19 Ekim 2018

Carlo Collodi - Pinokyo


İtalyan yazar Carlo Collodi’nin “Pinokyo” başlıklı eseri, 1883 yılında yayımlanan ve bir çocuk kitabı olmasına rağmen klasikler arasında yer alan bir romandır. Zaten Pinokyo’yu bilmeyen yoktur. Tahtadan yapılmış bir kukladır ve yalan söylediğinde burnu uzar. Ancak hepsi bu kadar değil. Kitap çok daha fazlasını içeriyor.

Kitapta Pinokyo’nun maceraları toplam 36 bölümde anlatılıyor. Ancak “Pinokyo” bölüm bölüm dönemin bir çocuk gazetesinde yayımlanmıştı. Çok beğenilince de bölümler birbiri ardına gelir. Kitabın sonuna Maria Bartolozzi Guaspari’nin Collodi ve Pinokyo üzerine bir yazısı eklenmiş. Guaspari, 15. Bölümde Pinokyo’nun asılması ile Collodi’nin eseri sonlandırmaya çalıştığını anlatıyor. Ancak bilinmez ya gazetenin yönetimi ya da okurlardan gelen tepki üzerine yazmaya devam eder ve toplam 36 bölüme ulaşır.

16 Ekim 2018

Paulo Coelho - Casus


Brezilyalı yazar Paulo Coelho, “Casus” isimli romanında 1917 yılında Fransa’da casusluk suçlamasıyla idam edilen Mata Hari’nin hikâyesini gerçeğe sadık kalarak aktarmaya çalışıyor. Romanı da Mata Hari ile avukatı arasında geçen mektuplaşmalara dayanarak kurguluyor.

Roman, Mata Hari’nin idam edildiği gün ile başlıyor. Yetkililer onu hapishaneden alarak, idam edileceği yere getirir. Gözünü bağlayacakken, istemediğini söylüyor. Ölüm mangası önündeki dik duruşu dikkat çekiyor ve kurşuna diziliyor.

14 Ekim 2018

Agatha Christie - Örümcek Ağı


Agatha Christie için “Queen of Crime (Polisiye Edebiyatı Kraliçesi)” ifadesi kullanılıyor. Bunu zaten biliyor ve yazarın Poirot karakterini çocukluğumdan beri çok beğeniyorum. Buna rağmen bu kitabı okuyup olaylar karşısında şaşırdıkça ve yer yer gülüp hikâyedeki işlerin iyice karışması karşısında Agatha Christie’ye olan hayranlığımın bir daha boşuna olmadığını kendi kendime söyleyip durdum.

Kitabı (192 sayfa) öğle elime almama rağmen akşama bitmişti. Hem elinizde bırakamıyorsunuz hem akıcı hem de üzülerek söyleyeyim çok çabuk bitiyor.

12 Ekim 2018

Philip Roth - Sokaktaki Adam


Philip Roth, “Sokaktaki Adam” başlıklı romanının özgün adı “Everyman”dir. Yani roman sokaktaki belirli bir adamdan çok, sokaktaki herhangi birini, daha doğrusu sıradan bir insanı kastediyor. Romanın konusu da bu sıradan bir insanın, her bir insanın yaşlılık, hastalık ve ölüm karşısındaki çaresizliğini anlatıyor.

Kitap, ana karakterin ölümü ile başlıyor. Ancak roman boyunca, yaşamında da ölüme ne kadar yakın yaşadığını öğreniyoruz. Hatta o kadar ki geçirdiği ameliyatların, kalbine yapılan müdahale ve takılan stentlerin sayısını bile tutmak okur için artık zor oluyor. Çocukluğundan bu yana çok fazla ameliyat geçirmiş, hepsinde de ölümü kıl payı atlatmıştır.

11 Ekim 2018

Stefan Zweig - Korku


Daha çok uzun öyküleri ile tanıdığım Stefan Zweig, bu kitabında her insanın iyi bildiği bir duyguyu işliyor: “Korku”. Zaten kitap da ismini ana karakter Irene’in yaşadığı korkulardan alıyor. Zweig, korku kavramını derinlemesine ele alıyor.

Korkunun çok fazla çeşidi vardır ve her insan, mutlaka bu veya şu şekilde bu duyguyu yaşamıştır. Zweig ise bu kitapta bir kadının gizli ilişkisinin ortaya çıkacağı endişesiyle yaşadığı korkuyu ele alıyor. Çünkü ortaya çıkarsa kaybedeceği çok şey vardır.

