18 Aralık 2020

Kitap yorumu: Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli

Kitap yorumu: Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli

Ursula K. Le Guin’nin “Karanlığın Sol Eli” kitabı, “en iyi roman” ödüllünü (hem Hugo hem de Nebula ödülünü aldı) alan bir eser. Roman okuru farklı bir gezegene götürüyor. Burada genetik olarak değiştirilmiş bir insan türü yaşıyor. Bu gezegene gönderilen elçi de bir dizi macera yaşar. 

Karanlığın Sol Eli, Ursula K. Le Guin’nin en çok okunan kitaplarından biri. 1969 yılında yayımlanan bu kitap, yazara bilim kurgu edebiyatının en iyileri arasında yer kazandırmıştı. Kitap okuru sadece farklı bir gezegene götürmekle kalmıyor, aynı zamanda insanlığın uzayda nasıl yaşadığına ve nasıl bir ittifak kurduğuna dair de bilgi veriyor. Çünkü insanların yaşadığı gezegen sayısı artık onlarla ifade ediliyor. 

Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli – Konusu

Romanın ana karakteri Genli Ai. Terra isimli bir gezgenden ve ana karakterin Kış dediği bir gezegene elçi olarak gönderilir. Buradaki insanlar ise kendi gezegenlerine Gethen diyorlar. Elçinin amacı ise geldiği gezegendeki insanları Ekumen’e katılmaya ikna etmek. Ekumen ise çok sayıda gezegenin bir araya gelerek kurduğu bir tür birlik. 

“Ekumen'in kapsadığı alanda üzerinde hayat olan seksen üç gezegen var ve bunlarda da yaklaşık üç bin millet ya da antrotipik grup.” (s. 50)

Gethen Ekumen’e üye olan gezegenlerden çok uzak bir yer. En büyük özelliği ise Buzul Çağı’nı yaşaması. Çok soğuk bir gezegen. İnsanlar da buradaki soğukta yaşama adapte olmuşlar. Zaten bundan dolayı diğer gezegendeki insanlar buraya kış ismini vermişler. Bir önemli özelliği daha var bu gezegenin ve insanlarının. 

Kitap önerileri: En iyi bilim kurgu kitapları (25 bilim kurgu roman / seri listesi)

Ana karakter Ai de Gethen ile kendi gezegeni Terra arasındaki farkları bir diyalogda geldiği gezegendeki birine açıklıyor. Sürekli soğukta yaşayan ve bundan dolayı da hayatta kalmak için sürekli yemek yine Gethen halkı için sıcak gezegenleri anlamak zor olsa gerek.

“Alt kutup bölgelerimiz sizin yaşanabilir bölgelerinize oldukça benzer; son Buz Çağı'ndan çıkalı sizden daha çok zaman oldu, ama tümüyle çıkmadık gördüğünüz gibi. Esas olarak Terra ve Gethen birbirine çok benziyor. Üzerinde yaşam olan bütün dünyalar benzer. İnsan çok sınırlı bir ortamda yaşayabilir; Gethenlilerin ortamı en uçta ...”

"Öyleyse sizinkinden de sıcak dünyalar var.”

"Çoğu daha sıcaktır. Bazıları çok sıcaktır; Gde mesela. Kum ve kaya çölleriyle kaplıdır. Başlangıçta ılıkmış, ama elli, altmış bin yıl önce sömürücü bir medeniyet doğal dengesini altüst etmiş, ormanları yakmış, sırf yakacak uğruna.” (s. 133)

Cinsiyeti olmayan bir insan türü

Kitap yorumu: Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli

Bu gezegenin en büyük özelliği ve üstünde canlı yaşayan diğer gezegenlerden en büyük farkı, buradaki insanların bir cinsiyetinin olmaması. Elçi Ai gibi erkek ya da kasın cinsiyetine sahip insanları ise sapkın olarak görüyorlar. Tabii toplum da bu cinsiyetsiz insan türüne göre gelişmiş, buna göre şekil almıştır. Cinsiyetsiz olmaları ise bir zamanlar birilerinin yaptığı yapay müdahale sonucu. Cinsiyetsiz bir insan türü geliştirilerek bu gezegene bırakılmış ki sonuçta gelişerek kendi cinsiyetsiz toplumlarını kurmuşlar.

