18 Temmuz 2018

Stephen King - Silahşör (Kara Kule - 1. Kitap)

Stephen King’in “Silahşör” başlıklı romanı sekiz kitaptan oluşan Kara Kule serisinin birinci kitabıdır. Türü fantastik, western, bilim kurgu ve korku/gerilim olan bu kitapta, silahşörlerin sonuncusu olan Roland, esrarengiz Kara Kule’yi arıyor.

İlk defa bir Stephen King kitabını okuyorum ve tarzını da ilk defa bu kitaptan görmüş oldum. Kitapta fantastik bir dünya var. Ancak bu tek bir dünya değil. Birbiri ile paralel dünyalar ve zamanlar mevcut. İlk kitapta Kara Kule serisinde anlatılan dünyanın nasıl bir yer olduğunu tam olarak anlayamasak da bir değişimin yaşandığı ve kötüye doğru bir gidişin olduğunu görüyoruz. Bir tür kıyamet sonrası bir dünya.

Ancak bununla birlikte paralel dünyalar da var. Mesela romanın ana karakteri Roland, çölü geçerken bir çocukla karşılaşıyor. Çocuğun New York’ta (bizim şu an yaşadığımız dünyada) yaşadığını ve öldükten sonra silahşörün dünyasına düştüğünü öğreniyoruz.

Peki, yazarın bazen Silahşör, bazen Roland, bazen de genç adam olarak isim verdiği ana karakterin yaşadığı dünya nasıl bir yer. Bu kitapta daha çok Roland’ın geçtiği uçsuz bucaksız çölü, çölün kıyısındaki bir kasabayı ve çöl bittikten sonraki dağları görüyoruz. Bir zamanlar modern bir toplumun ve teknolojinin olduğu anlaşılan bu topraklarda değişimle birlikte çöküş ve yok oluş başlamıştır. İnsanların olduğu yerlerde ise garip şeyler oluyor. Mesela şöyle bir kısım var:

“Bu şiir çölün kuzeyindeki "İn"lerden birinde yazılmıştı. İnsanlar hâlâ orada genellikle çalışmayan makinelerin arasında yaşıyorlardı… Ve bu makineler çalıştıkları zamanlarda bazen insanları yiyorlardı.

Bir de zaman zaman Roland büyüdüğü yeri, şatoyu, anne ve babasını, yaşadığı ülkeyi ve çocukluğunu hatırlar. Babasının da yaşadığı ülkenin yöneticilerinden ve bir silahşör olduğunu öğreniyoruz. Burası öyle bir dünya ki sadece bir çift tabanca kalmıştır ve bunu da Roland silahşör olmaya hak kazandığından babasından alır.

Silahşör, ülkesinin çökmesinden, ailesinin ve arkadaşlarının öldürülmesinden bir büyücüyü sorumlu tutuyor. Kendi türünün yani silahşörlerin sonuncusudur. Bundan dolayı bu büyücünün peşine düşmüştür ve onu yakalamak istiyor. Yıllardır da peşindedir. Ancak bu yolculuk ve kovalamaca sırasında imkânsız olaylarla ve yerlerle karşılaşır. Bir de bu olaylar sırasında şiddet dolu, kan dolu sahneleri okuyacaktır okur. İşte bunlardan biri:

“Köye bir sessizlik çöktü. O gürültülü yerlerin hepsini de dolduran bir sessizlik. 
Silahşorun vücudundaki yirmi kadar yara kanıyordu. Baldırındaki dışında bunların hiçbiri derin değildi. Gömleğinden bir parça yırtarak bacağına bağladı. Sonra da doğrulup ölülere baktı. 
Cesetler berber dükkânının arka kapısından onun durduğu yere kadar çarpık, zikzaklı bir çizgi oluşturuyorlardı. Türlü biçimlerde yatıyorlardı; hiçbirinde de uyuyormuş gibi bir hal yoktu. 
Silahşor başlangıç noktasına döndü. Boş ana yolun ortasına. Otuz dokuz erkek, on dört kadın ve beş çocuğu vurup öldürmüştü. Tull’da yaşayanların hepsini de ortadan kaldırmıştı.”

SİLAHŞÖR: ROLAND DESCHAİN

Roland Deschain isimli silahşör romanın ana karakteri ve aynı zamanda kahramanıdır. Ama bildiğimiz “her zaman doğruyu yapan” türden biri değil. Mesela yukarıdaki alıntıdan da gördüğünüz gibi girdiği bir kasabada, halkın kendisine saldırması üzerine kadın ve çocuklar dahil herkesi öldürmekten çekinmemiştir. Her zaman doğruyu değil, gerekeni yapan bir kişiliğe sahiptir. Tek hedefi vardır. O da Kara Kule’yi bulmak ve bunun için de her şeyi ve her kesi feda edebilir.

“Ülke daha on yıl "iyi adam"ın eline geçmedi. O sırada Roland Silahşor olmuştu artık. Babası ölmüş, Roland da annesini öldürmüştü. Ve dünya çok değişmiş, o eski günler çok gerilerde kalmıştı.

JAKE VE KARA KULE

Silahşörün yolculuğunun bir kısmında yolda rastladığı Jake isimli çocuk ona eşlik eder. Jake farklı bir dünyadan gelmiştir. Ya da farklı bir zamandan. Kendisi de nasıl geldiğini bilmezken, Roland bunu öğrenir. Takip ettiği ve “siyahlı adam” olarak bilinen büyücü çocuğu kendi dünyası/zamanında öldürmesi sonucu buraya gelmiştir. Her şey ise Kara Kule ile ilgilidir. Gücün merkezi, evrenlerin kesiştiği nokta ve bilinmeyenlerin ta kendisidir.

“Jake birdenbire, "Ben neden buradayım?" diye sordu. "Asıl yaşadığım yerle ilgili her şeyi neden unuttum? Eskiden onları?" 
Silahşor, "Çünkü siyahlı adam seni buraya çekti," dedi. 
"Ve bir neden de o Kule. O Kule bir tür… güç kavşağında… Zamanla ilgili bu." "Bu işi anlayamadım." 
Genç adam, "Ben de öyle," diye mırıldandı. "Ama bir şeyler oluyor. Sadece kendi zamanımda… Biz, ‘Dünya değişti,’ diyoruz. ‘Geçip gitti.’ Bu sözü söylüyoruz her zaman. Daha doğrusu söylerdik: Ama dünya şimdi daha da hızla değişiyor. Zamana bir şeyler oldu."

KİTAPTAN DİKKATİMİ ÇEKEN BİRKAÇ ALINTI

“Sadece düşmanlar gerçeği söylerler. Arkadaşlar ve sevgililer zorunluluk ağına düştükleri için sonsuza kadar yalan uydururlar."

“Yapayalnızdı. Ama yalnızlığın kötü ya da utanılacak bir şey olduğunu düşünmüyordu.”

“Vatan hainleri kahraman, kahramanlar da vatan haini diye tanımladıkları zaman karanlık günler başlamış demektir.”

Stephen King
Silahşör
Kara Kule - 1. Kitap
Özgün adı: The Gunslinger
The Dark Tower - First Book
Çev: Gönül Suveren
Altın Kitaplar
239 sayfa.

6 yorum:

  1. kara kule. bikaçını okumuştum. iyi değil mi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdilik birinci kitap bitti, devamına bakacağız.

      Sil
  2. Bu seriyi bende merak ediyorum ama ne zaman okurum bilmiyorum :(

    YanıtlaSil
  3. Bir çok yerde, orijinal kurgularını akıcı bir üslupla okuyucusuna aktaran bir yazar olarak bahsedilen Stephen King'i bir türlü okuma fırsatı bulamadım henüz.

    YanıtlaSil