9 Ekim 2018

Samed Behrengi - Küçük Kara Balık


Samed Behrengi’nin “Küçük Kara Balık” başlıklı hikâyesi, başta çocuklara ve genelde de bütün insanlara, bulundukları şartları kendi çabaları ile değiştirme konusunda ilham olacak bir eserdir.

Bu kitabı çok görmeme rağmen, yazarı ve eserleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. Ancak yazarın yaşam öyküsü, çok genç yaşta (28 yaşında) ölmesi ve diğer ayrıntılar çok ilgimi çekti. Behrengi İran’ın Tebriz şehrinde doğmuştur. Yani Güney Azerbaycan’da ve bir Azerbaycanlı ailesinde. Öğretmenlik yapan Behrengi, bir yandan da Azerbaycan folkloru ve masallarını sözlü edebiyat olarak toplayıp bunları yayımlatmak ister. Ancak İran’da Farsça dışında yayıma izin verilmediği için bunları Farsçaya çevirerek yayımlatmak zorunda kalır.

8 Ekim 2018

Richard Matheson - Ben, Efsane!


Amerikalı yazar Richard Matheson’un vampirler konulu ve bilim kurgu, korku/gerilim türü kitabı insanın ve genel anlamda da insanlığın yabancılaşmasını anlatıyor. Bir insan kendisine, insanlığa tamamen yabancılaşırsa artık insanlıktan çıkar, yeni bir tür olur. Bu kitapta da bu yeni türe vampir ismini veriyor yazar.

"Robert Neville," dedi, "eski ırkın son üyesi." (s. 238) Bu cümleyi romanın ana karakteri Robert Neville’e, yeni bir tür olarak ortaya çıkan ve kendi toplumlarını en baştan kurmaya çalışan bir vampir kadın söylüyor. Bunu söylerken de kendi toplumlarının en baştan işe başladığı için ilkel olduklarını da kabul ediyor.

5 Ekim 2018

Frank Herbert - Dune Mesihi (Dune Serisi - 2. Kitap)

"İnansınlar diye eğitilirler, bilsinler diye değil. İnanç yönlendirilebilir. Yalnızca bilgi tehlikelidir."

Dune Mesihi, Frank Herbrt’in Dune serisinin ikinci kitabıdır. Kitaba başlamadan önce en çok merak ettiğim konu, birinci kitabın ana karakteri Paul Muad’Dib’in bu kitapta olup olmamasıydı. Yazarın daha ileriki bir tarihte farklı bir karakter üzerinden hikâyeye devam edeceği endişesini taşıyordum. Ama öyle olmadı ve bu kitapta da Paul Muad’Dib’i görüyoruz.

Paul Muad’Dib, başından geçen onca şeye rağmen şimdi bir imparator olmuştur. İlk kitapta bunun nasıl gerçekleştiğini görmüştük. Babası Leto Atreides, imparatordan aldığı emir üzerine Dune gezegenine yerleşir ve buranın yöneticisi olur. Ancak bu bir tuzaktı ve yine arkasında İmparator Padişah Şaddam’ın olduğu bir komplo ve saldırı sonucu Dük Leto öldürülür, Paul da annesi ile birlikte kendisini çölde bulur. Çölün yerlileri arasına karışır, onlardan biri olur ve onlara liderlik ederek imparator olur.

1 Ekim 2018

Rudyard Kipling - Orman Kitabı

“Orman Kitabı”nı bilmeyen yoktur her halde. Birçok defa çizgi filmi ve filmi yapılmıştır. Öyle ya da böyle Mowgli’nin hikâyesini duymuşsunuzdur. Ben de en sevdiğim yazarlardan biri olan Jorge Luis Borges’in övgüyle bahsettiği Rudyard Kipling’in “Orman Kitabı”nı okumaya karar verdiğimde sadece Mowgli’nin hikâyesini okuyacağımı zannediyordum. Ancak öyle olmadı. Kitapta ormanda kurtlar, ayı ve siyah bir panter tarafından büyütülen bu orman çocuğunun hikâyesi ile birlikte birbirinden güzel başka öyküler ve şiirler de var. Hepsinin ortak noktası ise hayvanlarla ilgili olmasıdır.

Kipling her hikâyeden sonra oradaki karakterle ilgili bir şiir koymuş kitaba. Tabii ilk üç hikâyede Mowgli’yi görüyoruz. Kaplan Shere Khan’a yem olmaktan kurtulan, kurtların sahip çıkıp büyüttüğü, ayı Baloo ve siyah panter Bagheera’ın eğittiği Mowgli’nin büyümesi, ormandaki yaşamı, insanlara karışması ve Shere Khan’dan intikam alması. Aslında hikâyeyi bilmeme rağmen kitaptaki bütün ayrıntılar ile keyifli bir okuma oldu.