karakter ve kahramanın adı Garion’dur. Tabii daha sonra gerçek adının Belgarion olduğunu öğreniyoruz. İşte Belgarion’un bulaşıkçı bir çocukken, çok güçlü bir büyücü, bu da yetmedi büyük bir hükümdar olacağı ve daha da önemlisi dünyayı karanlık güçlerden kurtarmak için yollara düştüğü serüvene Belgariad adını vermiş yazar.

Büyülü Şato, Belgariad serisinin dördüncü kitabıdır. İlk üç kitapta çok önemli olan ve çalınan Aldur Taşı’nı bulmak için onlarca maceraya atıldılar. Dördüncü kitapta ise görevleri farklıdır ve bir zamanlar dünyayı yıkmanın eşiğine gelen tanrı Kal Torak artık bir daha yıkım için harekete geçecektir. Onu durdurma görevi de Belgarion’undur.

30 Nisan 2018

Gerry Souter - Kahlo (1907 - 1954)

Frida Kahlo, resimleri ve sanatı kadar, inişli çıkışlı özel yaşamıyla da dikkat çeken Meksikalı ressamdır. Resimleri sürrealist olarak tanımlanır. Bu kitap da her ne kadar her sayfada Kahlo’nun resimlerine yer verse de daha çok yaşam öyküsüne odaklanıyor.

Frida Kahlo’nun resimlerini bir kenara bırakırsak yaşamında en dikkat çeken olaylar çocukken geçirdiği kaza (bu kazanın izlerini ve acısını yaşamı boyu duyacaktır), Diego Rivera ile inişli çıkışlı ve iki kere yapılan evliliği, biseksüel olması, kadın ve erkeklerle ilişkileri, ikisi düşük olmak üzere üç çocuk kaybetmesi ve yaşam boyunca çektiği fiziki acılar ve geçirdiği ameliyatlardır.

28 Nisan 2018

David Eddings - Sihirbazın Tuzağı (Belgariad - 3. Kitap)

Fantastik edebiyat yazası David Eddings’in Belgariad serinin üçüncü kitabı “Sihirbazın Tuzağı”nda olaylar kaldığı yerden devam ediyor. Okur tam da artık olayların nasıl gelişeceğini tahmin ettim derken, hikâyeni zannettiğinden daha karışık olduğunu görecektir.

"O kadar karmaşık mı?" / "Hayır. Aslında çok basit, ama basit şeyleri açıklamak daima daha zordur."

Romanın iki ana karakteri arasında geçen bu diyalog da olayların nasıl olduğunu açıklıyor. Birinci ve ikinci kitapta okur, çalınan çok önemli bir taşın peşinden giden bir grup kahramanın maceralarını okur. Öyle ki bu taş için bir zamanlar dünya yıkımın eşiğine gelmiş, ikiye bölünerek birbiri ile savaşmıştı.

25 Nisan 2018

Haruki Murakami - Tuhaf Kütüphane

Japon yazar Haruki Murakami’nin “Tuhaf Kütüphane” başlıklı kitabı fantastik ve biraz da korku/gerilim unsuzları içeren bir öyküdür. Herkes kütüphanelerin nasıl işlediğini bilir. Kullanıcılar kitap ödünç alır ya da kütüphane dışına çıkarılmayan kitapları da orada okur. Bu öyküdeki kütüphane ise bildiğimizden çok farklıdır. Zaten “tuhaf” kelimesi de olayı açıklıyor.

Kütüphaneler kitapları kullanıcılarına kitap ödünç veriyor, bilgi edinmelerini sağlıyor. Peki, karşılığında ne alıyorlar? Vereceğiniz cevap hiçbir şey olabilir. Ancak Haruki Murakami’nin Tuhaf Kütüphane romanındaki “tuhaf kütüphanede” durum öyle değil. Bu kütüphanenin kullanıcılarına verdiği kitap ve bilgi karşılığı aldığı çok şey var.

24 Nisan 2018

Isaac Asimov - Vakıf (Vakıf Serisi - 1. Kitap)

Ünlü bilim kurgu yazarı Isaac Asimov’ın “Vakıf” başlıklı bu romanı, önce öyküler şeklinde yazılmaya başlanan, daha sonra üçleme olarak yayımlanan Vakıf Serisi’nin birinci kitabıdır. Vakıf Serisi, hem Asimov’un en iyi eseri olarak biliniyor hem de en iyi seri ödülünü alan bir eserdir. Ayrıca Vakıf Serisi, bilim kurgu edebiyatının klasiklerinin başında geliyor.

Asimov’un Vakıf Serisi uçsuz bucaksız uzayda çok sayıda dünya ve güneş sistemine hükmeden on iki asırlık Galaktik İmparatorluk’un çöküşünü anlatarak başlar. Kitap bir yandan okura bir bilim kurgu öyküsü sunarken, diğer yandan bilim kurgunun içinde bizim Dünya tarihimizden “gerçeğin” ta kendisi diyebileceğimiz olaylar vardır. Tek farkı kitaptaki olaylar Dünya’da değil, uzayın derinliklerinde ve uzak bir gelecekte, hayali bir imparatorlukta yaşanıyor.

20 Nisan 2018

David Eddings - Büyücüler Kraliçesi (Belgariad - 2. Kitap)

Fantastik edebiyatın en beğendiğim yazarlarından biri olan David Eddings’in “Büyücüler Kraliçesi” başlıklı kitabı beş kitaptan oluşan Belgariad serisinin ikinci kitabı. Bu kitaptaki olaylar, serinin ilk kitabında kaldığı yerden devam ediyor. Eddings, ilk kitabın başlarında olduğu gibi burada da Belgariad dünyasıyla ilgili mitoloji tadındaki öyküyü vererek başlıyor.

Eddings bu sefer kurmaca dünyasında yaşanan büyük bir savaşı anlatarak başlar. Kal Torak (bir tanrı) kendisine bağlı halklar ve ordusu ile diğer krallıkları işgal etmeye başlar. Son ve en büyük savaş da Vo Mimbre şehri önünde gerçekleşir ve burada Kal Torak, Riva Vekilharcı ve kalkanına konan Aldur Taşı’nın gücü sonucu öldürülür (aslında uykudadır).

16 Nisan 2018

David Eddings - Kehanetin Oyuncağı (Belgariad - 1. Kitap)

Amerikalı fantastik romanlar yazarı David Eddings’in yıllar önce iki üçlemesini okuyup çok beğenmiştim. Fantastik romanları yeniden okuma isteği doğarken, David Eddings’in en çok okunan, bilinen ve beğenilen serisi ile başladım.

Başta beş kitaptan oluşan Belgariad ve diğer serileri olmaz üzere Edding’in fantastik dünyalarında en sevdiğim kısım okuru kurmaca dünyasına götürmeden önce ona bir yol haritası vermesidir. Mesela Belgariad başlarken yazar ona mitoloji tadında bir öykü anlatıyor. Anlattığı bu efsane bana İskandinav mitolojisini hatırlattı. Bir de olaylar gelişirken, kahramanlar seyahat ederken onları takip edebileceği bir harita veriyor.