17 Temmuz 2014

Albert Camus - Yabancı

Camus’nün (soyismi Kamü şeklinde okunuyor) kitapları arasında okuduğum ilk eseridir. Kitabın girişinde Vedat Günyol, Camus ve felsefesi hakkında kısa bilgi veriyor. Günyol bunu şu cümlelerle özetliyor:

“Albert Camus için yaşam, insan yaşamı, bir saçma, bir anlamsız, bir akıl-dışı, bir mantık-dışı yaşamdır. Yani, başlangıçta bir karamsarlık, bir umutsuzluktur söz konusu olan. Ama umutsuzluktan yola çıkmak, sonuna dek umutsuz olmayı gerektirir mi? Hayır, diyor, Albert Camus.”



ve

“Ölümle biten yaşam saçmadır, evet. Bunda kuşku yok. Ama, yaşam ölümle bitiyor diye, kapayacak mıyız gözümüzü, yüreğimizin kapılarını bu yaşanası dünyanın güzelliklerine, bunlar yanında insanların acılarına, çaresizliklerine? Mademki, yaşıyoruz, yaşadığımız sürece mutlu olmaya, sağımızda solumuzda mutluluk yaratmaya bakmalıyız. Mutluluk, bir yerde ve her yerde, hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir, diyor Albert Camus.”

Yabancı’nın ilk bölümünde diğer eserlerden alışık olduğum edebi tasvirler, bir kişiyi, giyinişini ya da çevreyi betimleyen cümleler yok. Yazar olayları adeta çok hızlı bir şekilde, sanki acelesi varmış gibi anlatıyor. Ancak kitabın ikinci kısmında, özellikle Meursault tutuklanınca bu hız yavaşlıyor ve Meursault’ın kendi içini, kendi sesini ve düşündüklerini uzun uzun dinliyoruz.

Meursault çok “garip” bir insan. Garip çünkü diğerlerine göre farklı bir bakış açısı ve düşünce tarzı var. Bu da aslında yazarın felsefesinin esere yansımış hali. Eserin kahramanı romandaki bu kısım az çok anlatıyor:

“Akşam, Marie beni görmeye geldi, kendisiyle evlenmek isteyip istemediğimi sordu. "Bence bir, ama istersen evleniriz," dedim. O zaman, kendisini sevip sevmediğimi öğrenmek istedi. Bir başka zaman da söylediğim gibi, "Bunun bir anlamı yok, ama herhalde sevmiyorumdur," diye karşılık verdim. "Öyleyse niçin benimle evleneceksin?" diye sordu. Bunun hiçbir önemi olmadığını, isterse evlenebileceğimizi söyledim. Zaten isteyen kendisiydi, ben sadece evet demekle yetiniyordum. O zaman, Marie, "Evlilik ciddi bir şeydir," dedi. Ben de, "Değildir," diye karşılık verdim. Bir an sustu, bana sessiz sessiz baktı. Sonra yine konuştu, "Aynı biçimde bağlı olduğun bir başka kadın sana aynı öneride bulunsa kabul eder miydin, onu öğrenmek istiyorum," dedi. "Elbette ederdim," dedim. O zaman, "Ben seni seviyor muyum acaba?" diye sordu. Ben de, "Bu konuda hiç düşünmedim," diye karşılık verdim. Yine sustuktan sonra, ne kadar tuhaf bir adam olduğumu, beni kesinlikle bunun için sevdiğini, ama belki günün birinde yine aynı nedenlerden ötürü benden nefret de edebileceğini mırıldandı. Bunlara ekleyeceğim bir sözüm olmadığı için susuyordum. Gülümseyerek kolumu tuttu, "Seninle evlenmek istiyorum," dedi. Ben de, "Ne zaman istersen evleniriz," dedim.”

Bu paragraftan da görüldüğü gibi, hiç bir şeyi umursamaz hali var. Bu hali bir insanı öldürmesi, tutuklanması ve en sonunda idam kararının okunmasına kadar devam ediyor. Ancak en sonunda bu hali biraz değişiyor, özgürlüğünü özlüyor ve sonuna kadar belki affedilirim hayali ile yaşıyor.

Albert Camus
Yabancı
Orjinal isim: L'Etranger
Çev: Vedat Günyol
116 sayfa

2 yorum:

  1. Bir insanın farklı olan düşünce yapısını çok güzel bir dille anlatıyor gerçekten. Yorumlaman gayet güzel.

    Bloguma da beklerim :) http://kitapokumayacalisan.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Sizin de blogunuz gayet güzel.

      Sil