29 Nisan 2019

John Scalzi - Hayalet Tugay (Yaşlı Adamın Savaşı serisi - 2. Kitap)


John Scalzi’nin “Hayalet Tugay” romanı, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin ikinci kitabıdır. Birinci kitapta 75 yaşına gelen insanların nasıl uzaya çıktığı, Koloni Birliği için asker olduğunu görmüştük. Özellikle de ana karakter John Perry’nin hikâyesini ve maceralarını okumuştuk. Bu kitap ise onunla ilgili değil.

İkinci kitap, serinin ilk kitabından az da olsa tanıdığımız asıl adı Özel Kuvvetler olan ama ölen insanların genlerinden yapıldıkları için “Hayalet Tugay” denilen birliğin öyküsünü anlatıyor. Hikâyenin odağında Hayalet Tugay, onun özel birlik askerleri ve onlarla ilgili bazen etik bazen de felsefi tartışmalar var. Ne de olsa onlar kendilerini insan görse de aslında pek insan olmayan “insanlardır”.

KİTAP YORUMU: JOHN SCALZİ - HAYALET TUGAY


Kitaba başlarken en büyük beklentim, serinin ilk kitabı “Yaşlı Adamın Savaşı”nın ana karakteri John Perry’nin hikâyesinin devamını okumaktır. Ancak benim gibi böyle bir beklentiyle kitaba başlayanlar yanılacaktır. Çünkü bu kitap John Perry ile ilgili değil. Birinci kitap “Perry ve karısının vücuduna sahip Jane Sagan arasındaki ilişki nasıl devam edecektir?” sorularıyla ortada bırakıyor okuru. Okur da doğal olarak bunu merak ederek ikinci kitaba başlıyor.

Tabii ilk kitabın başlangıcı da böyle bir vaatle başlıyor. Çünkü ilk sayfalardan sahnede Jane Sagan’ı görüyoruz ve devamında da John Perry’yi görme umutları doğuyor.

Ancak Yaşlı Adamın Savaşı serisinin ikinci kitabı, adından da anlaşıldığı gibi Hayalet Tugay konusunu işliyor. Bu ad onun resmi olmayan ismidir ve Dünya’dan gelen “gerçek” insanlar tarafından takılmıştır. Kendileri ne kadar gerçekse artık. Asıl adı Koloni Savunma Güçleri (KSG) Özel Kuvvetleri olan bu birliğin askerleri farklı insan ve uzaydaki diğer canlı türlerinden alınan genlerin birleşmesi sonucu yapılmışlardır. Yani bir nevi genetik “Frankenstein” ortaya çıkmıştır.

ÖZEL KUVVETLER YA DA FRANKENSTEIN


Zaten yazar da Mary Wollstonecraft Shelley'nin Frankenstein veya Modern Prometheus romanına değiniyor. Özel Kuvvetler askerlerinden biri hatta bu romanı okuyor ve kendileri ile romanın ana karakteri arasındaki benzerlikleri fark ediyor. Çünkü genetik olarak çok güçlü yapılmalarına rağmen, insanlar kendi yaptıkları bu askerlerden korkuyor.

Bu arada özel kuvvetlerin “farklı” yaratılan bir üyesi olan Jared Dirac (aynı zamanda bu kitabın da ana karakteridir) yukarıda bahsedilen romanı okuması da dikkat çekicidir. Böyle bir okuma mümkün olsaydı ben de hemen o beyne ve beynimde BeyinDostu bilgisayarına sahip olmak isterdim. Çünkü asker beynine yerleştirilen bilgisayar ile bir kitabı dakikalar içinde bitiriyor.

“Anka'nın umumi veri ağına girdi ve Mary Wollstonecraft Shelley'nin Frankenstein veya Modern Prometheus romanının üçüncü kez revize edilmiş 1831 basımının bir kopyasına erişti. Kitabı sekiz dakika sonra bitirdi.”

Özel kuvvetler askerleri gerçek doğanlara, onlar da özel kuvvetlere farklı bakıyor ve davranıyor. En başta gerçek doğanlar, 75 yıl dünyada yaşadıktan sonra asker oluyor ve geçmişlerinde koca 75 yıllık bir hayat ve tecrübe var. Ancak özel kuvvetler ise bu tecrübenden yoksun olarak doğuyor, bir işi yani askerlik yapmaları için programlanıyor. Ancak onlar da gerçek doğanları yavaş ve modası geçmiş olarak görüyor. Komutanları, özel kuvvetlere gerçek doğanlarla ilgili şöyle der:

"Gördüğünüz o insanlar -gerçek doğanlar- bir plan olmaksızın dünyaya gelirler. Doğarlar çünkü biyolojileri insanlara başka insanlar üretmelerini söyler, ama doğduktan sonra o insanlarla ne yapılacağını söylemez. Gerçek doğanlar nasıl bir hayat süreceklerine dair en ufak bir fikirleri olmadan yıllarca yaşar. Anladığım kadarıyla bazıları bunu asla bulamaz. Hayatlarını rüyadaymışçasına geçirirler, bitince de mezarlarına girerler. Üzücü. Ve de verimsiz.”

Aslında hiç de haksız değil. Hayatıyla ne yapacağını nasıl yaşayacağını bilmeden yaşayan çok insan var.

Ancak bütün bu gelişmiş yapıları ve beyinleri, programlanmış hayatları ve süper güçlerine rağmen özel kuvvetler askerleri çocuk gibiler. Belki de insanların onlardan korkmasının sebebi budur. Çocuk gibi her an her şeyi yapabilirler. Ne de olsa bir yetişkinin tecrübe ve uzun yaşam deneyimine sahip değiller.

Tabii bu süper ancak yine de çocuk gibi olan özel kuvvetler askerleri, yaşadıkça yeni deneyimler kazanırlar.

“Yıldız Savaşlarını izledikten sonraysa herkes bir ışın kılıcı istedi ve öyle bir teknolojinin olmadığını öğrenince hepsinin asabı bozuldu. Ayrıca herkes bütün Ewokların ölmesi gerektiği fikrinde birleşti. 
“Klasiklerden ikisi akıllarında kaldı. Ender'in Oyunu hepsinin çok hoşuna gitti; oradaki askerler daha küçük olmaları hariç tıpkı onlara benziyorlardı. Hattâ ana karakter aynı onlar gibi uzaylı canlı türleriyle savaşmak üzere büyütülmüştü. 8.'nin üyeleri ertesi gün birbirlerini ::Selamlar Ender,:: diye selamladı, ta ki Brahe öyle yapmayı kesmelerini ve dikkatlerini derslere vermelerini söyleyene dek.”

UZAY SAVAŞLARI


Kitabın ana konusu özel kuvvetler yani hayalet tugay ancak bir de bir öyküsü var. O da hayalet tugaydan bir askerin işin içinde olduğu ve yine insanlığı kurtarmak için verilen mücadele. Çünkü Koloni Birliği uzayda yalnız değildir, sürekli saldırı altındadır, çoğu zaman kendisi de istediği yerleri ele geçirmek için başka türlerle savaşır. Kısacası bütün taraflar yeni yerler ve gezegenler ele geçirmek için bir biri ile savaşır. KSG bazen kazanır bazen yenilik. Ancak eğer evrendeki üç farklı tür insanlara karşı ittifak yaparsa halleri ne olur. Hiç de iyi bir son beklemiyor.

“İnsanlık evrene açıldığından beri karşılaşıp da savaşa tutuşmadığımız canlı türü neredeyse hiç olmadı. Koloni Birliği'nin müttefik veya ticaret ortağı olarak faydalı bulduğu ırklar var, fakat bunlar yok denebilecek kadar az sayıda. Koloni Birliği'nin sıçrama ufku dahilinde altı yüz üç zeki canlı türü tanıyoruz Dirac. KB'nin bunlardan kaçını tehdit olarak nitelediğini, yani KSG'nin canı istediği zaman sebep göstermeden saldırabileceğini biliyor musun? Beş yüz yetmiş yedi. Tanıdığın zeki ırkların yüzde doksan altısına karşı bilfiil düşmanca davranmak yalnız budalaca değildir. Bu ırk çapında bir intihardır da."

Koloni Birliği şimdilik dayanıyor ancak uzaydaki farklı gelişmelere ayak uyduramazsa bu durum çok uzun sürmeyecek.

Bu arada ilk kitap okura ana karakter John Perry ile Jane Sagan’ın birlikte olacaklarını vaat ederek bitmişti. Bu kitap o vaadi yine tekrarlıyor. Tabii soru şu; üçüncü kitapta bunun gerçekleştiğini görecek miyiz? Okumadan bilemem.

Son olarak John Scalzi’nin Yaşlı Adamın Savaşı serisinin ilk iki kitabının sonuna yazarın eklediği “Teşekkür” kısmı dikkat çekiyor. Yazar, kitabın yayımlanmasında emeği geçen herkese, neredeyse kimseyi unutmadan teşekkür ediyor. Çok takdir ettiğim bir şey. Ayrıca bir de burada kendi romanında kullandığı bazı fikirleri hangi kitaplardan aldığını söylüyor. Bunu beğendiğim bir yazarın okuma önerisi olarak bir yere not ediyorum.

Burada biriyle ilgili şöyle diyor Scalzi: “Scott Westerfeld (The Risen Empire ve The Killing of Worlds'deki muhteşem uzay savaşları sizi sevinçten ağlatacak).” Bakmaya değer.

John Scalzi
Hayalet Tugay
Yaşlı Adamın Savaşı serisi - 2. Kitap
Özgün adı: Ghost Brigades
Old Man’s War series - Book 2
Çev: Cihan Karamancı
İthaki Yayınları
İstanbul
2012
336 sayfa.

2 yorum:

  1. Güzel bir tanıtım olmuş, uzay yaşantısını anlatan eserler daima dikkatimi çekmiştir.

    YanıtlaSil