3 Şubat 2017

Antoine Galland - Binbir Gece Masalları (Babil Kitaplığı - 28)

Arjantinli yazar Jorge Luis Borges tarafından hazırlanan fantastik edebiyat dizisinde “Binbir Gece Masalları” başlığı ile iki kitap yer alıyor. Babil Kitaplığı dizisinin 28. kitabı olan bu kitapta Fransız oryantalist Antoine Galland’ın seçtiği ve Fransızcaya çevirdiği “Binbir Gece” kitabından sadece iki masal var.

Borges kitaba yazdığı önsözde, neden sadece iki masal eklediğini şöyle açıklıyor: “Bu seçkiyi delerken, okuyucunun merakını gidermiyor, onu özgün eserin biricik ve engin diyarında kaybolma zevkini tatmaya çağırıyor olduğum umudu bana eşlik etti.” (s. 12) Yani amacı aslında okuru teşvik etmek ve “Binbir Gece Masalları çok uzun ve ciltlerle” demeyip, okuru bu masalsı dünyaya atılmaya davet ediyor.

Kitapta yer alan masallar şöyle: Kör Dilenci Abdullah'ın Hikâyesi (İspanyolcadan çeviren: Ali Karabayram) ve Alaaddin'in Hikâyesi ya da Sihirli Lamba (Fransızcadan çeviren: Hasan Fehmi Nemli). İlk hikâye çok kısa. Ancak Alaaddin’in hikâyesine gelindiğinde ise Borges’in bu masalı seçmede başka sebepleri var. “Alaaddin'in Sihirli Lambası” masalının “Binbir Gece Masalları”nda olmadığını iddia edenler var.

Masalları Türkçe’ye çeviren Prof. Dr. Âlim Şerif Onaran, çeviriye yazdığı önsözde, 1966 – 67’de bu masalların Rene Khawam tarafından yeni bir çevirisi yapıldığını anlatıyor. Onaran Khawam’ın Alaaddin’in hikâyesi ile ilgili iddiasını da şöyle aktarıyor: “Ancak Rene Khawam, daha önce çeviriler yapan Antoine Galland, Joseph-Charles Mardrus, Richard F. Burton, Enno Littmann gibi çevirmenlere karşın, “Eski Öyküler” adı verilen “Alaaddin'in Sihirli Lâmbası”, “Ali Baba ve Kırk Haramiler” ve “Gemici Sindbad'ın Gezileri”ni, Binbir Gece Masalları'ndan ayırmış; bunların aslında Binbir Gece Masalları'na dahil olmayıp sonradan eklendiğini iddia etmiştir.” (s. XXI) [1]

Borges de bu konuda şöyle diyor: “Bu seçkide iyi bilinen tek bir öykü var, De Quincey'nin en iyi öykü olduğunu düşündüğü ve özgün metinlerde yer almayan Alaaddin'in Sihirli Lambası. Belki de, XVIII. yüzyılın başlarında Batı dünyasına Bin Bir Gece'yi tanıtan Fransız oryantalist Galland'ın mutlu bir icadıdır söz konusu olan. Bu varsayım kabul edilirse, Galland, büyük bir anlatıcılar hanedanı zincirinin son halkası olmalıdır.” (s. 11)

GALLAND, BİNBİR GECE MASALLARI VE AVRUPA’YA YAYILMASI

Borges’in bu kitaptaki iki masalı özellikle Fransız Galland’ın çevirisinden almasının bir sebebi var. Çünkü Galland, bu masalları Avrupa’ya tanıtan ilk isimdir.  Prof. Dr. Onaran da bunu şöyle anlatıyor: “18. yüzyılda (1704-1714), ilkin, Antoine Galland tarafından İstanbul'da ve Kahire'de yapılan araştırmalar sonunda, Binbir Gece Masalları, Fransa yoluyla tüm Avrupa'ya tanıtıldı (Mille et une nuits [“Binbir Gece], 1704 – 1717, 12 Cilt). Ancak Galland, edebî değerinin yüceliği kadar ilginç ve örnek sağlayan nitelikleri de belirgin olan bu masalları çevirirken, bunları “expurgé”* etmekten de kendini alıkoyamadı. Ancak Galland'ın hizmeti öylesine büyük ve önemli idi ki, bu ayıklama çabası bile hizmetin değerini gölgeleyemedi. (s. XVIII)

“Tüm dünyada fikir ve sanat hayatını geniş şekilde etkileyen Binbir Gece Masalları'nın gerçek değeri 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında bunları olduğu gibi (1899 – 1904, 16 cilt) Arapça'dan aktaran Dr. Joseph-Charles Mardrus'ün çabalarından sonra ortaya çıktı. Her bir cildi aynı yıllarda yaşayan Stephane Mallarmé, Anatole France, Jose-Maria Heredia, Andre Gide, Maurice de Maeternick, Pierre Louys, Remy de Gourmond gibi edebiyatçılara adanan Dr. Mardrus'ün çevirisi, edebî çevrelerde, daha önce Galland'ınkine gösterilen ilgiden de öte bir ilgi gördü.” (s. XIX)

Galland’ın Fransızca çevirilerinden sonra Binbir Gece Masalları daha birçok dile çevriliyor. Hatta defalarca. Her defasında araştırmacılar daha eski elyazmaları bulup, daha tam ve özgün metinlerden çeviri yapmak için araştırmalara girişirler.

