11 Temmuz 2018

Ursula K. Le Guin - En Uzak Sahil (Yerdeniz Serisi - 3. Kitap)

Ursula K. Le Guin’in fantastik roman serisi Yerdeniz’in üçüncü kitabıdır “En Uzak Sahil”. Üçüncü kitapta yazar ana karakter Ged’in başka ve belki de son, en zor macerasını ve yolculuğunu anlatıyor. Tabii başlangıçta üçleme olarak yazdığı bu seriye Le Guin daha sonra biri hikâyelerden oluşan üç kitap daha eklemiştir.

Ursula K. Le Guin, bu kitapla ilgili, "En Uzak Sahil ölüm hakkında. Onun diğerlerinden daha zayıf kurgulu, daha tutarsız ve eksik olması da bu yüzden. İlk iki kitap yaşadığım ve aldattığım şeyler hakkındaydı. En Uzak Sahilde konu edilen şeyi ise yaşayıp aldatamazsınız.” diyor.

Ancak yazarın alçak gönüllü olarak “daha zayıf kurgulu, daha tutarsız ve eksik” demesine katılamayacağım. Çünkü bu kitap diğerlerine kıyasla bana göre çok daha gerçekçi, anlamlı ve çok önemli bir konuyu işliyor: Yaşam ve ölüm. Yazar kitabın konusunun “ölüm” olduğunu söylese de ölüm ile yaşam birbirine bağlıdır. Biri olmadan diğeri olamaz. Ondan dolayı ikisini birlikte söylemek gerekiyor.

Yerdeniz’in birinci kitabında yazar bize Çevik Atmaca takma adı ile tanıttığı ve daha sonra Ged ismi verilen ana karakterin çocukluğundan gençliğine kadarki dönemi, kısacası büyümesini anlatmıştı. İkinci kitapta onun bu sefer çok zor bir maceraya atılmış, uzak diyarlarda karanlık güçlerle savaşırken bir yetişkin olarak görüyoruz. Üçüncü kitapta ise onlarca maceraya atılan Ged artık ihtiyarlamış, tecrübe sahibi ve büyücüler adasında da Başbüyücü olmuştur. Kısacası doğumdan ölüme kadar olan bir yaşam döngüsünü anlatmaya çalışmış Ursula K. Le Guin.

Bu yaşa kadar atıldığı maceralar ve yaptığı işlerin birkaçını ilk kitaplardan biliyoruz. Diğerlerini ise yazar şöyle sıralıyor:

“İşte o zaman Başbüyücü'yü gördü: Tüm Yerdeniz’in en büyük büyücüsü; Fundaur'un Kara Kuyusu'nu örten, Atuan Mezarlarından ErrethAkbe’nin halkasını getiren ve Nepp’in derin temelli denizden duvarını ören adam; Astowellden Selidor’a kadar bütün denizleri bilen denizci; yaşayan tek Ejderhalar efendisi.”

Le Guin, bu kitabın konusunun ölüm oluğunu söylüyor. İlk sayfalardan da Yerdeniz’de yayılan bir söylenti ile başlıyor konuşmalar. Artık Roke’te Başbüyücü olan ihtiyarlamış Çevik Atmaca da bu haberleri şöyle özetliyor: “Büyücülük kaynakları kurudu.” Yani artık büyücülük ölüyor. Eskiden büyücüler olarak Denge’yi gözetirlerdi. Şimdi ise bu denge bozulmuştur. Denge bozulduğu için de bazı bölgelerde büyü işlemez, büyücüler büyü yapamaz olmuşlardır. Hatta ejderhalar bile güçlerini kaybediyor, eski dilde konuşamıyorlar (Yerdeniz’de ejderhalar bilgi sahibi ve konuşabilen varlıklardır).

Bu çöküşün neden başladığını anlamak için Ged yanına bir arkadaş alarak yeniden denizlere açılır. Yanına aldığı kişi ise bir gençtir. İsmi Arren ve bir prenstir. Bu bozulmanın kaynağının ne ya da kim olduğunu bulak için Yerdeniz’in daha önce insan ayağı basmamış bölgelerine giderler.

“Şimdi söz konusu olan dengenin düzeltilmesi değil, bozulması. Bunu yapabilecek sadece bir tek yaratık var."
"Bir insan mı?" dedi Arren, duraksayarak,
"Biz insanlar,"
"Nasıl?"
"Yaşam için ölçüsüz bir arzuyla,""Yaşam için mi? Ama yaşamayı istemek yanlış bir şey mi?""Hayır. Fakat ne zaman yaşamın kendi üzerinde bir güç elde etmeyi şiddetle arzu edersek sonsuz bir zenginlik, mutlak bir güvenlik, ölümsüzlük o zaman arzu bir hırsa dönüşür. Ve eğer bilgi o hırsla işbirliği ederse, o zaman bela gelir. O zaman dünyanın dengesi sallanır ve tartıda yıkım ağır basar."

Günlük yaşamda işleri kolaylaştırmak için büyünün kullanıldığı fantastik bir dünya düşünün ki bir gün buranın bazı bölgelerinde artık büyü kaybolmaya başlar. Eğer bu büyü tamamen kaybolursa artık bu fantastik dünya da yok olacaktır demektir. Yani kaçınılmaz olan şey, son ya da ölüm gelmiştir demektir.

Le Guin’de bu kitabın konusunun ölüm olduğunu söylemişti. İnsanların ölümü mü, büyücülerin ölümü mü, büyünün ölümü mü yoksa fantastik dünyalarının sonu ve ölümü mü? Peki, bu fantastik dünyada bu kadar güçlü büyücüler varken, biri kalkıp da artık ölümsüz olmayı deneyemez mi? Ya da en azından öldükten sonra bir daha ölmemek üzere geri dönemez mi? Romanın ana karakteri Çevik Atmaca, bunu bir kere yapmış. Ölen bir çocuğun arkasından gittiği ölüler dünyasındaki yaşamla ölümü ayıran o duvarı geçmiş ve sonra da geri gelmişti. Yaşam ve ölüm arasındaki sınır ise ince bir çizgidir.

Çevik Atmaca da yaşam ve ölümü şöyle açıklıyor yol yoldaşına: “Ölüm ve yaşam aynı şeydir aynı bir elin iki yüzü gibi, avucun içi ve elin tersi gibi. Ama yine de avuç içi ile elin tersi aynı şey değildir... Ne ayrılabilirler ne de birleştirilebilirler."

Ged ve Arren, bozulmanın kaynağını ararken çıktıkları bu yolculukta okuru Yerdeniz’in en ücra köşelerine götürüyor, en ilginç olayları gösteriyor ve nefes kesen maceralarına ortak ediyor. Hele kahramanlarımızın ejderhaların olduğu adalarda ejderhalarla karşılaşmasını öyle inanılmaz bir dille anlatıyor ki yazar, okurun da ancak ağzı açık, gözleri hayret içinde genişlemiş şekilde okumaması elde değil.

İKİ ALINTI

"Neden kötülüğü sadece insanların yapabileceğini söylediğinizi anladım. Köpekbalıkları bile masum aslında; öldürmek zorunda oldukları için öldürüyorlar," dedi,
"İşte bu yüzden başka hiçbir şey bize karşı duramaz. Dünyada sadece tek bir şey kötü yürekli bir insana karşı durabilir. O da başka bir insandır. Ayıbımızda yatar şerefimiz. Sadece bizim ruhumuz, kötülüğe açık olan ruhumuz, onu yenmeye muktedirdir."

“Sabır, ümitten daha uzun ömürlü olabilir.”

Ursula K. Le Guin
En Uzak Sahil
Yerdeniz Serisi - 3. Kitap
Özgün adı: The Farthest Shore
Earthsea Cycle - Third Book
Çev: Çiğdem Erkal İpek
Metis Yayınları
6. Basım
İstanbul
2011
207 sayfa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder