24 Nisan 2018

Isaac Asimov - Vakıf (Vakıf Serisi - 1. Kitap)

Ünlü bilim kurgu yazarı Isaac Asimov’ın “Vakıf” başlıklı bu romanı, önce öyküler şeklinde yazılmaya başlanan, daha sonra üçleme olarak yayımlanan Vakıf Serisi’nin birinci kitabıdır. Vakıf Serisi, hem Asimov’un en iyi eseri olarak biliniyor hem de en iyi seri ödülünü alan bir eserdir. Ayrıca Vakıf Serisi, bilim kurgu edebiyatının klasiklerinin başında geliyor.

Asimov’un Vakıf Serisi uçsuz bucaksız uzayda çok sayıda dünya ve güneş sistemine hükmeden on iki asırlık Galaktik İmparatorluk’un çöküşünü anlatarak başlar. Kitap bir yandan okura bir bilim kurgu öyküsü sunarken, diğer yandan bilim kurgunun içinde bizim Dünya tarihimizden “gerçeğin” ta kendisi diyebileceğimiz olaylar vardır. Tek farkı kitaptaki olaylar Dünya’da değil, uzayın derinliklerinde ve uzak bir gelecekte, hayali bir imparatorlukta yaşanıyor.

Kitabın konusuna geçmeden önce de şu bilgiyi vermek faydalı olacaktır. Asimov, bu romanını, Vakıf üçlemesini yazarken Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu’nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi kitabından etkilenmiştir. Nasıl Roma İmparatorluğu yüzyıllar boyunca büyük bir coğrafyaya hükmetmiş ve sonunda çökmüşse, Asimov’un Galaktik İmparatorluk’u da hükmettiği 12 yüzyılın sonunda çöküş sürecine girer.

Asimov, Galaktik İmparatorluk’un boyutlarını bize şöyle tasvir eder: “O dönemde galakside üzerinde insan yerleşimi bulunan yirmi beş milyona yakın gezegen vardı ve bunların içinde Trantor merkezli İmparatorluğa bağlılık yemini etmemiş bir tanesine bile rastlamak mümkün değildi. Ne var ki, bu durum ancak bir yarım yüzyıl daha böyle sürebilecekti.”

Asimov, Vakıf Serisi’ni öyküler şeklinde yazmaya başlamıştı. Vakıf Serisi’nin birinci kitabı “Vakıf” da bir birine bağlı beş öyküden oluşuyor. Ancak öyküler arasında zaman aralıkları var. Mesela kitabın birinci kısmı Psikotarihçiler’de anlatılan olaylar ile “Ansiklopedi Uzmanları” başlıklı ikinci kısım arasında tam 50 yıllık bir zaman farkı var. Böyle olunca her bir bölümün kendi karakterleri ve tabii ana karakterleri var. Kitabın ana bölümleri ise şöyle:

1. Kısım - Psikotarihçiler
2. Kısım - Ansiklopedi Uzmanları
3. Kısım - Valiler
4. Kısım - Tüccarlar
5. Kısım - Tüccar Prensler

Kitabın konusu ise kısaca şöyle: Hari Seldon bir bilim adamı ve psikolog. Aslında bizim bildiğimiz anlamda bir psikolog da değildir. Yıl 12060’ların sonu ve Seldon bir psikotarihçi. Psikotarihçi olarak psikoloji ile matematiğin sentezinden yaşadığı imparatorluğun geleceğini, yani çöküşünü öngörür ve bunu yüzdeleriyle birlikte hesaplar.

Seldon, sadece imparatorluğun çöküşünü öngörmekle kalmaz. Çöküşten sonra 30 bin yıllık bir karanlık çağın başlayacağı da öngörür. Bu da yetmez, imparatorluğa bu karanlık çağı sadece bin yıla indirmek için artık çalışmaya başladığını bile söyler. Tabii imparatorluk, siyasetçiler ve bürokrasisi onun sözlerini imparatorluğu yıkma ve ihanet olarak gördüğü için yargılar ve en sonunda imparatorluğun en ücra köşesinde hiçbir yerleşim yeri olmayan boş bir gezegene sürme kararı verirler. Seldon’un birlikte çalıştığı ekibi ve ailelerinin tamamı Terminus isimli gezegene yerleştirilir.

Aslında her şey Hari Seldon’un hesaplamaları sonucu öngördüğü şekilde cereyan eder. Ancak Hari Seldon bu planını hiçbir zaman vakti gelmeden açıklamaz. Hatta öldükten sonra da zamanı geldiğinde bıraktığı kayıtlarla bilim adamlarından oluşan topluluğa yön verir. Açıkladığı bazı planlar ise sadece göz boyamak için yapılan planlardır.

İmparatorluğun çöküş sürecinin başlaması ile psikotarihçi Seldon’un planı doğrultusunda ortaya çıkan yeni gezegen toplumu ve gelecek de kitabın ana başlıkları şeklinde şekillenecektir: İlk önce her şey ansiklopedi uzmanlarının eline olur, daha sonra sırasıyla valiler ve tüccarlar yönetimi alır ve en son da tüccar prenslerin dönemi başlar.

“Psikotarih bilimince de kaçınılmaz olduğu belirtildiği gibi, Vakıf’ın çevre üzerindeki ekonomik kontrolü giderek büyüdü. Tüccarlar zenginleşti; zenginlik ise beraberinde güç getirdi…
Hober Mallow’un hayata sıradan bir tüccar olarak atıldığı bazen unutulsa da, onu Tüccar Prensler’in ilki olarak noktaladığı asla unutulmaz…”

AZINLIĞIN/GÜÇSÜZÜN ÇOĞUNLUĞU/GÜÇLÜYÜ YÖNETMEK İÇİN UYDURDUĞU DİN

Asimov’un bu kurmaca uzay âleminde bilim adamlarının yerleştiği Terminus gezegeni kendilerinin azınlık ve güçsüz olmalarına rağmen, çevre gezegenleri ve buradaki çoğunluk ve güçlü krallıkları kontrol altına almasını bilir. Bunu yapmak için ise onlara verdiği nükleer eşyaları kullanarak bir din uydurur. Bu dine göre bu nükleer eşyalar kutsal, tıbbi gereçler kutsal gıda ve bu şeyleri yapanlar da kutsal kişilerdir. Ayrıca bir din adamı sınıfı da kurulur.

İşte Terminuslular kendileri bile inanmadıkları bu din aracılığıyla çevre gezegenler üzerinde belirli bir süre egemenlik kurarlar. Asimov belki de Dünya üzerinde de toplumların, ülkelerin de farklı dinler kullanılarak kontrol edilmesini, zaman zaman istenileni yapmak için bir araç olarak kullanılmasından etkilenerek yapmıştır.

Bu arada romanın başından sonuna kadar sürekli kalan bir ana karakter yok. Hari Seldon dışında ve o da zaman zaman adı anılarak ya da bir kaydedilmiş görüntü şeklinde ortaya çıkar. Bölümler arasında 50 yıl, 30 yıl gibi süreler olduğu için hepsinin ana karakter farklı. Her bölüm yeniden başlarken yeni karakterlere alışmak gerekiyor.

Kitaptaki bölümlere göre değişen ana karakterler şöyle: Hari Seldon, Lewis Pirenne, Salvor Hardin, Linmar Ponyets ve Hober Mallow.

ASİMOV’UN KURMACA DÜNYASINDAKİ DÜNYA GERÇEKLERİ

Bu arada Asimov’un Vakıf serisindeki kurmaca dünyada anlattığı devlet ve yönetim şekilleri hiç de kurmaca değil. Hepsinin Dünya’da mutlaka benzeri ve örneği vardır. Mesela Korell Cumhuriyeti olarak sadece adında cumhuriyet olan, babadan oğla geçen bir despot tarafından yönetilen gezegenin dünyamızda da birçok benzeri vardır. Asimov bu “cumhuriyeti” şöyle tanıtır:

“Sutt masanın üstündeki üç boyutlu yıldız haritasını işaret etti. Bazı kontrol düğmelerine basmasıyla beraber ekrandaki yarım düzine yıldız sistemi kırmızı bir ışıkla aydınlandı. “Bu gördüğün,” dedi sakince, “Korell Cumhuriyeti.” Tüccar başıyla onayladı. “Ben orada bulundum. Kokuşmuş bir fare yuvasından farkı yoktur! Sanırım orası bir cumhuriyet kabul ediliyor, ama her seferinde Argo ailesinden biri başkan seçilir. Bu durum hoşuna gitmeyecek olursa da… başına bir iş gelir.”

“Tarihte eşine sık rastlanan bir olguydu Korell Yöneticisinin adından başka her bakımdan mutlak hükümdar olduğu bir sözde cumhuriyet. Bundan ötürü de, yasal krallıklarda görülen iki yatıştırıcı etkenin, ‘hükümdarlık şerefi’ ve ‘saray etiketi’nin bile dizginleyemediği o bildik despotluk egemendi burada.”

BİRAZ DA BİLİM KURGU

Bir az da kitabın bilim kurgu yönünden bahsedelim. Kitabın en çok işlediği bilim kurgu kısmı psikotarihçilerdir. Bu psikoloji uzmanları matematiği kullanarak gelecekte ne olacağını yüksek olasılıkla öngörebiliyorlar.

Bunun dışında 25 milyon gezegene hükmeden Galaktik İmparatorluk’ta gezegenler arasındaki çok uzak mesafelerin nasıl aşıldığını yazar şöyle açıklar:

“Sıçrama, yıldızlar arasında yolculuk etmenin tek elverişli yöntemiydi, büyük olasılıkla sonsuza dek de öyle kalacaktı. Bildik uzayda yolculuk etmek normal ışık hızının üstünde bir hızla gerçekleştirilemezdi (insanlık tarihinin çoktan unutulmuş olan başlangıç yıllarından beri süregelen bilgi birikiminin bir parçasıydı bu) ve bu, insanlar tarafından mesken tutulmuş en yakın sistemler arasında bile yolculukla geçecek uzun yıllar anlamına geliyordu. Üstuzayda, ne uzay ne zaman, ne madde ne enerji, ne bir şey ne de hiçbir şey olarak tanımlanabilecek o hayal edilemez bölgede insan, birbirini izleyen iki an arasındaki ufacık zaman dilimi içinde galaksiyi bir baştan diğerine aşabilirdi.”

Bir de dikkatimi çeken bir başka ayrıntı da Galaktik İmparatorluk’un başkenti Trantor ile ilgilidir. Şehre inen birisi niye gökyüzünü göremediğini merak eder. Sebebi ise sonradan ortaya çıkar: “Trantor toprağın yaklaşık iki kilometre altına inşa edilmiş ve yeryüzüne tüneller yoluyla bağlanmıştır. Tıpkı bir buzdağı gibi… onda dokuzu aşağıda gizli olan bir buzdağı. Öyle ki, kıyı bölgelerinde bile okyanus zemininin birkaç kilometre altına dek uzanır. Aslında kent o kadar alçakta kalıyor ki, yüzey ile birkaç kilometre aşağısı arasındaki ısı farklılığından yararlanıp gereksinme duyduğumuz tüm enerjiyi elde edebiliyoruz.”

Isaac Asimov
Vakıf
Vakıf Serisi - 1. Kitap
Özgün adı: Foundation
Foundation Series
Çev: Kemal Baran Özbek
İthaki Yayınları
3. Basım
İstanbul
2011
345 sayfa.

2 yorum:

  1. Isaac Asimov, uzay bilimkurgusu romanlarıyla ismini duyurduğu için her zaman merak ederim ancak okuma fırsatı bir türlü bulamadım. Bu yazı benim açımdan çok iyi bir tanıştırma yazısı olmuş, kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de daha yeni okuma fırsatı buldum. Bir an önce okumanız dileğiyle...

      Sil