Bu roman bir bilim kurgu. Yazar Ursula K. Le Guin, romanın girişine eklenen yazısında (kitaba önsöz olarak eklendi) bilim kurguyu “düşünce deneyi” olarak adlandırıyor. Bir anlamda yaza da burada bu bilim kurgu eseri üzerinden cinsiyetsiz bir toplumun nasıl olabileceği ile ilgili bir düşünce deneyi yapıyor. 

Peki, cinsiyetsiz bir toplum nasıl oluyor? Buradaki insanlar ne kadın ne de erkek. Bunlar için “androjen” ifadesi kullanılıyor. Ama belli sürelerle erkek ya da kadın cinsiyeti geliştiriyor ve böylece kısa süreliğine de olsa kadın ya da erkek olarak üreyebiliyorlar.

Kitap yorumu: Ursula K. Le Guin - Yerdeniz Büyücüsü (Yerdeniz Serisi - 1. Kitap)

Kemmer ve kemmering

Romanın bir düşünce deneyi olarak cinsiyetsiz bir toplumda karşımıza çıkardığı birkaç kavram var. Mesela, somer, kemmer ve kemmeting. Bu gezegendeki insanların cinsiyet döngüsü var. 26 ile 28 gün sürüyor. Bu sürenin 20 – 21 gün somer yani cinsiyetsiz durumdalar. Geri kalan yaklaşık bir haftalık durumda değişim geçiriyor ve kemmer durumuna geçiyorlar. Yani bu sürede ya kadın ya da erkek oluyorlar. Bu sürede eşleri diyebileceğimiz kişiler de onlardan etkilenerek değişim geçiriyor ve bu ilişkiye de kemmering deniliyor. 

“Toplum yapıları, sanayi, tarım ve ticaretin yürütülüş şekli, yerleşim birimlerinin boyutu, hikayelerinin konuları, her şey somer-kemmer çevrimine uygun biçimlenmiş. Herkes ayda bir tatil yapıyor; hiç kimse, hangi konumda olursa olsun kemmer sırasında çalışmaya zorlanmıyor. Hiç kimse, ne kadar yoksul veya yabancı olursa olsun kemmer evlerinden dışlanmıyor. Belirli aralıklarla tekrarlanan bu azap ve tutku şenliği öncesinde her şey duruyor. Bunun anlaşılması kolay bizler için. Bizlere anlaşılmaz gelen şey bu insanların zamanın beşte dördünde hiçbir cinsel itki duymamaları. Cinselliğe yer veriliyor, hem de fazlasıyla; ama ayrı bir yer. Gethen toplumu gündelik işleyişi ve sürekliliği içinde cinsellikten yoksun bir toplum.” (s. 107)

Tabii böyle bir toplumu daha önce görmeyen ve hayatlarını sürekli ya erkek ya da kadın olarak geçiren insanlar için alışması ve bazen de anlaması zor bir toplum olabilir. Mesela, bir Gethenli 3 çocuk doğurduktan sonra bu sefer de baba olarak da birkaç çocuk sahibi olabiliyor. Yani kemmer döneminde, kemmering sözü verdiği insanla yaşadıkları ilişkide istedikleri zaman kadın ve erkek rollerini dönüşümlü olarak yaşayabiliyorlar. Ai de yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor.

“Görünüşü ve tavırları o kadar kadınsıydı ki bir keresinde kaç çocuk doğurduğunu sordum ona. Suratını astı. Hiç doğurmamıştı. Ama, dört çocuk babasıydı. Sık sık yaptığım karışıklıklardan biri. Yaşadığım kültür şoku, yılın altıda beşini hermafrodit nötr insanlar olarak geçiren bu kişiler arasında bir erkek olarak maruz kaldığım biyolojik şokun yanında solda sıfır kalır…” (s. 63)

“Bir erkek erkekliğinin dikkate alınmasını ister, bir kadın kadınlığının takdir edilmesini ister, bu dikkat ve takdir ne kadar örtülü, ne kadar dolaylı olsa da. Kış'ta böyle bir şey olamaz. Bir insan sadece insan olarak dikkate alınır ve değerlendirilir, ürkütücü bir deneyim bu.” (s. 108-109)

Bilim kurgu serisi önerisi:  Isaac Asimov - Vakıf Serisi kitap yorumları

Karhide ve Orgoreyn

Genli Ai, Gethen ya da Kış dediği bu gezegene onları Ekumen’e davet etmek için gelir. Ama gezegende de farklı ülkeler, yönetimler ve bölgeler var. İniş yaptığı ülkenin ismi Karhide ve bir kral tarafından yönetiliyor. Kendine has bir yönetim şekli var. Tabii Ai burada ilk başta başarısız olur. Çünkü düşünün ki henüz uçan araçları olmayan (en yaygın araç kayaklar ve kar araçları) bir gezegene bir uzay gemisi ile bir kişi gelir ve 80’den fazla gezegenin olduğu bir birlikten bahsediyor. İnanılacak gibi değil.

Ai burada Kral Argaven ve daha sonra sürgün edilecek Başbakan Estraven ile görüşür. Ama işler istediği gibi gitmez. Daha doğrusu beklenen de buydu. Sırada Orgoreyn isimli ülkeye geçiş var. 

Orgoreyn ise farklı hizipler birliği tarafından yönetiliyor. Başta burası Karhide’ye göre daha özgürlükçü bir ülke görünüyor. Ai için işler istediği gibi gitse de bir anda uzaydan gelen elçi kendini en çıkılmaz bir durumla karşı karşıya kalır. Hatta işin ucunda ölüm bile var. 

Çünkü dışarıdan güllük gülistanlık görünen bu ülke aslında bir türlü sıkı yönetime sahip. Bu sıkı yönetim ise gizli bir polis teşkilatı türü yapı tarafından uygulanıyor. 

“Karhide'de kral ve kiorremi, insanların yaptıklarını gayet iyi denetleyebilir ama işittiklerini pek az, söylediklerini ise hiç denetleyemezler. Burada devlet sadece eylemi değil, düşünceyi de kontrol edebiliyor. Hiç kimsenin başkaları üzerinde böylesi bir güce sahip olmaması gerek oysa.” (s. 163)

Ai öyle bir duruma düşer ki burada kurtuluşu yok. Tabii yardım hiç beklenmedik bir yerden gelir. Daha sonra bu Kış gezegeninde en soğuk, en buzul yerlerden geçen macera dolu diyebileceğimiz bir yolculuk yaşar. 

Kitap yorumu: Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli


En iyi bilim kurgu serilerden biri: Frank Herbert - Dune Serisi kitap yorumları

Zihin konuşma ve önsezi

Kış ya da Gethen denilen bu gezegende cinsiyetin olmadığı bu toplum, bir tür geleceği görme yetisi de geliştirmiştir. İnzivaya çekilen bazı grupların böyle güçleri var. Diğer yandan Ai’nin geldiği gezegenlerde ise zihin konuşma var. İnsanlar sözle değil, zihinden konuşabiliyor. Bunun en büyük özelliği ise bu zihin konuşmada insanlar asla yalan söyleyemiyor. 

“NAFAL gemilerimiz, anında aktarımımız ve zihin konuşmamız var, ama önsezileri koşum takacak denli eğitemedik henüz; bu numara için Gethen'e gitmemiz gerekiyor.” (s. 81)

Diğer yandan ise Gethen insanları da geleceği görme becerisi olan önsezi denilen şeyi geliştirmiş. İnsanlar bu inzivalara gelerek belli bir bedel karşılığında bilmek istedikleri bir soruyu soruyor. Tabii soru ne kadar doğrudan olursa cevap da o kadar doğrudan olur. 

"Bilinmeyen" dedi Faxe'nin ormanda çınlayan yumuşak sesi, "önceden görülmeyen, kanıtlanmayan, hayat bunlar üzerine kuruludur. Cehalet düşüncenin temelidir. Kanıtsızlık eylemin temelidir. Tanrı'nın olmadığı kanıtlansaydı dinler olmazdı, ne Handdara, ne Yomeshta, ne de ocak tanrıları, hiçbiri. Ama Tanrı'nın olduğu kanıtlansaydı da gene dinler olmazdı... Söylesenize, Genri, nedir bilinen? Kesin, tahmin edilen, kaçınılmaz olan sizin ve benim geleceğimize dair bildiğimiz tek kesin şey nedir?" 

"İkimizin de öleceğimiz.”

"Evet, işte, cevabı olan tek bir soru var, Genri ve o yanıtı da zaten biliyoruz. Hayatı mümkün kılan şey sürekli, dayanılmaz belirsizliktir; yani bir sonra ne olacağını bilememek.” (s. 84 – 85)

Şifgretor (shifgrethor)

Yazar bu romanla bir kavram daha tanıtıyor: şifgretor. Şifgretor’un açıklaması kitapta “prestij, yüz, yer, gurur” olarak veriliyor. Gethen’de insanlar şifgretorlarına bir şey olmaktansa ölmeyi tercih ederler. 

Belki de ondan dolayı pek savaş ve çatışma da yok. Tabii ölüm ve öldürme var ama hiç kitlesel boyutlarda değil. Belki de insanın sürekli kışta olan bir dünyada sürekli soğukla ve ölümle yüz yüze olmasının da bir etkisi bu. Ya da cinsiyetin olmamasının. 

“Gerçek şu ki Gethenliler rekabete son derece yatkın olsalar da (prestij rekabeti, vs. için sağlanan gelişkin toplumsal kanallarda görülüyor bu) çok saldırgan görünmüyorlar; en azından savaş adını verdiğimiz şeyi hiç yaşamamışlar şimdiye kadar. Birbirlerini birer ikişer öldürebiliyorlar; nadiren onar yirmişer olabiliyor ama asla yüzlerce, binlerce öldürme yok. Neden?” (s. 110)

Hain Döngüsü (Hainish Cycle) serisi

Kitabı okumadan önce bunun tek başına bir roman olduğunu düşünüyordum. Aslında ise yazarın Hain Döngüsü (Hainish Cycle) ismini verdiği bir serinin dördüncü kitabı. Mesela yazarın Mülksüzler romanı da bu serinin altıncı kitabı. Tabii okumadan önce serinin ismini duyan pek az. 

Buna ek olarak yazarın kendisi de serinin romanlarının ayrı ayrı okunabileceğini belirtiyor ki okuyanlar da bunu belirtiyor yorumlarda. Hain ismi ise bu seride geçen Hain isimli gezegenden geliyor. Serinin ilk üç kitabı bu gezegenle ilgili.

Kitap yorumu: Ursula K. Le Guin - Karanlığın Sol Eli


Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli

Hain Döngüsü Serisi

Özgün adı: The Left Hand of Darkness

Hainish Cycle

Çev: Ümit Altuğ

Ayrıntı Yayınları

İstanbul

2016

304 sayfa.

2 yorum:

  1. ‘’Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemezler. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir.’’

    Ursula K. Le Guin’den İlham Veren 10 Muhteşem Alıntı: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/ursula-k-le-guinden-ilham-veren-10-muhtesem-alinti/

    YanıtlaSil