24 Kasım 2018

Edebi Teknikler ve 72 Yaratıcı Yazarlık Deneyi

Fotoğraf: Agatha Christie daktilo başında.

“Edebi Teknikler ve 72 Yaratıcı Yazarlık Deneyi” başlıklı bu kitaba başlarkenki beklentim ile bitirdiğimdeki beklentimi karşılama oranı arasında büyük bir uçurum var. Ancak yine de belli başlı terimleri açıklaması açısından faydalı oldu.

Kitap edebi öğeler ve edebi teknikler ile ilgili terimler ve tanımlarını kısaca vererek başlıyor.

Banana Yoshimoto - Mutfak


Japon yazar Banana Yoshimoto’nun bu kitabında “Mutfak” başlıklı roman ve bir de “Ay Işığı Gölgesi” isimli uzun bir öykü yer alıyor. Her ikisi de konusu itibariyle benzerlikler taşıyor ve aşk, sevdiğini kaybetme ve bunun üzüntüsü konularını işliyor. Tabii bir de mutfak ve onun çağdaş yaşamdaki yeri üzerine.

“Mutfak” romanı, gerçek ismi Mahoko Yoshimoto olan yazarın ilk eseridir ve yayımlandığı 1988 yılından bu yana büyük beğeni almıştır. Ayrıca bu eser modern Japon edebiyatının bir örneği olarak kabul ediliyor.

22 Kasım 2018

John Berger – Görme Biçimleri


Kitabın kapağında her ne kadar sadece John Berger’in ismi olsa da içerisinde bu kitabın John Berger, Sven Blomberg, Chris Fox, Michael Dibb ve Richard Hollis tarafından hazırlandığı yazıyor. Kitap da BBC’de yapılan bir programdan en önemli yerler seçilerek hazırlanmıştır.

Kitap, adı üstünde özellikle sanatsal imgelere farklı bir bakış açısı, görme biçimi sunuyor. Daha doğrusu bu imgelerin her birinin farklı görme biçimleri olduğunu söylüyor.

“Bir imge, yeniden yaratılmış ya da yeniden üretilmiş görünümdür. İmge ilk kez ortaya çıktığı yerden ve zamandan —birkaç dakika ya da birkaç yüzyıl için— kopmuş ve saklanmış bir görünüm ya da görünümler düzenidir. Her imgede bir görme biçimi yatar.” (s. 9)

16 Kasım 2018

Jean-Philippe Toussaint - Banyo


Belçikalı yazar Jean-Philippe Toussaint’un 1985 yılında yayımlanan Banyo isimli romanı, yazarın ilk eseridir. İlk olması dolayısı ile de roman ve yazarın tarzı, eleştiri çevreleri tarafından kabul görmüştü.

Kitabın ana karakteri bir gün bir karar alır ve öğleden sonralarını banyoda ve küvette yatarak geçirmeye başlar. Çok normal sayılan bir davranış değildir ama ona pek dokunan olmaz. Ancak bu davranışının bir sebebi olmalıdır. Ana karakter, bu değişimden sonra evde ve çevresinde yaşananları, günlük işleri, yine günlük bir dille anlatır.

10 Kasım 2018

Neval El Seddavi - Sıfır Noktasındaki Kadın


Mısırlı feminist yazar ve doktor Neval El Seddavi, “Sıfır Noktasındaki Kadın” başlıklı romanında idam cezasına mahkum edilen Firdevs isimli Mısırlı bir fahişenin öyküsünü anlatıyor. Mısır toplumunda ve genelde de Arap kültüründe kadına, kız çocuklarına olan yaklaşımı gösteriyor bu romanında.

Bu kitabı uzun süre okumak istedim ama okuyamadım. En başta kapak tasarımını çok korkunç ve ürkütücü buluyordum. Ama okumaya başladıktan sonra, anlattıklarının yanında kapağının o kadar da korkunç olmadığını gördüm. Çünkü anlatılanlar çok daha vahim ve korkunç olaylardır. Kâbus gibi olmasının bir nedeni de gerçek olması ve gerçek bir olayı anlatmasıdır.

7 Kasım 2018

Muzaffer İzgü - Zıkkımın Kökü

Kitaptan uyarlanan aynı isimli filmden bir kare.

Muzaffer İzgü, Zıkkımın Kökü başlıklı eserinde Adana’da geçen çocukluğunu ve yaşam öyküsünü anlatıyor. Mizahi bir dille yazılan ancak buna rağmen Anadolu insanının yoksulluk ve yaşadığı zor koşulları anlatan bir romandır.

Ben bir kitap okurken hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Ama önemli olan bu değil. Önemli olan, yazarın fakirliğin ve yoksulluğun ağlanacak haline okuru güldürmesini bilmesidir. Ana karakter Muzo’nun anlattıkları ve ailesinin durumu aslında içler acısı bir durum. Ama yazar bu fakirlik içindeki bazı olayları öyle bir dille anlatıyor ki okur gülmekten kendini tutamaz. Bir yandan düşündürüyor, bir yandan acıma duygusu var ama bunun üstüne de bu anlatılanlara oturup ağlamak yerine gülüyorsun.

3 Kasım 2018

Murat Belge - Militarist Modernleşme (4. Kısım: Türkiye ve Yunanistan)


Ordu her zaman her devlet için önemli olmuştur. Ancak başta Osmanlının son yılları ve cumhuriyet döneminde ordunun önemi Türkiye’de diğer ülkeler ve zamanlara göre kat kat artmıştır. Bunun sebebi Osmanlının son yıllarındaki art arda gelen yenilgiler, toprak kaybı ve sürekli eski fütuhat dönemlerini arama var. Kötü gidişatı durdurmak için en başta orduyu yeniden güçlü yapmak gerekiyordu. İmkanlar da zaten kısıtlıydı. Bundan dolayı en büyük yatırım orduya, askeri okullara ve özellikle de subayların eğitilmesine ayrılmak zorundaydı. İşte bu başlangıç ile Türkiye’de modernleşme ve usul devlet kurulmasına hep ordudan başlanmış, ordu hep öncü güç olmuştur.