Binbir Gece Masalları, Batı’da birçok yazarı etkiliyor ve farklı sanat türlerine de uyarlanıyor. Prof. Dr. Onaran da bu metinlerden en çok etkilenenlerden birinin Borges olduğunu vurguluyor. Borges’in Babil Kitaplığı dizisine neden iki Binbir Gece Masalları kitabı eklediği de buradan anlaşılıyor.

“Yine de, çağdaş yazarlar içinde Binbir Gece'den en çok etkilenen, çocukluğunda Burton çevirisini (kendi deyişiyle: "müstehcen olduğu için çatıya saklanarak") okumuş olan Jorge Luis Borges olmalıdır: Özellikle Olağanüstü Masallar (Çev. Ergün Akça, Mitos, istanbul, 1993) ve Düşsel Varlıklar Kitabı (Çev. Bora Komçez, Mitos, İstanbul, 1992), Binbir Gece Masallan'ndan alıntılarla doludur.” (s. XXVIII)

Borges kendisi de bunu itiraf ediyor. Çocukluğunda yaptığı ilk okumaları sıralarken Binbir Gece Masalları’nın ismini en başta söylüyor. [2]

KÖR DİLENCİ ABDULLAH'IN HİKÂYESİ

Kitaptaki ilk masalın ismi “Kör Dilenci Abdullah'ın Hikâyesi”dir. Masal şöyle başlıyor: “Karşılığında esaslı bir tokat yemediği tek bir sadaka bile almamaya ant içen kör dilenci, Halife'ye öyküsünü anlattı.” (s. 15)

Kısa olsa da büyük bir ders veriyor. Açgözlülük, paylaşmayı bilme, elindekiyle yetinme gibi dersler veren bu masalda elindeki kırk deve ve kırk devenin yükü kadar altınla yetinmeyen bir kişinin hep daha fazla, daha fazla isteyerek sonunda nankörlüğünden ve açgözlülüğünden dolayı gözlerinin kör olmasını anlatıyor.

ALAADDİN'İN HİKÂYESİ YA DA SİHİRLİ LAMBA

“Alaaddin'in Hikâyesi ya da Sihirli Lamba” ise hepimizin çok bildiği ancak okurken halen zevk aldığım bir masaldı. Tabii okurken ilk önce aklıma Disney’in çektiği Alaaddin çizgi filmi geldi. Ancak tabii benzerlikleri olmasına rağmen, ondan farklı ve masal tadında bir anlatımı var.

Masal kısaca şöyle: Çin’de Mustafa isimli kıt kanaat geçinen bir terzi var. Oğlunun ismi Alaaddin. Alaaddin, boş gezenin boş kalfası. Babası ne kadar mesleğini öğretmeye çalışsa da başarılı olamaz. Asıl olaylar babasının ölmesinden sonra gelişir. Sihirli lambayı arayan Afrikalı Sihirbaz, Alaaddin’in bu lambayı alabilecek tek kişi olduğunu görür. Bundan sonra da lambayı almak için her şeyi yapar. Ancak başarılı olamaz ve lamba Alaaddin’de kalır.


Masalın büyük bir bölümü Alaaddin’in sultanın kızı Bedrü'l Budur’u görmesi ve aşık olması sonucu yaşanan olaylarla ilgilidir. Tabii Alaaddin’e bu işte lambanın cini yardım eder. Ancak aksaklıklar da yaşanmıyor değil. İşe Afrikalı Sihirbaz’ın karışmasından sonra Alaaddin’in başı derde girer.

Masalda olaylar Çin’de geçiyor ancak isimler Müslüman isimler. Alaaddin de Müslüman ve camiye gidiyor. Prof. Dr. Onaran da masalların hangi bölgelere ait olmasıyla ilgili ise şöyle diyor: “Masalların kaynağının Çin’den Kuzey Afrika’ya kadar uzanan bir haritada, Çin Hindi, Hindistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye ve Mısır’ı da içeren ülkelerde bulunduğu artık bilinmektedir.” (s. XXI)

Bu arada masalda sadece üç kişinin ismi var. Alaaddin’in babası Mustafa, Alaaddin ve Prenses Bedrü'l Budur. Diğer kişiler ise Alaaddin’in annesi, Sultan, Başvezir gibi isimlerle anılıyor.

Masalda ismi olan karakterlerden biri olan Prenses Bedrü'l Budur’un güzelliği ise şöyle tarif ediliyor: “Prenses dünyalar güzeli bir esmerdi: Kocaman gözleri vardı, aynı hizada, canlı ve ışıl ışıl; bakışları yumuşak ve çekingen; burnu ölçülü ve kusursuz; ağzı minnacık; dudakları kıpkırmızı ve hoş bir simetriye sahipti; tek kelimeyle, yüzünün tüm hatları mükemmel bir uyum sergiliyordu.” (s. 59)

Tabii böyle bir güzeli görüp de Alaaddin aşık olmayıp da ne yapsın.

Antoine Galland
Bin Bir Gece Masalları
Çev: Ali Karabayram, Hasan Fehmi Nemli
Dost Kitabevi
Ankara
2004
174 sayfa.

Notlar:

[1] Binbir Gece Maslaları, 1 Cilt, 4. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, Çev: Prof. Dr. Âlim Şerif Onaran, İstanbul, 2014.

* Expurgé: Ayıklamak, seçmek manasına gelir.

[2] Borges Borges’i Anlatıyor, Çev: Oğuz Tecimen, Notos Öykü, Sayı 54, 2015, s. 40-47.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder